"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Yalın’ın hayatındaki 7 F

Şarkısı Zalim, 20 gün içinde satış rekorları kırdı. Uzun zamandır böyle bir pop patlaması yaşanmamıştı. O yüzden herkesin ilgisi onun üzerine yoğunlaştı.

O kim? Siz Yalın diye biliyorsunuz ama aslında o Hüseyin. Adı Hüseyin soyadı Yalın. Hemen yanlış hayallerin peşinde koşmayın, o son derece düzgün bir çocuk. Hepimizin ailesinde var olan kardeşlerimizden biri gibi. Popçu-popçu durmuyor, tuhaf acayip şeyler giymiyor. Üstelik star eğilimleri de yok, sıkılıyor filan bu. Fotoğraf çektirmekten hoşlanmıyor, poz vermeyi sevmiyor, ‘Bitse de gitsek’ havasında. Ama kafası çalışıyor, Saint Michel mezunu, üniversite öğrencisi, ailesiyle yaşıyor, tek çocuk, gitar çalmasını biliyor, poz olsun diye elinde tutmuyor. Bu röportajı yaparken hayal bile edemeyeceğim bir sürprizle karşılaştım. Hepimizin ‘Vay be!’ diyerek izlediğimiz Yalın, meğer bizim Ferai Tınç’ın yeğeniymiş. Üstelik bu kadarla da kalmıyormuş, Ferai’nin üç tane kız kardeşinin adı da F ile başlıyormuş, annesinin ve babasının da. E bir de hep birlikte Florya’da yaşamışlar İtalyan aileleri gibi. Etti mi 7 F. Röportaj, birdenbire Da Vinci’nin şifresine dönüştü! Hayalim bütün F’leri Yalın’ın arkasına saz heyeti gibi toplamaktı. Takdir edersiniz ki imkansızdı, olamadı. Belli mi olur bir gün olur, çok da şeker olur. Ortada Yalın’la birlikte ailenin direği 75 yaşındaki Feriha Hanım duracak ama...

Çocukluğunuzdan aklınızda kalmış bir kare? Herhangi bir kare? Evdesiniz, bahçedesiniz, sokakta oynuyorsunuz...

- Mutlu bir çocukluk benimki. Babam eve gelince, sigortacı olmuyor, eline gitar alıp çalıyor, Enrico Macias şarkıları söylüyor, annem de ona eşlik ediyor. Ya da kuzenlerimle birlikte anneanneme sürpriz doğum günü partisi hazırlıyoruz, bütün aile makyaj yapmış, kılıktan kılığa giriyoruz. Tek çocuğum ama dolu kuzenim var benim. Onlarla büyüdüm.

Olay nerede geçiyor?

- Florya’da. Bir sayfiye yeri gibi o zamanlar. Ara sokaklarda ufak motosikletlerle, vespa’larla dolaşabiliyorum. Dedem öldüğü için aileyi bir araya toplayan anneannem. Bütün herkes etrafında odaklanıyor.

Bütün herkes kim?

- Teyzelerim, kocaları, çocukları. Annemler dört kız kardeş. Bir teyzem de sizin gazetenin yazarı Ferai Tınç. O Cihangir’a taşınınca hepimiz bu taraflara geldik. Ama çocukluğum Florya’da geçti. İtalyan aileleri gibiydik. Bizde ailenin anne tarafı birbirine çok kenetlenmiştir. Özellikle 75 yaşındaki anneannem bir tanedir...

Bugünkü Yalın’a ne diyor anneanne?

- Hoşuna gidiyor. Ama bu türlü Powertürk’te çalan Zalim’e denk gelemiyor. ‘Anneanne, kanalı şöyle ayarlayacaksın’ diyorum. Acayip bir kadındır. Dame de Sion mezunu, 7-8 dil bilir. Bana Fransızca’yı öğreten de odur. Saint Michel’de okurken, beni o çalıştırırdı. Adı Feriha. Dedeminki de Feridun...

İkisinin ismi de F harfiyle başlıyor. Ne tesadüf!

- Sadece ikisinin olsa iyi! Teyzelerim de Ferda, Ferai ve Ferhunde. Annem de Figen. Ve olay Florya’da geçiyor. Bizim ailede F çok!

Ailedeki bu F saplantısının sebebi ne?

- Ben nereden bileyim!

Peki bütün bu F’ler bir araya gelip, fotoğraf çektirirler mi?

- Bir dene. Ama hayatta kabul etmezler!


Kısa, başarısız ilişkilerin insanıyım


İnsanlar isimleriyle özdeşleşirmiş ya, siz de öyle misiniz?

- Albümü dinleyen, klibi izleyen pek çok kişi, ‘Yalın’ ismiyle beni özdeşleştirdi. Benim şatafatla işim yok. Parlak ve süslü yaşamam, öyle hayaller kurmam, öyle müzik de yapmam. Ben yalınım, kişiliğim yalın, ürettiğim bu albüm de yalın. Ne var ki, ben Hüseyin...

O ne demek?

- Adım Hüseyin, soyadım Yalın demek!

Peki soyadınız neden Yalın? Çok rastlanan bir soyad değil. Pekala Yılmaz ya da Öztürk olabilirdi. Özel bir hikayesi var mı?

- Soyadı kanunu çıktığı zaman Atatürk, Samsun’a geliyor. Bir yemek sofrasında da, babamın dedesi onunla tanışma şerefine erişiyor. Atatürk ona, ‘Senin soyadın Yalın olsun’ diyor, ‘Çünkü öyle bir adamsın...’

İsminizin hilafına karmaşık şeyler düşündüğünüz olur mu?

- Olur tabii...

Kişiliğinizi yalın dışında başka hangi sıfatlarla tanımlarsınız?

- Sakin bir insanım. Ya da şöyle diyelim: Dıştan çok sakin duran ama içinde büyük heyecanlar yaşayan. Sonra, tutkuluyum. En büyük örneği de bu albüm. İnat ve azimliyim. Bir de hayalci.

Peki ün, şöhret gibi kavramlarla aranız nasıl?

- Pek iyi değil. Şarkımın benden önce meşhur olması beni rahatlattı. Bu tam olarak ne bir plan ne de tesadüf. Doğal ve normal gelişti. CD’yi bitirdik, test etmek için radyolara verdik. Üzerinde sadece Yalın ve Zalim yazıyor. Fotoğraf filan da yok. Yeni şarkılar radyolarda günde 3, 5 kez çalar, Zalim 10 kere çalmaya başladı. Bunun bir pazarlama stratejisi olduğunu iddia edenler var. Tabii istedikleri gibi düşünmekte özgürler ama bunu bu hale getiren basın. Onlar bu gizemi sevdiler...

Herkesin belli kurallara uyarak ‘star’ olmak için kendini yırttığı bir ülkede, sadece bir şarkıyla patlamanızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Şarkı güzelse ve siz onu güzel söylemişseniz iş bitmiştir. Gerisi palavraymış.

O şarkıda sizce insanları en çok etkileyen cümle hangisi?

- ‘Gelip de bir tanem olmaya ne hakkın var?’ En sihirli laf bence bu. O bir zalim, ama aynı zamanda benim bir tanem, iki duygu bir arada. Ki genellikle aşk böyle yaşanıyor...

Çok gençsiniz, bu Zalim şarkısını yazacak duyguları hangi arada biriktirdiniz?

- Beste yapmak, söz yazmak için bence kafa patlatmak gerekiyor. Konsantre olmak gerekiyor. Duyguları anlatacak uygun kelimeleri, sıfatları, cümleleri bulmak gerekiyor. Biraz da matematik var işin içinde. Beni Boğaz Köprüsü’nden atlatacak kadar büyük bir aşk yaşamadım yani. O kadar yara da almadım...

Uzun, başarılı ilişkilerin mi, kısa, başarısız ilişkilerin mi insanısınız?

- Kısa başarısız ilişkilerin insanı! Çabuk sıkılırım. Koç burcunun tipik özelliği. Bir insanın bir hareketi beni sıktıysa, hislerim değişmeye başlar.

Başarısızlıkla sonuçlanmış bir aşk hikayeniz var mı?

- Var tabii. Aşk hikayesi denilen şeyin zaten öyle olması gerekmiyor mu?

‘Zalim’i benim için yazdı’ diyenler var mıdır şu anda?

- Varmış. Oysa, alakası yok...

Kızların beğendiği biri misiniz?

- Bilmem. Kızlar konuşmayı sever. Dinlemeyi severim. Onlar da gitar dinlemeyi sever. Galiba beğendikleri biri olmayı becerdim...

Ya sizi şarkınız kadar sevmezlerse...

- Kızlar mı, insanlar mı?

Her ikisi de. Bu durum korkutur mu sizi?

- Biraz. ‘Bir daha Zalim gibi bir şarkı yapamaz’ diyenler yüzde 50, ‘Yapar’ diyenler de yüzde 50. Onları şaşırtmak benim elimde.

Son 20 gündür hayatınızda ne tür değişiklikler var?

- Bakkala gidiyorum: ‘Yalın Bey günaydın!’ diyorlar. Benzinciye giriyorum: ‘Abi sürekli albümünü dinliyoruz.’ Universal’in en çok satan albümler listesinde dördüncüymüşüm. Guns and Roses’dan sonra! İngiltere’deki Universal’cilerle tanışmaya Londra’ya gittim. 20 gün önce bunları hayal bile edemezdim.

Bir arkadaşım sizi ekranda görüp, ‘Ay bu benim kardeşim gibi bir şey!’ tanımını kullandı. Alınır mısınız böyle bir şeye?

- Yok canım. İnsanların beni kabullenmesi hoşuma gider. Belki de doğal olduğum için böyle bir sahiplenme var. Ben yapmacık değilim, oyun oynar halim yok. Albümüm de öyle. İçimden geldiği gibi şarkı söylüyorum...
X