Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yangına körükle giden kim?

Maksat üzüm yemek olmayınca en temel konularda bile birbirimizi dövmeye bayılıyoruz.

Başbakan Tayyip Erdoğan dün 11. Dış Ticaret Haftası toplantısında bir konuşma yaptı. Biz medya mensupları dahil birçok kesime isim vermeden verdi veriştirdi.

Fakat konuşmasının bütününde aslında "uyarı" mesajlarını kısmen de olsa almış izlenimi verdi.

Referans’ın geçen hafta ortası hükümeti kriz karşısında kayıtsız davranmakla suçlayan "Daha ne bekliyorsunuz?" manşeti iş dünyasında epey yankı buldu.

Çünkü hükümet kanadından gelen "bize bir şey olmaz" havasındaki açıklamalar hemen herkeste benzer bir kaygıya yol açtı.

Bu yüzden TÜSİAD’dan TOBB’a tüm sivil toplum kuruluşları hükümeti krize karşı daha tedbirli olmaya çağırdı.

Çünkü en azından son iki haftadır hükümet kanadından yapılan açıklamalara bakılırsa küresel finans krizinin vahametinin iyi anlaşılmadığı ortaya çıkıyordu.

Daha bu hafta sonu Eskişehir’de yaptığı konuşmada ne diyordu Maliye Bakanımız Kemal Unakıtan ; "Orada yangın çıkmış, adamlar yangın çıkınca itfaiye arabalarını almış gidiyor. Bizde yangın yok. Biz de itfaiye arabalarıyla sağı, solu sulayalım mı?"

Haksızlık etmeyelim Unakıtan o konuşmasında "biz asgari şekilde bu krizden sıyırmak istiyoruz, bunun için de kendimize has tedbirleri alıyoruz" diyor fakat herhangi bir ek tedbir yerine hükümetin bugüne kadar zaten yapmayı vaat ettiği şeyleri sayıyor.

Sorun da burada.

Hükümet mevcut ekonomi politikalarıyla hele de yerel seçimlere giderken bu olağanüstü günlerde kimseye gerekli güveni vermiyor-veremiyor.

İşin ilginci başbakan bu konuda çaba sarf etmek yerine "proaktif tedbirler alın" diyenleri "kriz goygoyculuğu" ile suçluyor.

Aynen aktarıyorum: "Açık söylüyorum, bu ülkede dört gözle kriz bekleyenler var. Krizlerden siyasi ya da maddi çıkar umanlar ve bunun için ellerini ovuşturanlar var. Bunları milletim çok iyi biliyor, çok iyi tanıyor."

Şimdi bu mudur bu zor günlerde bir başbakanın takınması gereken üslup.

Madem açık konuşuyor bari isimlerini de versin de bilelim şu kriz çıkacak diye ellerini ovuşturanları!

Başbakanın bu açıklamasını dinledikten sonra şuna kesinlikle bir kez daha inandım, Türkiye’de ekonomik bir kriz küresel dalgalanmadan dolayı değil, olsa olsa en zor günlerimizde bile insafsız kavgalardan vazgeçemediğimiz için çıkar.

Ne yani şimdi TÜSİAD ve TOBB hükümeti ek tedbirler almaya çağırırken aslında "kriz çıksa da şu hükümet devrilse" diye mi hareket ediyor.

İş dünyasının en etkili ve en geniş örgütlerine bir başbakan dış ticaret haftasında bu kadar haksız bir ithamda nasıl bulunur?

Bulunursa aynı iş adamlarından "biz istikrar ve güven için buradayız, bize güvenip yatırıma devam edin" çağrısına uymalarını nasıl bekleyebilir?

Hükümetin devrilmesi için krizden medet uman bir takım zavallılar elbette olabilir. Fakat ülkesinde milyarlarca dolar yatırım yapmış onbinlerce insan istihdam sağlayan bir iş adamının böyle bir şeyi aklından bile geçirmesi mümkün olabilir mi?

Son günlerde hangi işadamıyla konuşsam aynı şeyi söylüyor, "Allah 2001 krizinde toplu işten çıkarmalara kadar giden o felaket günlerini bir daha hiçbirimize yaşatmasın!"

Bundan daha anlamlı bir yaklaşım olabilir mi?

Eğer iş dünyası olup bitenler karşısında tedirginse bunun en önemli sebebi yanlarında çalışan binlerce insanın sorumluluğu. Son iki yıldır işler zaten çok iyi gitmiyordu. Şimdi bir de bunun üzerine global finans krizi eklendi. Hükümet bu tedirginliği gidermeyecekse ne iş yapacak. Yaptığı icraata kimi nasıl inandıracak?

Unakıtan "bizde yangın yok itfaiye arabalarıyla sağı solu mu sulayalım?" demişti.

Erdoğan ise dünkü konuşmasında "Eğer bir yerde yangın varsa, yangını söndürmek tabii ki itfaiyecinin görevidir"  diyerek dışarıdaki yangının her halükarda bize de sıçrayacağını kabul etti.

Fakat yapılan uyarıları yangına körükle gitmeye benzetti: "İtfaiyeci göreve gittiği zaman kusura bakmayın benzin pompasıyla gitmez, su pompasıyla gider. Bunlar benzin pompasıyla gidenlerden. Hamdolsun şu ana kadar bu noktada ciddi bir sıkıntı henüz yok, ama ne diyorum? 'Olmayacak' demedim, demiyorum. Ama bunu biz en az zararla inşallah atlatacağız."

Başbakanın bu temennisine "inşallah atlatamayız" diyen çıkar mı?

Birkaç marjinal dışında iş dünyasında hiç zannetmiyorum.

İyi ama Erdoğan’ın en yapıcı olması gereken bir zamanda bile böylesine kavgacı ve kırıcı konuşmasından sonra gönül rahatlığıyla bu temenniden öteye geçmeyen duaya "amin" diyen çıkar mı?

Her söylediğine körü körüne bağlanmışlar dışında, yine hiç zannetmiyorum.

Krizin finansal olmaktan çıkıp güven bunalımına dönüştüğü ve dalga dalga tüm dünyayı etkisine aldığı şu günlerde bizim için esas sorun da bu zaten!

X