Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yanlış yaklaşım...

Oktay EKŞİ

Bu sırada herkes her şeyi fıkra ile anlatmaya merak sardı ya... Biz de hükümetin ‘‘irticaya karşı mücadelesi’’nin, hani şu kırk haramilere karşı kervanı koruyan adamın hikâyesine benzediğini söyleyelim de sonra devam edelim:

Biliyorsunuz kırk haramiler önce kervanı soyup soğana çevirmişler. Sonra ‘‘Yok mu bu kervanı koruyan kimse?’’ diye sormuşlar.

Muhafız çaresiz ortaya çıkmış. Onun üzerine kırk haramiler teker teker adama tecavüz etmeye başlamışlar. Ama adamda ne ses var ne itiraz!

Derken sıra kırkıncı haramiye gelince adam:

Yeter be! demiş, ayağa kalkmış, bir hiddet, bir savlet! Kırk haramilerin tamamını kılıçtan geçirmiş.

Kervan kurtulmuş, yolculuk bitmiş. Muhafız parasını aldıktan sonra kervan sahibine:

‘‘Bir sonraki yolculukta da kervanı korumamı ister misin?’’ diye sormuş. Kervan sahibi:

‘‘İyi de, demiş, ‘‘ya bu defa kervanı soyanların sayısı 40'tan az olursa?’’

Şimdi bakıyoruz, hükümetimiz de, irtica bacayı sardıktan sonra harekete geçti: Bir hiddet, bir savlet! İrtica ile mücadeleye başladı:

Ancak hikâyedeki gibi çare muhafız kiralamakta değil, yolun haramilerden tamamen temizlenmesindedir.

Nitekim yapılanlar bize, konuya yanlış yaklaşılmış gibi geliyor. Örneğin Belediye Başkanları hakkında enti püfden gerekçelerle ‘‘görevden alma’’ işlemleri uygulanıyor. Oysa o tür işlemleri iptal eder. İşlem emrini veren mahcup olur. Öteki daha da güçlenir.

Kaldı ki hukukun ve kamu vicdanının kabul etmeyeceği bir suçlama ve cezalandırma, kime karşı yapılırsa yapılsın tepki çeker. Onun bedeli ağır olur.

O nedenle dokuz aydır elini kımıldatmayan İçişleri Bakanlığı'nın maksadı eğer irtica ile mücadeleyi sabote etmek değilse çizgisini doğru koymalı, yaptığı işlemleri ciddi gerekçelere dayamalıdır. Yoksa bu tür yaklaşımla 27 Mayıs sonrasının ‘‘köpek davası’’ ve ‘‘bebek davası’’ yanlışı yapılmış olur. O zaman DP'lileri küçük düşürmek isterken güçlendirmişlerdi.

Örneğin öğreniyoruz, 300 belediye yakın takip altına alınıyormuş. Kaymakamlar ‘‘Kadın eli sıkıyor mu sıkmıyor mu?’’ süzgeciyle inceleniyormuş. Belediye başkanları, kendi taraftarlarını belli görevlere getirdi mi getirmedi mi diye soruşturuluyormuş.

Oysa belediye başkanları sadece ‘‘RP'ye yakın vakıflara bağış yapma karşılığında kaçak inşaatlara onay verdikleri için’’ yargıya gönderilseler, pek çoğunun hakkından gelinebilir. Ama bir şart var: Öteki tencereye ‘‘dibin kara’’ diyecek tencerenin, önce kendi dibinin temiz olması lazım.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI