Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yanlışların boyları

Mümtaz SOYSAL

Yanlışlar hakkında çok doğru sözler vardır. ‘‘Bir yanlış daha büyük bir yanlışla düzeltilemez’’ sözü gibi.

Başka bir deyişle, cebirdeki çarpmanın aksine, bir eksiyi başka bir eksiyle çarparsanız, artı bir şey çıkmaz; toplamada olduğu gibi, daha da eksi bir şey çıkar.

Ama, her iki halde de, önemli olan yanlışların büyüklüğüdür: İlk yanlış mı, onu düzeltmek için yapıldığı söylenen yanlış mı?

Galiba, temmuz sonunda erken seçime karar verilmiş ve yerelle genelin birleştirilmiş olmasındaki yanlışlık artık herkesçe kabul ediliyor. Böyle hem müşterek, hem de erken nitelikte seçim olmayacağı yaşanarak görüldü. Bu kararın alınışı sırasında, ‘‘Seçime kadar şunu da yapacağız, şu yasaları da değiştireceğiz’’ tarzından edilen sözlerin tutulmayışı ve gerekli yasal zemin hazırlanmadan seçime gidiliyor olması yanlışı daha da büyütmüştür. Seçim sonrasının bu bakımdan çok tartışmalı geçeceği belli.

Şimdi, iki seçimi ayırma ve geneli erteleme tartışılırken sık sık duyulan söz şu: ‘‘Tamam, başlangıçtaki karar yanlış olsa da, ayırmayı ve ertelemeyi yapmakla o yanlış tamamıyla düzelmiş olmuyor. Dolayısıyla, böyle bir yola gitmek yanlıştır.’’

Doğru. Birinci yanlışın sisteme verdiği zarar kısmen devam edecektir. Üstelik, genel seçim olacak diye bir yığın insan işini gücünü bırakmış, aday olmuş, partiler milyarlarca paralar harcanarak seçim masrafları etmişler, bayraklar hazırlatıp broşürler, duvar ilanları falan bastırmışlardır.

Ama, iki yanlışı ele alan bu doğru söz yanında, daha da doğru olduğu için atasözü mertebesine yükselmiş bir başka söz daha var: ‘‘Zararın neresinden dönülse, kárdır.’’

Atasözünün karşı karşıya bulunulan duruma uygulanabilir olup olmadığına karar vermek için, seçimler temmuzda öngörüldüğü biçimde yapılınca ortaya çıkacak tabloya bakmak gerek. Partilerin aldıkları sonuçlar ve karşılıklı durumlar bakımından değil, ülkedeki tartışmaların sona erdirilmesi açısından.

Erken seçim, genellikle, sürüp giden ve ülkeyi yönetilmez hale sokan tartışmaların bıçak gibi kesilmesi için yapılır. Bu etkiyi yaratmayan bir sonuç ortaya çıkmışsa, her şey tartışılmaya devam ediyor ve sağlıklı zemin hazırlanmadan yapılmış bir seçimin kabul edilebilirliği bile çekişme konusu oluyorsa, zarar büyük demektir: Hem erken seçimden umulan yarar elde edilmemiş, hem de edilen masraflara, yahut iki seçimin birleştirilmesinden dolayı yaşanan büyük güçlüklere karşın, yeni tartışma zeminleri yaratılmıştır.

O zaman, iki zararı karşılaştırmak gerek: Seçimin böylece yapılmasıyla oluşacak zarar ile ayırma ve ertelemenin yaratacağı zararın karşılaştırılması. Eğer birincisi ikincisinden daha büyükse, o zaman ikincisi, ‘‘büyük yanlış’’ olmak şöyle dursun, ‘‘yanlış’’ olmaktan bile çıkar, ‘‘kár’’a dönüşür.

O halde, ayırma ve ertelemenin yarar ya da zararlarını, Yüksek Seçim Kurulu'nun boşa gitmiş çabaları, kampanyanın kişilere ve partilere şimdiye kadar getirdiği masraflar ya da şu ya da bu partide yaşanan hayal kırıklıkları ötesinde, 2000'li yıllarla başlayacak olan siyasal yaşamın geleceği açısından derinliğine düşünmek gerekiyor demektir.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI