"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer: SSK'da ‘ritmik’ hareketler

Yalçın BAYER

PEŞİNEN söyleyelim Yaşar Okuyan'ı takdir etmiyor değiliz.Sosyal Güvenlik ile 1952'den beri konuşulan İşsizlik Sigortası Yasaları'nı sendikaları ve işverenleri karşısına alıp büyük mücadele vererek çıkarttı. SSK'ya 18 bin kadro sağladı. Çok önemli sayılan İş Güvencesi Yasası'nı, KHK olarak Bakanlar Kurulu'na sundu.'SSK yüzsüzleri'nin kamuoyuna açıklanmasını yeniden hüküm haline getirtti, KİT'lerden alacağı prim borçlarının peşine düştü, SSK'nın gelirlerini artırdı. Sosyal güvenlik kurumlarındaki 2 katrilyonluk savurganlık ve vurgunu kamuoyunun gündemine soktu. Hele, deprem sonrası gösterdiği gayret Yalova dışındaki depremzedeleri imrendirdi.

Bunlar Okuyan'ın artıları...

Ama madalyanın bir de öteki yüzü var.

Yönetim bakımından SSK'yı sarsıyor; buyruklarına 'evet' diyecek adam seçemiyor ve partizanca kıyımlar yapıyor. İşte son 'tasarruf'u; bundan bir süre önce yargı kararıyla görevlerine dönen başhekimler; Dr. Vesile Vehbi Öngör (Kartal), Dr. Mustafa Caniklioğlu (Samatya) ve Dr. Kemal Sözer'i (Paşabahçe) yeniden görevlerinden aldı.

Müfettişlerine ille de bir 'kulp' buldurdu, onlara ‘‘Bir şey bulamazsanız kendinizi doğuda bulursunuz’’ dedi. Raporlar önüne geldikten sonra kendi atadığı başhekimleri yerlerine hemen oturttu.

Görevden aldıkları, yargı yoluyla muhtemelen yeniden görevlerine dönerlerse bu 'kan davası'nı sürdürecek mi?

ATIYOR, SONRA BEĞENMİYOR

SSK'ya 'istediği' gibi bir genel müdür ararken yaptıklarına bakalım:

Kemal Kılıçdaroğlu emekli olduktan sonra Prof. Nami Çağan'ın getirdiği Kemal Oktar baskılara dayanamayarak ayrıldı. Ardından, SSK Yönetim Kurulu eski üyesi olan Zekai Özcan'ı atadı, ancak üç ay sonra onu da görevden aldı. Yerine pratisyen doktor Serdar Sargın'ı getirdi. Eleştiriler üzerine bu kez Bağ-Kur Genel Müdür Yardımcısı Dr. İlker Başaydın'ı asaleten atadı.

Zekai Özcan, geçen hafta Danıştay'a açtığı davayı kazandı. Görevine döndükten iki saat sonra kendisini 'uçurdu' ve vekáleten Müsteşar Yardımcısı yaptı. İlker Başaydın'ı da Bakanlık Müşavirliği'ne getirdi, SSK Genel Müdürlüğü'ne vekáleten de eczacı kökenli Demirhan Atasoy'u atadı.

1.5 yılda olanlara bakınız.

Demek ki Okuyan, 'emredersiniz' diyen adam seçmekte bu kadar zorlanıyor.

Yaşar Okuyan, aslında özerk bir kurum olan SSK'da görevlendirme yetkisinin olmadığını, sadece dörtlü kararname ile atama yetkisinin bulunduğunu bilmiyor mu?

Bilir de... Kendisinin yaptığı yasadışı uygulamalara tahammül edemeyen Özcan'a ‘‘Benim çalışma tempoma yetişemiyor’’ gibisinden gerekçe göstermek işine gelir. Hatta, ‘‘Bunlar irticacı’’ diyebilir.

Yaptığı atamalarla Yaşar Okuyan ne kadar hukuka uygun davranıyor?

Bağ-Kur ve SSK'da görevden aldığı birçok kişi, yargı kararıyla geriye dönerse Okuyan'a ‘‘Hanedanlık mı kurmak istiyorsun?’’ diye sorulmaz mı?

Bakanın uygulamaları herkesi şaşkına çeviriyor. Bunlar açıkça hukuk tanımazlıktır, 'bana emir kulluğu yap' demektir.

Çalışma barışı böyle mi sağlanacak? Acaba bunlar AB'de olur mu?

Okuyan'a sorular

ANAP'ın 'ağır topu' olarak bilinen 'kurt politikacı' Yaşar Okuyan, yazdıklarımıza hiç kızmasın. Kendisine Ankara'da herkesin diline düşen bazı söylentileri de aktarmak istiyoruz. Zaten DSP İstanbul Milletvekili Rıdvan Budak da, DİSK Genel Kurulu'nda üstü kapalı olarak ‘‘Kazakistan seyahatinde ne haltlar döndüğünü biz biliyoruz’’ demişti.

23-28 tarihleri arasında Kazakistan'ın Almatı Kenti'ne hangi görevle gittiniz? Kazakistan Çalışma, Enerji ve Ticaret Bakanları'ndan neden randevu alamadınız? Sonunda paranızı cebinizden karşılayıp gittiğinize göre, hangi işyerinin açılışında bulundunuz? Bu işyeri, Promat Matbaacılık'ın sahibi Ahmet Özmezgil midir? Ortaklığınız var mıdır?

- Başbakanlıktan, Sosyal Güvenlik Kuruluşları Genel Müdürü M. Oktay Uzunoğlu, Özel Kalem memuresi Figen Koç, mütercim Yüksel Al ve koruma görevlisi Alaettin Yılmaz'ı götürmek için izin aldığınızı bakanlıkta herkes biliyor. Ancak yakın arkadaşınız, Bağ-Kur Yönetim Kurulu üyesi İsmail Şeref Sümer'in iznini neden bakanlık Yurtdışı Hizmetleri Genel Müdürlüğü mühürlü bir yazıyla istediniz.

Neden Kazakistan'a, baştan heyette göstererek izin aldığınız Oktay Uzunoğlu ve mütercim Yüksel Al'ı bırakarak, 1477'şer dolar yolluk alan İsmail Şeref Sümer, Fiden Koç ve Alaettin Yılmaz'la gittiniz? Peki, İsmail Şeref Sümer, yurda dönüşünde yolluğunu neden iade etme gereği duydu?

Bakanın 'özel', sekreterinin, korumasının ve bir arkadaşının katıldığı bir 'resmi' gezi hiç duyulmuş mudur?

Ve son soru...

Bir süredir 'áláyıválá' ile SSK hastane ve dispanserlerinde 'randevulu muayene' dönemini başlatacağınızı duyuruyorsunuz.

Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile bugün Göztepe Merdivenköy Polikliniği'nde bu sistemin açılışını yapacaksınız.

Bu kaçıncı açılıştır?

Randevu Merkezi'nin 1998 Mart'ından beri Kartal SSK Hastanesi'nde uygulandığını bilmiyor musunuz?

Bu sistemi Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Şağar'ın, Çalışma Bakanlığı Müsteşarı iken önerisi ile yürürlüğe konulduğunu, eski halefleriniz Prof. Nami Çağan ve Hakan Tartan tarafından açıldığını duymadınız mı?

SSK Kartal'a her gün 7500 telefon geldiğini, bunun 500'ü acil olmak üzere ancak 2500 kişiye randevu verilebilirken, önce bu sıkışıklığa önlem almayı düşünmeniz gerekmiyor mu? Ayrıca, randevuların manuel mi, yoksa robot sistemiyle mi işletilmesi daha doğrudur? 40 yerde kuracağınızı söylediğiniz robot sistemi için ne kadarlık ihale açtınız?

Bir başhekimin

‘ağır suç’ları

YAŞAR Okuyan'ın SSK Kartal Hastanesi Başhekimi Dr. Vesile Vehbi Öngör'ü ikinci kez görevden alınmasına gerekçe gösterilen 'suçlar' şöyle:

Makamından evine telefon açmak.

Makam aracıyla evine gidip gelmek.

Hastaların deniz kenarında martılara attığı ekmek artıklarını toplattırmamak.

Serçelerin ekmek kırıntısı yemesine engel olmamak.

Yemekhanedeki kurumuş ekmekleri naylon torbalarda toplamamak, dolayısıyla pisliğe yol açmak.

Atatürk büstünün altında kuru çiçek bulundurmak.

Hastane personeli arasında anket yapmak.

(SSK Kartal'dan bir görevlinin bunlara karşı söylediklerine bakınız: ‘Bunlara gülmemek elde değil. Bütün başhekimler, evlerine makam arabalarıyla gidip geliyorlar, zaten iki saat mesai yapana zorunlu olarak araç tahsis ediliyor. Martı ve serçelere ekmeği hastalar dışarı atabiliyor, zaman zaman bunlar toplanıyor. Gelen bir çiçek Atatürk resminin altına konulmuş, kuruyarak Vakko’nun süs çiçekleri gibi çevreye güzellik saçıyordu. Artık bu gerekçeler komik oluyor.)

Tarikat nedir?

‘‘Mahmut Hoca, Esat Coşan, İskender Paşa, Fethullah Gülen; birbirinden farkı yok. Kişiye ilahi özellikler vererek, o kişinin kendisinde olduğu sanılan hayali güçlerle insanlar üzerinde egemenlik kurması... Etrafında oluşan bir ekip de bu insanları sömürecek ve rantı yiyecek. Kendilerine rant sağlamak için Allah'la insan arasına yerleşiyorlar. Artık varın, gerisini siz düşünün. Tarikatların düzeni kısaca bunan ibarettir.’’

('Kuran Işığında Tarikatçılığa Bakış' kitabının yazarı Doç. Abdülaziz Bayındır)

X