"Ayşe Aral" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral

Yanlış numara

Bu nasıl bir kâbustur yahu; aranızdan “yok bana olmadı, benim başıma hiç gelmedi” diyeniniz de yoktur kesin.

Şöyle olur; sevgili gider, gideni unutmak bazen zaman alır, bazen de gitmesi için çevirdiğin türlü dolaplar işe yarar, “oh gitti” diye rahata erersin.
Zaman geçer, gün gelir, canın yine aşk, heyecan ister, başlarsın bakınmaya, başlarsın gözlerini daha bir açmaya.

Bazen balık oltaya çabuk takılır, bazense ne yem taksan yiyip yutacak biri kolayca bulunmaz.

Kolayca bulamayınca, uzun süre yalnız kalınca alır seni bir sinir, etrafta mutlu mutlu gezenlere, elleri birleşiklere gözün takılır, kıskanırsın, “eh hadi ama nerede benimki, artık çıksın gelsin” dersin.

Ve beklenen an gelir; yine şanslısındır, bir tesadüf eseri heyecan gelir, kapını tıklatır. Açar buyur edersin, helal süt emmiş olsun diye de dua.

Başlarsın yine ellerinle yuvayı yapmaya, başlarsın elin insanına kendini sil baştan anlatmaya… Emek verirsin ilişkin için, hata olmasın, büyü bozulmasın istersin.

Ama olan olur, her şey yerli yolunda giderken gecenin bir saati telefonun çalar ya da bir mesaj gelir.

Bir yakınıma bir şey mi oldu, arayan kim diye merakla kaparsın telefonu. Bir bakarsın arayan eski sevgili ya da eski koca, hatta belki de işyerinden seni uzun zamandır beğenen biri ya da ortak bir arkadaşın bir zamanlar sana tanıştırdığı biri.

Mesaj desen o da aynı; ya eski sevgiliden ya eski kocadan ya da dedim ya seni bir süredir arzulayan birinden.

Suratın alı al, moru mor olur, yanındaki de hemen atlar; “Kim o?”

“Ay kem küm şey…”

Ne diyeceğini bilemezsin, sıkılır mıkılır, bahaneler ararsın, ne halt etsem şimdi diye.

Hep böyle olur zaten; hayatında kimse yokken “ah şu telefon çalsa, bir mesaj gelse eskilerden, biraz adrenalin…” derken ne arayan olur ne soran; ne zaman hayatına biri girer, kokusunu almışçasına tüm exler ortaya çıkar.

Yanındakine de kızmak, “sen karışma” demek de olmaz, “ya onunkiler arasa sen ne yaparsın?” düşüncesi gelir aklına.

Gıcık olurdun, adamın içine ederdin, bin laf söylerdin; “Demek unutulmadın, aranıyorsun devamlı. Eh arandığına göre sen de onu arıyorsun kesin. Madem masumsun, hemen mesaj at; “ben artık bilmem kimleyim, beni rahatsız etme” de!

“Beni arama” de! Hatta al telefonu eline, kendin yaz bir mesaj; “Ben Fatma, sakın ha rahatsız etme benim sevgilimi bir daha zaten kendisi de şu anda duşta!”

Biz kadın milleti üretken olduğumuzdan bizim adamı bir ex arasa; aman Allah derim, sakın aramaya kalkmasın.

Ama işte zavallı adamlar bizim gibi cadılaşamıyorlar, acıyor insan onlara da.

En fazla bir kavga, iki laf sokmaca, akabinde de artan adrenalin; kıskanıp daha da sıkıca sarılmaca kadınına.

Diyeceğim şu ki; kardeşim aramayın hayatınızdan geçmişleri, gömün kalbinize, yaralamayın yeni ilişkileri.

Ya da madem arayacaksınız; beklemeyin hayatımıza birinin girmesini, pişmanlığın da bir zamanı, hududu, süresi var ama değil mi?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI