"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer: Tablolar Londra'ya neden gitti?

Yalçın BAYER

SAİT Halim Paşa Yalısı'ndaki tablolarla ilgili dünkü yazımız üzerine meslektaşımız Murat Bardakçı bir açıklama yaptı. ‘‘Rahmetli Gülçin ile Ruya Mocan arasında sözünü ettiğiniz konuşma olduğu sırada ben oradaydım. Konu, size ve Halit Dumankaya'ya yanlış aktarılmış’’ dedi.

Bardakçı, olayı şöyle anlattı:

‘‘Rahmetli Gülçin, 26 Haziran 1996 akşamı yalısında bir davet verdi. Davetliler arasında Berna Yılmaz, zamanın Kültür Bakanı Agah Oktay Güner, Harvard Üniversitesi'nden Prof. Şinasi Tekin ve arkadaş çevresinden bazı işadamları ile Ruya Mocan da bulunuyordu. Hatta o geceyi video kamerayla kaydetmiştim, bende hálá durur.

O günlerin gündeminde Topkapı Sarayı'ndaki bazı iddialar vardı. Agah Bey, Fethullahçı Samanyolu TV'deki bazı iddialar üzerine, saraydan çok kişiyi görevinden almıştı. Ama Fethullahçılar'ın iddiaları yalandı ve dolayısıyla uygulama yanlıştı.

Gece rıhtımda bu konuyu konuşuyorduk. Bizim grup dört kişiydi: Gülçin, ben, Agah Bey ve Ruya Hanım. Derken söz Sait Halim Paşa Yalısı yangınına ve kaybolduğu söylenen tablolara geldi. Gülçin, Ruya Mocan'a herhangi bir şey sormadı. Tablolardan Ruya Hanım bahsetti, ‘‘Tansu Hanım bana Londra'da çerçeveletmem için yalıya ait bazı tablolar verdi. Bunları götürüp yaptırdım, sonra geri getirdim’’ dedi. Hepimiz donup kalmıştık. Ruya Hanım sonra tabloların öyle iddia edildiği gibi değerli eserler olmadıklarını, zaten Sait Halim Paşa Yalısı'nın da pek kıymetli bir bina sayılmaması gerektiğini söyledi. Agah Bey söze karışıp ‘‘Bu yalı nasıl değersiz olabilir hanımefendi’’ deyince Ruya Hanım'ın cevabı ‘‘Orası arabesk bir bina. Hangi yalının değerli olduğunu ben bilirim, zira İstanbul'un en kıymetli yalısında -ailesinin sahibi olduğu Fethi Ahmet Paşa Yalısı'nı kastediyor- doğup büyüdüm’’ oldu.

Bu konuşma Agah Bey'i bir hayli sinirlendirdi ve Gülçin araya girip ortalığı yatıştırdı. Agah Bey'in o gece ayrılırken bazı davetlileri kastederek bir hayli söz söylediğini hatırlıyorum.

Halit Dumankaya'nın sözünü ettiği konuşmanın aslı budur.’’

- Sayın Bardakçı, yalının Türkiye açısından önemi nedir?

- Tek önemi, 1. Dünya Savaşı'na giriş kararının burada alınmış olmasıdır.

- Yangın...

- Ben yalı yangınına elektrik kontağının sebep olduğunu düşünüyorum.

- Tablolar...

- Sait Halim Paşa'daki tablolar arasında Ayvazovski hariç birinci sınıf imza taşıyan pek bir eser yoktu. Ayrıca tabloları Ankara'ya götüren aracın emniyet birimleri tarafından adım adım takip edildiğini duymuştum. Ancak, tabloların Ankara'daki akıbetini bilmiyorum.

Derin uykudan

uyanalım

ŞEVKET Bülent Yahnici'nin gazetelerde yer alan çürümüşlüklere karşı çıkış feryadı, bir sağ politikacının bile ülkenin sağ hükümet uygulamaları ile geldiği toplumsal erozyonu gösteren açık bir örnektir. Gecikmiş olmasına, geçmiş olumsuz katkılarına rağmen; samimi olduğuna inanarak bir vatandaş olarak destekliyorum. Umarım tüm toplum ve tüm yöneticiler artık derin uykulardan uyanırlar.

Çağdaş dünya ve bilim, geleceğe yönünü çevirmiş koşarken, biz toplum olarak 50 yıldır Araplaşalım mı, Araplaşmayalım mı çatışmasıyla iki kuşaktır gerilemekteyiz. 2000'li yıllarda Atatürk Türkiyesi bu olmamalıydı.

Diyanet'in son aylarda köklü anlayış değişimi, bilim ışığında gerçek din çalışmaları -toplumu hurafelerden arındırma- umarım iradeli bir seyir izler. Yoksa kılık-kıyafet, şeyh, hocaefendi, büyü, muska, faiz değil kár payı, dayak vb. saçma sapan konularla toplumun beyni bir kuşak daha yıkanacaktır. Laik bir toplumda din, Allah ile kul arasında olmalı. Üçüncü şahısların yorum ve etkilerine açık hale gelince bu etkinin nerede duracağı bilinmez. Siyaseti, ticareti, toplumsal yapıları vb. istisnasız tüm kurumları etkileyecek ve rasyonellik ortadan kalkacaktır. Zira dogmalar tartışmayı kaldırmaz.

Bu toplumu daha fazla geri bırakmaya kimsenin hakkı olamaz. YİMPAŞ, KOMBASSAN vs. kuruluşlar da, bir an önce toplumu daha fazla parçalamadan sistemle barışık hale gelmeli, getirilmelidir.

En kirli açık sistem bile en temiz kapalı sistemden daha iyidir. Zira açık sistem eleştiriye, denetlenmeye, ödüllendirilmeye, cezalandırılmaya izin verir. Kapalı sistem ise tabudur. Bu nedenle demokratik, laik, hukuk sistemi çalışmalı, aksayan yönleri çalıştırılmalıdır.

Bu bütün vatandaşların, kurum ve kuruluşların sorumluluğudur.

Sefa ŞAHİN - ANKARA

Çağrı

‘‘İşadamlarının kendi içinde bulundukları toplumla ve bölgesel dinamiklerle çok yakın ilişki içinde olması gerekmektedir. Ülkemizin birçok bölgesinde sosyal kalkınma için sivil toplum desteğine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu nedenle kendi aralarında kaynak yaratarak bu sosyal ihtiyaçları karşılama kültürünü edinmesi, SİAD'ların temel misyonlarından biri olarak görülmelidir.’’

(TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Yücaoğlu'nın Ağrı'daki SİAD zirvesindeki konuşmasından.)

'GUREBA, İÜ'ye yakışır' diyen İstanbul Milletvekili Perihan Yılmaz'a haddim olmayarak teşekkür ederim. Aynı hassasiyeti diğer milletvekillerin de göstermesini en büyük dileğimdir. Hakikaten yoğun bir sağlık problemi olan İstanbul ve çevresinde yaşayan halkımıza yapılabilecek en büyük hizmetlerden birisi olacak bu projeyi hayata geçirmek için yetkili makamların desteklenmesi bize büyük gurur verecektir.

Prof. Bülent GÜRLER

İ.Ü. İstanbul TıpFakültesi öğretim üyesi

İETT şoförlerinden bir grup yazıyor: ‘‘İnanın çok mağdur durumdayız. Ağır bir görev yapıyoruz. 1997 martından beri hala toplu sözleşme bekliyoruz. Borçlarından ötürü evine haciz gelen, çalışma koşullarından ruh sağlıkları bozulan bizlerin arasında emin olun bugün çocuğuna kalem parası alacak arkadaşlarımız var. DİE bir ailenin 485 milyon lira ile geçindiğini söylerken, belediye ilgilileri lütfen bizleri anlasın artık.’’

X