Yalçın Bayer: Tekel'in dağıtımında oyun bitmiyor

Yalçın BAYER
Haberin Devamı

ÜÇ yıl önce Tekel Genel Müdürlüğü, bünyesindeki toptan dağıtıcılığını illerdeki Bakkallar Odalarına verdi. Biz de Zonguldak Bakkallar Odası olarak tekel dağıtımını iki yıl başarılı şekilde yaptık. 1999 Kasım'ında yeni bir ihale yapıldı. Bu ihale % 51 Bakkalar Odaları'nın olmak koşuluyla şirketlere tercihen verildi. Ne hikmetse 79 ilde Bakkallar Odaları'na verilen tekel dağıtımı Zonguldak'ta sadece beldede kurulu bir şirkete verildi. Bunun üzerine oda olarak Bakan Rüştü Kazım Yücelen'e müracaat ettik ve bu işin haksızca verildiğini ilettik. Bakan da burada bir pislik varsa temizleyeceğine dair söz verdi. Bakanın bu sözü üzerine bakanlık müfettişleri geldi ve lehimize raporlar tuttular.

Tekel Hukuk Müşavirliği de lehimize görüş bildirdi. Biz de oda olarak bazı delilleri, yanlış evrakı tespit ettik. 27 Nisan 2000 tarihinde uygunsuz yapıldığı gerekçesiyle ihale iptal edildi. Sözleşme yapılan şirketin de Zonguldak'ta mal dağıtımı yasaklandı. Yeni ihale tarihi de 1 Ağustos olarak belirlendi. Bu ihalede genel müdürün, ‘‘Yapmış olduğumuz yanlıştan döneceğiz ve ihaleyi yeniden size vereceğiz’’ şeklindeki sözlerine rağmen, ihale sözleşmesi fesholunan şirkete tekrar verildi. Gerekçe olarak da Kilimli Beldesi'nin Zonguldak merkezine bağlı olduğu şeklindeki valilik yazısını gösterdiler.

Ancak yönetmelikte Tekel ihalelerine il belediye hudutları içindeki mahalli odalar katılabilir ibaresi bulunuyor ve Zonguldak'ta büyük şehir olmadığı için bu yönetmelik çiğnenmiş oluyor.

Kilimli Beldesi'nin Tekel dağıtımı ayrı bir şirket tarafından yapılmaktadır. Zonguldak İli'nde satış yapması mümkün değildir. Zonguldak İli'ndeki firma da Kilimli'de satış yapamaz.

Şartnameler bu kadar açık olmasına rağmen birtakım yöneticilerin rüşvetle iş yaptıkları ve alenen suç işledikleri ortadadır.

Ne hikmetse bazı siyasiler, küçük menfaatler yüzünden sırf yandaşları faydalansın diye 1200 bakkal bayiinin hakkını gasp ettiler. Zaten güç durumda olan bakkallar böylelikle daha derinden yaralandılar.

Bakan Yücelen bana TBMM'de ‘‘Yüzde 51 Bakkallar Odası'nın, hayırlı olsun, dön Zonguldak'a hazırlıklarını yap’’ diye söz vermişti. Biz de bakanın bu sözüne güvenerek oda olarak 80 milyarlık yatırım yaptık. Ama ne yazık ki bakanın sözü geçerli olmadı. Durumu Mesut Yılmıaz başta olmak üzere Eyüp Aşık, Zeki Çakan ve Ali Doğan'a ilettik, sadece Eyüp Aşık aradı ve bakanın bir yakınının işin içinde olduğunu söyledi. 1200 bakkal ve bayinin ekmeğine göz dikerek elinden alan kişi de ANAP eski Ankara İl Başkanı'ymış...

Bu ihale nedeniyle Tekel Yönetim Kurulu'ndan iki kişinin rüşvet aldığını duyduk. Müessese müdürlüğündede bir şube müdürünün evrakta sahtekárlık yaptığı duyumları geldi.

Sayın Yücelen'in verdiği sözde durmasını, bu haksız ve hukuka aykırı ihaleyi yeniden ipal etmesini istiyoruz.

Şükür KÜÇÜKALİ-Zonguldak Bakkallar ve Tekel Bayileri Odası Başkanı

Bir gurbetçi nasıl kazıklandı

ALMANYA'dan Hacı Akın, Káğıthane Merkez Mahallesi, Çobançeşme Caddesi, Okul Yol Sok, No: 16'daki 328 metrekarelik bahçeli nizam arsasını, FP'li Eyüp Belediyesi'nden emekli olan kardeşi Halis Akın'ın vekáletiyle müteahhit Mehmet Timaş'a kat karşılığı vermiş. Halis Akın'la aralarındaki anlaşma gereği müteahhit, % 30 imarı ve dört kat izni bulunan arsanın, taban inşaatından 10 metrekare kadar taşmış ve beş kat yapmış... Üç yıl önce Belediye Encümeni, fazlalıklar ve kaçak kat nedeniyle 1 milyar 440 milyon lira ceza kesmiş... Kabası biten inşaat kötü malzemeyle yapıldığından depremde hasar görmüş, iki balkonu düşmüş... Ancak müteahhit kendisine düşen 7 katı sattığından, şimdi ortaya çıkan rezalet nedeniyle kayıplara karışmış... Hacı Akın, kendisine kazık attıran kardeşiyle de konuşmaz olmuş... Bu yaz Türkiye'ye geldiğinde de müteahhitten üç kat aldığı binasının sağı ve solundaki parsellere ise yüzde 100 inşaat yapıldığını görmüş...

Bir de bu arsaların müteahhitlere yarıya verildiğini öğrendiğinde nasıl bir kazık yediğini iyice anlamış...

Aachen Kenti'nde 28 yıldan beri çalışan Hacı Akın, Káğıthane Belediye Başkanı Arif Calban'a sesleniyor:

‘‘Allah aşkına, bu sokağa bir gidin de bakın. Bizim binamız, yanındakiler arasında cüce kalıyor. (Gönderdiği fotoğraflar bunu gösteriyor.) Madem bizimki yasalara uygun yapılmadı, peki yanımızdaki partili yandaşlarınıza nasıl izin ve ruhsat verdiniz? Yasalar ne zamandan beri insanların siyasi görüşlerine ve ideolojilerine göre uygulanıyor? Benimkini yıkacaksanız, onlarınkini de yıkın, göreyim. İnsanlara neden eşit olarak davranmıyorsunuz? Kardeşimin ve müteahhidin oyununu anladım, ama sizinkini hálá anlamış değilim. Bu nedenle size soruyorum; neden imara aykırı inşaat yaptırdınız? Neyin karşılığında?... Yoksa vakfınıza 'bağış' mı aldınız?’’

Hacı Akın, bu rezalet karşısında iki kez depresyon geçirdiğini, sağlığının bozulduğunu söyleyerek konuşmasını sürdürüyor:

‘‘Siz Menzirciler'in kaçak külliye yaptığını yazıyorsunuz. Bunların bundan ne farkı var! Erbakan ve Kutan, kendi belediyelerin başarılarından söz eder, işte başarıları bu... İstanbul'un ne hale geldiğini, bu tür imar hareketlerinden neler vurduklarını herkes biliyor da, kimse konuşamıyor. Kaymakam ve valiler bir şey yapamıyor. Bunlar insanı dinden imandan da soğutuyorlar. Allah'tan da korkmuyorlar, çünkü aralarında uygulama birliği var. Menfaatleri söz konusu olduğu zaman aynı kaba yapıyorlar.’’

Bizim de Hacı Akın'a bir önerimiz var:

Türkiye'ye bir daha geldiğinizde dönen oyunlar nedeniyle onlara Kuran üzerine yemin ettir, bakalım ne yapacaklar?

Tek ders feryatları

GEREK üniversiteyi kazanıp da tek dersten kaldığı için kaydını yapamayan, gerekse lisede çeşitli derslerden sınıfta kalan öğrenciler ve velilerden çok sayıda telefon, faks ve e-mail aldık. Hepsi de, Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'na lütfen mesajlarımızı iletin, diyor. Biz de okurlarımızın bu isteğini yerine getiriyoruz. Yaşanan sıkıntılardan bazı örnekler.

İstanbul Eminönü Cibali Lisesi'nden Caner Tanrıkulu: Üniversite sınavına girdim ve Makine Mühendisliği bölümünü kazandım. Fakat lise 2-3 matematik dersinden kaldığım için üniversiteye kayıt yaptıramıyorum. Bir yıl boyunca dershaneye gittim. Milyarlarca para harcadık. Şimdi ailemle aram açıldı. Sayın Bakanım, biz gençleri sokak köşelerine atmayın.

Adana'dan B.C: Çocuklarımızın son şansı olan kurul isteklerini Sayın Bakan lütfen göz ardı etmesin. Bir öğrencinin bir yıl daha sınıfta kalmasının, hem velilerin hem de devletin milyarlarca lirasına mal olduğunu unutmasın.

İstanbul'dan Levent Silahçı: ‘‘Çocuklara Kıymayın’’ başlıklı yazınızı okudum. Söz konusu durumun ivedilikle TBMM gündemine getirilerek çözümlenmesini ve hayata geçirilerek Atatürk Türkiyesi'nin geleceğini oluşturan gençlerimizin istikbalinin garanti altına alınmasını istiyorum.

İzmit'ten bir grup veli soruyor: Anadolu Liseleri 9. sınıflara ortalama düşürme ile sınıf geçme hakkı tanındığı halde neden bu hak düz liselerin 9. sınıfına verilmedi? Deprem bölgesi öğrencilerinin mali ve psikolojik sorunları göz önüne alınarak 9. sınıflara edebiyat dahil tek ders sınav veya sorumlu geçme hakkı neden tanınmıyor?

İstanbul'dan Şemsettin Edip Metinol ile Erzurum'dan Mustafa Taha Kır: Sayın Bakanım, siz de bir babasınız. Sizin de çocuklarınız aynı durumda olsaydı üzülmez miydiniz? Ne olursunuz bizleri ve çocukları üzmeyin.

Yazarın Tüm Yazıları