Yanlış küreselleşme 11 Eylül'le çöktü

Hürriyet Haber
15.11.2001 - 01:59 | Son Güncelleme:

ABD'li küreselleşme uzmanı, ekonomist ve yazar Jeremy Rifkin, 11 Eylül saldırısı ile küreselleşmenin çöktüğünü söyledi. Rifkin, ‘‘Dünyaya tepeden aşağıya bir küreselleşme dayatılmıştı. Bu dayatmanın ne kadar yanlış olduğu bu saldırı ile anlaşıldı’’ dedi.

Dünyanın ikinci büyük, Avrupa'nın en büyük kalite kongresi olan 10. Ulusal Kalite Kongresi dün başladı. Kongre'nin açılışında bir konferans veren ABD'li küreselleşme uzmanı, ekonomist ve yazar Jeremy Rifkin, 11 Eylül saldırısı ile yanlış seyreden küreselleşmenin çöktüğünü, başka kültürleri ve özellikle de İslam'ı hiç önemsemeyen Batı'nın bu saldırıdan sonra İslam'ı tanımaya başladığını söyledi.

Terörist saldırının, yapanları elbette en büyük insanlık suçunu işlediklerini ve mutlaka cezalandırılmaları gerektiğini belirten Rifkin, ‘‘Ancak şu da bir gerçek ki, dünyaya tepeden aşağıya bir küreselleşme dayatılmıştı. Bu dayatmanın ne kadar yanlış olduğu bu saldırı ile anlaşıldı. Çünkü bu şekildeki küreselleşmeye karşı tepki, (kendi kimliğini kaybetmek istemiyorum) şeklinde yükseldi. Bence globalleşme için kültürel çözümler bulunmadıkça tam güvenlik hiçbir zaman sağlanamaz’’ dedi. Bu aşamadan sonra İslamiyet'in ağırlık noktasını anlamak gerektiğini kaydeden Rifkin, Blair, Clinton, Bush gibi liderlerin, Adam Smith ve Karl Marx'ın çok önemli bir hataları olduğunu söyledi ve şöyle konuştu:

‘‘Onlar ticaretin ya da ekonominin birincil iş olduğunu sandılar. Halbuki ticaret birincil değildir. Önce ekonomi sonra kültür olmaz. Önce hükümet sonra kültür de olmaz. Her zaman önce kültür dil, davranış vardır. Diğerleri sonra gelir. Bunu Berlin Duvarı yıkılınca da anlamıştık ama unutuldu. Eski demirperde ülkelere giden tüccarlar iş yapmakta çok zorlandılar. Çünkü orada kültür ticaret için uygun zemin yoktu. Öyleyse kültür varsa ekonomiyi de hükümeti de yeniden kurabilirsiniz. Ama tersi mümkün değil.’’

Rifkin, Batı ile İslam Medeniyeti arasında sıkı bir söyleşi-diyalog kurulması gerektiğini bunu de en yapabilecek ülkenin Türkiye olduğunu ileri sürdü. Rifkin bu konuda şunları söyledi: ‘‘Çünkü Türkiye yüzde 50 Batı, yüzde 50 İslam kültürünü sahiplenmiş, laiklik, demokrasi gibi Batılı değerlere bağlı tek ülke. Bunun için ABD, BM, AB ve sizin hükümet yetkilileriniz hareket geçmeli. Türkiye kendi içinde yaşattığı kültürel çeşitliliği koruduğu sürece hızla gelişecek.’’

Rifkin, Küreselleşme sürecinde kültürlerin baskı altında kalmasının tepkisel hareketler doğurduğunu bunların çoğunun da organize suç örgütleri, ya da terörist hareketler olduğunu belirtti. Rifkin, sivil toplum örgütlerinin etkinleşmemesi halinde bu tür zararlı ve yasadışı kuruluşların dördüncü sektör olarak güçleneceklerini savundu.

DEVRİM OLUYOR

Rifkin, konuşmasında dünyada klasik pazar alışverişinden, networklere ve erişime yönelik bir evrim yaşandığını bunun da çok büyük bir ekonomik devrim getireceğini söyledi. Rifkin, bu sayede satın almak ve mülk sahibi olmak yerine, kullanmak ve karşılığında aidat ödemek gibi bir sistemin büyüdüğünü, bunun otomobilden müziğe kadar yayıldığını anlattı.

Rifkin, ‘‘Pazar kapitalizmi, erişim network‘ünün yanında ikinci planda kalacak’’ dedi. Yeni ekonomik sistemde önceliğin iletişim teknolojilerinde olduğunu, bu teknolojilerin ışık hızıyla herşeyi değiştirdiğini kaydeden Rifkin, şunları söyledi: ‘‘Pazar kapitalizminden network'e geçiyoruz. Kárlar, marjlar ortadan kalkıyor. Işık hızıyla hareket eden küresel ekonomide herşey başka şeye dönüşüyor. Sahip olmaktan erişime, coğrafyadan siber uzaya geçiyoruz.’’

Yahudiyim ama Muhammed’i okuyorum

Jeremy Rifkin, kültürel çeşitliliğin korunmasının önemini vurguladıktan sonra, ‘‘Utanarak söylüyorum. 11 Eylül'den önce ben İslam konusunda tam bir cahildim. Benim gibi birçok Batı aydını da cahildi. Dünya nüfusunun yüzde 20'sinin inandığı bir din ve kültür hakkında cahil kalmıştık. Şimdi öğreniyoruz. Ben bir Yahudiyim ama şimdi Muhammed'i okuyorum. Onun hoşgörüsünü ve çoğulculuğu savunmasını, dayatma ile kabule karşı oluşunu okudukça şaşırıyorum’’ diye konuştu.

Özilhan: Devlet hesap verebilmeli

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan Ulusal Kalite Kongresi'nin bu yılki ana temasını ‘‘Sivil Toplum Kuruluşları ve İyi Yönetişim’’ olduğunu hatırlatarak,‘‘Şeffaflık ve hesap verebilme, örneğin Türkiye‘de kamu sektörünü kemiren yolsuzlukların ve toplumsal kirlenmenin önüne geçmenin tek yolu olarak görülüyor. Şeffaflık ve hesap verebilme düzeyinin geri olduğu ülkelerde ekonomik performans da düşük oluyor. Yolsuzluklar haksız rekabete yol açıyor. Kaynaklar verimsiz kullanılıyor. Yatırımlar pahalılaşıyor. Bozulan rekabet ortamı ve artan maliyetler yabancı sermaye girişini azaltıyor’’ dedi. Özilhan, Türkiye‘nin içinde bulunduğu kriz ortamının bir dizi yapısal reformu toplumun gündemine getirdiğini reformları yapıp sistemin işleyişini kökünden değiştirmekle krizlerin tekrar etmesinin önüne geçebileceğini anlattı. Özilhan reformları yapabilmek için de sivil toplum örgütleri ve iyi yönetişim temasının önem kazandığını belirtti. Özilhan, birçok ülkede devletin hukukun üstünlüğü ve katılımcı demokrasi etrafında, meşru bir yönetim, istikrarlı siyasi kurumlar, sorumlu ve hesap verebilir bir bürokrasi ve istikrarlı bir piyasa ekonomisi oluşturmak üzere yeniden yapılandığını, bu yeniden yapılanmanın da aynı zamanda devletin yurttaşlarıyla bambaşka bir ilişki içine girmesi, yönetim zihniyetini kökünden değiştirmesi anlamına geldiğini belirtti.

Kalite yarışı finali bugün

10. Ulusal Kalite Kongresi'nde Kalite Ödülleri bugün sahiplerini bulacak. Büyükler kategorisinde Aygaz, Borçelik, Erdemir, Teklas Kauçuk yarışıyor. KOBİ kategorisinde ise Eczacıbaşı Banyo Küvetleri, Emar Satış Sonrası Müşteri Hizmetleri, SKF Türk Sanayi ve Ticaret A.Ş. ödül almak için heyacanlı bekliyor.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı