"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer: Sözen'den metro öyküsü

Yalçın BAYER

İSTANBUL yüzyılın özlemi metrosuna nihayet kavuşuyor; yarın büyük bir açılış töreni var. Metroya ilk kazmayı vuran 1989-94 döneminin Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Nurettin Sözen bu işe nasıl başladı? Sözen'den metronun öyküsünü dinlerken, ‘‘Büyük siyaset adamlarının pek göze alamayacakları bir riskti. Bütün endişelerden sıyrılmasını bildik. Acılar ve sıkıntılar yaşadık...’’ diyor.

- Sayın Sözen, metro yapımına nasıl karar verdiniz?

- Bir kere programımızda vardı... Ancak, geçmişte Rusya, Kanada, Çekoslovakya, Almanya ve Fransa çeşitli yollarla projeler önermişler ama hiçbir belediye başkanı hayata geçirememiş, düşünememiş bile. Çünkü böyle bir yatırıma başlamanın 'siyasi' getirisi yok. Sonra hükümetin engelleri, para bulunması ve kazının yarattığı rahatsızlıklar gibi etkenler de risk yaratıyor.

- Görevinizin ilk iki yılında ANAP iktidardaydı.

- Özal ve ANAP, belediyelerin çoğunluğunu SHP alınca ellerini kollarını bağlamak istiyordu. Hazırladığımız metro, doğal gaz ve çöp projelerini nasıl hayata geçecektik? Hepsi onay aşamasında bekliyordu. Tek kuruş para vermiyorlardı. Bu arada Moskova Belediye Başkanı ile görüştüm, hatta iyi niyet anlaşması yaptık metronun yapımı için... Bu arada Türkiye-Rusya Ticaret Heyeti toplanacaktı, fakat o zaman ekonomiden sorumlu bakan Ekrem Pakdemirli'den randevu almak mümkün olmadı. Araya partimizin genel merkezi de girdi, gene de konudan hep uzak durdular. Çünkü bizim yapmamızı istemiyorlardı. Belki de fırsatı kaçırdıkları için kıskanıyorlardı.

- Temel atma aşamasına nasıl gelebildiniz?

- Evet, hükümet engelini nasıl atlatabilirdik ya da aşabilirdik... Kredi verdirtmeyeceklerdi. Bunun üzerine oturduk, kendi yağımızla metroyu İstanbulluların hizmetine sokmaya karar verdik. Gene belli konular hükümetten geçeceği için kazı ihalesinden sinyalizasyon ve ray sistemini ayırdık. Çünkü ihalenin bütünü, maliyeti çok yüksek gösterebilirdi.

- Galiba kazı ihalesini de ikiye bölmüştünüz.

- Evet, önce Taksim-Şişli, sonra da Şişli-Levent yaptık... İhaleye makine parkı olan Türk firmalarını davet ettik. 1990'da başlayan zemin inşaatını hazırlama çalışmaları sonunda 1992'de ilk temeli attık. Erdal İnönü ile birlikte... Temel atıldıktan sonra tüm İstanbul halkının eğleneceği, belki de İstanbul'un tarihinde görülebilecek en büyük konseri düzenlemeyi planladık. Hatta konsere izin verilmez diye töreni Taksim Meydanı'nda değil de, Taksim Gezisi'nde yapacağımızı bildirdik. Ancak Taksim Meydanı'nda coşkulu bir tören oldu, Zülfi Livaneli 150 bin İstanbulluya konser verdi. Bütün program istediğimiz şekilde gerçekleşti. Bıraktığımızda 14 km'lik tünelin yaklaşık 10 km'si bitmişti. Tekfen, Enka, Doğuş ve Garanti-Koza konsorsiyumu ile hiçbir anlaşmazlığımız olmadı, iş programı kuruşu kuruşuna tuttu, 1996'da hizmete girecek şekilde bütün işler planlandı... Ayrıca, Taksim-Aksaray hattının projesini bizim yaptığımızı, Anıtlar Kurulu'ndan geçirdiğimizi söylemeliyim. ODTÜ'ye verdiğimiz tüp geçit projesi de, uluslararası ihaleye çıkabilecek durumdaydı. Ama engellemeden endişe ediyorduk. Metro yapımında dönülemeyecek noktaya gelindiğinde düğmeye basacaktık.

- Metro inşaatının kaynağı...

- PERA binasını teminat göstererek bankalardan 550 milyar lira bulduk... 1994 seçimlerinden üç ay önce... Biliyorsunuz partim beni aday göstermedi. Bu paraya hiç dokunmadım. Sayın Tayyip Erdoğan'a bıraktım. Ama çok samimiyetsiz olan RP iktidarı, bu kaynağı saklayarak bizim metro müteahhitlerine borç bıraktığımız gibi laflar ettiler. Bu beni üzdü.

- Elektrifikasyon ve ray projesi de sizin zamanınızda ihale edilmişti.

- Bu olay işin garip yanının ilk göstergesidir. Biz kazı çalışması bitmeden hemen bu ihaleyi yapmaya karar verdik. Yaptık da, ancak dediğim gibi ben seçimde aday gösterilmedim. Bunun üzerine ihale zarfını açmayı doğru bulmadım, kapalı zarfı yeni gelecek başkana bıraktım. Böylece kamu yönetiminde örnek bir davranışı gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Geldiklerinde açtılar, ancak sonucu kabullenmek istemediler. Ve ihaleyi iptal ettiler.

- Sonra...

- Bu sefer yöntem değiştirdiler. Bu ihaleleri parça parça yaptılar. Açtıkları ikinci ihaleyi Siemens kazanınca da iptal ettiler. Üçüncü kez açtıkları ihaleye, hızlı tramvayı yapan Yapı Merkezi -İzmir metrosunu yapıyor şu anda-, RP Milletvekili Temel Karamollaoğlu'nun damadı ve yabancı ortağı, Tayyip Bey'e yakın Albayrak taşımacılık firması da Fransız ortağı ALCEN (Cegelec) başvurdular. Ancak Yapı Merkezi ihaleye sokulmadı. İhale bu son konsorsiyuma verildi. Albayraklar, taşıma işinde sahte belge vermekten belediyemizle mahkemelik olmuştu.

- Metroyu ta 1.5 yıl önce seçim için açtılar güya... O zaman görmüştüm, vagonlarının kalitesini beğenmedim, daha kaliteli olabilirdi. Ayrıca tüm vagonların üzeri akan asitli sularla lekelenmiş...

- Onları temizleyeceklermiş törene kadar... Altı istasyonu görenler, Albayrak'ın yaptığı İznik çinisi ile yapılan düzenlemeleri beğendiklerini söylüyorar. Taksim'de girişte ise Osmanlı'yı çağrıştıran kök salan bir çınar ile evrensel sevgiyi ve bereketi anlatan iki röliyef; Cumhuriyet'in 75. yılı için de minyatür bir çini pano var. İsterdim ki, modern Türkiye'yi yansıtacak şeyler olmalıydı. Kurtuluş Savaşı ve Atatürk devrimleri, İstanbul'un kültür ve sanatı de anlatılmalıydı. Her istasyonun mimarisi bir müze gibi tanzim edilmeliydi. Moskova'da bu böyle. İstasyonların düzeni yarışma şeklinde kamuoyunda tartışılmalıydı.

- Başka eleştiriniz var mı?

- İki büyük yanlış vardır. Programımıza göre her şey 1996'da bitecek şekilde planlanmıştı. Ama programa uymamaktan ve proje dışına çıkmaktan ötürü, uzmanların hesaplamalarına göre, dört yılda milyar dolarlarla ölçülebilecek zarar doğdu... Vagonların bakım-onarım, depo ve manevra alanı 4. Levent'teki İETT garajının yerinde yapılacaktı. Arsa satma niyetleriyle bundan vazgeçtiler, garajı Ayazağa'daki İTÜ arsasına taşımak istediler. İzin alamamışlar... Kendilerine sorarım, bozulan vagonları nerede onaracaklar? Bu büyük bir handikaptır. Bunun cevabı yoktur. (Öğrendiğimize göre, İTÜ'den alınmak istenen yer SİT alanı ilan edilmiş, Büyükşehir bunun üzerine Seyrantepe'deki polis lojmanlarındaki arsanın kullanılması için izin peşine düşmüş... Bir vagon arızasında bunun büyük sorun yaratacağı şimdiden konuşuluyor.)

- İstanbul için eleştirileriniz var mı?

- Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e karşı çok doluyum. Lütfi Kırdar Kongre Salonu'nu biz yaptırdık, Gökkafes'le biz uğraştık. Gelin görün ki, Lütfi Kırdar'ın bitişiğindeki parkın içine asırlık bir çınar dahil onlarca ağaç kesilerek bir anda koca bir bina yapıldı; ne 1000'lik, ne de 5000'lik planda var. Geçen gün Mustafa'yı görünce ‘‘Nasıl izin verildi, mühürledin mi? Sorumluluktan kurtulamazsın’’ dedim. ‘‘Hükümetin bilgisi dahilinde ve ben de kanunsuz bulduğum için mühürledim’’ dedi. ‘‘Ölünceye kadar iki elim yakandadır. Ayrıca Gökkafes'e nasıl izin vereceksin?’’ diye sordum. Her iki olay da başından sonuna kadar kanunsuzdur. Ne yazıktır, sivil toplum örgütlerinden ve mimarlardan ses yok. Hukuk devletine inandığım için gerçeğin ortaya çıkıp düzeleceğini ümit ediyorum. Bir de, Hazine'ye ait Sirkeci-Bakırköy sahilindeki çay büfeleri gazino ve lokantalara dönüşüyor. Ayrıca dericileri kaldırıp yeşil alana dönüştürdüğümüz Kazlıçeşme panayır yerine dönmüş... İstanbul gittikçe yağmalanıyor.

Tek ders (4)

ETİLER Lütfü Banat İlköğretim Okulu öğrenci velileri Süreya Akçan, Sebahat Araz, MEB Bakanı Metin Bostancıoğlu'na soruyorlar: ‘‘Çocuklarımız karnelerini aldıklarında sınıfta kaldıklarını gördük. Hemen okula gittik. Bizim gibi onlarca veli vardı. Okul Müdürü bizi odasına alarak, ‘Paniğe gerek yok. Çocukların daha fazla çalışmalarını sağlamak amacıyla sınıf tekrarına bıraktık. Merak etmeyin 8 yıldır yeni sınav hakkı ve kurul çıkıyor. En geç eylülün başında kurul hakkı tanınır. O zaman çocuklarınız sınıfını geçer. Sakin olun' dedi. Şimdi kurul çıkmadı. Çocuklarımız tekrar aynı sınıfta okuyacak. Okul idaresi çocuklarımızın üzerinde kumar oynadı. Adeta şaka oldu kaka. Sayın Bakan suçlu kim? Bu çocuklara yazık değil mi?’’

X