"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Yalıkavak yol-deniz-trafik haberleri

1- Yollar iki senedir delik deşik ve felaketti. Ortada yol çizgisi yoktu. Allah’a emanet gidiyorduk. Nihayet bu sene yollar mis gibi yapıldı, çizgiler çekildi. Fakat anlıyorum ki sorun yollar değilmiş.

Bizim insanımızda komple yapım hatası var. Trafikte arızalanıyor iyice, ne çizgi tanıyor, ne kural, ne sağ ne de sol.

Sürücüler felaket! Ya illa en ortadan en önce o gidecek karşıdan geleni filan asla takmadan ya da mutlaka senin üstüne çıkacak.

Cezayı umursamıyorlar anladık, ama hem kendi hayatını hem başkasının hayatını umursamamak ciddi bir hastalık. Hayır içkili filan olması da gerekmiyor, değiller de. Kafalar uçmuş.

Buna nasıl bir çare bulunur bilmiyorum, ama bu yaz kazalarından çok korkuyorum!

2- Her sene yazıyorum, yine yazacağım. Bazı tekneler sintineyi alenen denize bırakıyor. Özellikle Yalıkavak-Gündoğan arasından geçerken tüm pisliklerini bırakıp öyle gidiyorlar. Yazınca da bin tane laf ediyorlar. Hem suçlu hem güçlü diyoruz bunlara.

Sürekli gözlemliyoruz ve isyan ediyoruz. Bu işin kuralı ve ciddi cezaları var. Kurallar var ama ne kurala uyan var, ne de belli ki doğru düzgün takip eden. Oh maşallah demek istiyorum!

3- Deniz kirliliği ile ilgili teknelerin dışında bazı sitelerden de şüphe ediyorum. Korkarım bu konuda çok daha ciddi bir denetim gerekiyor. Denize, doğaya verilen zarar akıllara zarar. Yazıklar olsun bunu yapanlara. Eğer yetkililer bana ulaşırsa bazı yerlerde çektiğim nahoş fotoğrafları paylaşabilirim!

4- Hayalim yapılan tüm sitelere zorunlu ağaç dikme şartı koşulması. Hem de sadece kendi bahçelerine ve site sınırları içine değil, başka boş ve kurak her alana. Eğer bir ev veya site yapılıyorsa, belli bir alanı da zeytinlendirsinler mesela. Bu bir Yalıkavak yeşil kanunu olsun. Hem zeytin her şart altında durur ayakta.

Dertsiz, yüksüz, verimli ve sağlam bir ağaçtır. Üstelik buraların doğal efendisi.

Çok yakışır zeytin buraya.
Yonca
“yeşil”

Yalıkavak sanat haberleri

Marinamız Palmarina Yalıkavak büyümüş.

Bayılıyorum Palmarina’da öylesine bile olsa dolaşmaya.

İster otur keyifle bir şeyler ye iç, ister galerileri gez, gözün gönlün açılsın. Yürüyüş için de harika. Hatta oraya park edip Küdür tarafına koş-gel yapmak için de ideal bir parkur. Gel-git 8 km ediyor. Sabah gündoğarken, akşam da günbatımında koşmaya doyum olmuyor. Ah bir de ben yürüyüp koşabilsem yine.

Ama az kaldı. Yakında yürürüm.

Çok güzel galeriler var Palmarina’da. Sanat var Yalıkavak’ta.

Hele Tevfik Türen Karagözoğlu’nun Derin Mavi’si benim için Yalıkavak’ın vazgeçilmezi. Gelir gelmez soluğu orada alıyorum. Seramik narlar, kaftanlar, kuşlar, balıklar derken bu sene bir de rengarenk evler yapmış.

Mumluk olarak kullanılabilecek şekilde ve nasıl güzeller anlatamam. İnsanın hepsini birden alası geliyor. Evimizde minik bir Tevfik Karagözoğlu koleksiyonu olmaya başladı acayip keyif alıyorum.

Bir de ressam Reyyan Somuncuoğlu kendi tablolarının yanı sıra Süleyman Saim Tekcan ve Bülent Demirağ’ın da eserlerinin yer aldığı Somart Shop’u açmış. Sanat dükkanı fikri öyle hoşuma gitti ki!

Süleyman Saim Tekcan’ın bronz heykelleri ve özgün baskılarını, Bülent Demirağ’ın Ege mitolojisinden esinlenilmiş bronz heykellerini gördüm, bakmaya doyamadım.

İnsanın burnunun dibinde bu kadar güzel sanat eserini bir arada görebilmesi, hele de yaz ortasında görebilmesi, gerçekten büyük nimet. Üstelik galerileri beraber gezdiğimiz Fransız misafirimiz resmen Türk sanatını ve mütavazılığını görünce şoka girdi.

Hele de Yalıkavak gibi küçük bir yerde bu kadar güzel sanata ulaşmak, adamı şaşkına çevirdi. Türkiye’de yeni yeni bilinmeye başlayan Exlibris sanatından da örnekler vardı Somart Shop’da, bu da şaşırtıcıydı.

Palmarina’nın dışında Yalıkavak içinde bir de Zeki Kaba’nın atölyesi var. Müthiş tablolarını yaptığı atölyesi de, tabloları da öyle güzel ki. İçim gidiyor!

Sanat rotanız Yalıkavak olsun.

Yonca
“sanaRt”

Knidos bekle bizi!

Haftaya ailece Datça Knidos’dan başlayarak Ege’de tura çıkıyoruz.

Dört bin gözle bekliyorum yeniden binlerce yıllık Knidos’la kavuşmayı. Yıllar oldu gitmeyeli.

Hele de Titanic için röportaj yaptığım Bob Ballard’la öyle çok Knidos’u konuşmuştuk ki, hasretim ve merakım iyice kabarık.

Size heyecanla Knidos gözlemlerimi anlatacağım!
Yonca
Ege kuşu”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI