"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer: Paranın gözü kör olsun!.

Yalçın BAYER

HÜRRİYET'in İstanbul Eki'nde dün görmüşsünüzdür. Eminönü Belediye Başkanlığı döneminde uygulamalarını sürekli eleştirdiğimiz Ahmet Çetinsay'ın, Eminönü Hizmet Vakfı'nın üzerine geçirttiği belediyeye ait Sirkeci'deki katlı otopark yargı kararıyla FP'li belediyeye devredildi.

Ahmet Çetinsay, belediyeye ayda 1 milyar 250 milyon kira öderken; şimdiki FP'li Başkan Lütfi Kibiroğlu bir günde 1 milyar 948 milyon hasılat topladıklarını açıklıyor.

Eminönü halkının parası kimlere gidiyormuş, gördük.

Yargıyla hak yerini buldu denilebilir. Belediye olanaklarıyla kurulan bir vakfın üzerine geçirtilen mülk, yine belediyeye iade edildi. Şimdi Belediye, Çetinsaya'nın vakfından geçmişe dönük otopark alacaklarını tahsil edebilmek için tazminat davası açacakmış.

FP'li başkan, bu kaynağın artık Eminönü'ndeki fakirlere harcanacağını, sağlık ve spor hizmeti vereceklerini söylüyor.

Ama... Ortada bir durum var:

Eminönü Belediyesi'nde 'resmi' başkan danışmanı diye bilinen İbrahim Ayçiçek var. Aslında FP'nin İl Genel Meclisi üyesi. En önemlisi de, RP'nin 'gizli kasası' diye bilinen Süleyman Mercümek'in gizli ortağı.

Eminönü Belediyesi'ni iyi tanıyan bir dostumuz diyor ki:

‘‘Ayçiçek, belediyeci olacaksa neden İl Genel Meclisi'ne seçildi? Burada oturma yetkisi yok. Kamuda görev yapıyorsa ücret bordrosu var mı? Maaşını hangi 'kasa'dan alıyor? FP'li belediye büyük paralarla bir firmadan kiraladığı 7 arabadan kendisine tahsis ettiği aracı, özel aracı gibi kullanabilir mi?’’

İlginç değil mi? Eminönü'nde değişen bir şey yok; otoparkın gelirini eskiden Çetinsaya kullanıyordu; şimdi de Kibiroğlu ve yandaşları harcayacak.

Ha Ali Veli; ha Veli Ali..

<ı>(Ahmet Çetinsaya'yı soracak olursanız; vakfının başkanlığını emin ellere bıraktı, emekliliğini sağlayabilmek için İstanbul Üniversitesi'ne döndü. ANAP döneminde vakfına devraldığı Sepetçiler Kasrı'nın müştemilatını kiraya verdiği Hammam'ın kapatılmasına yol açan yasadışı işlemleri ise giderdi)

Çevre Bakanı korkmasın ama küfür de etmesin

TEKİRDAĞ'dan B.K. adlı okurumuz, ‘‘Çevre Bakanı Fevzi Aytekin hálá Çevre Bakanı olup olmadığının farkında değil. Garip hareketlerine bir anlam veremiyoruz’’ diyor.

‘‘Hürriyet'ten Bekir Çoşkun geçen pazar günü ‘Çöp Kamyonları' yazısında Çevre Bakanı Fevzi Aytekin'i ağır şekilde eleştirirken, ‘‘Türkiye'de en çok çalınan şey doğadır’’ diye yazıyordu. Yazdıkları karşısında bir hemşerisi olarak utandım. Gelin bizim köylerde traktörleri sayın; kimlere verilmiş diye. Halbuki Ergene'nin temizlenmesine özen göstermez, Trakya Üniversitesi'ne söz verdiği halde ilgili parayı aktarmaz; plansız programsız Tekirdağ sahillerine elektrik üretimi için doğalgaz santralları yapılmasına göz yumar, SİT alanlarına LPG deposu inşa edilmesine hiç sesini çıkartmaz. Trakya onun zamanında daha çok yağmalanır oldu. Peki bu bakan ne yapmıştır şimdiye kadar? Bir de dün Milliyet'ten Yalçın Doğan'a da ‘‘Hakkımda laf çıkaranların sülalesini s....!’’ demesine karşı isyan ediyorum.’’

Bunları yazarken bir dostumuz da, Bakan’ın duyarsızlığına bir örnek aktardı: İstanbul Çimento; Marmara Ereğli'ye bir km. uzaklıkta çimento ögütme-paketleme ve depolama tesisi kurmak istiyor.

Kim, nasıl izin verebiliyor?

Yıllardır Marmara Ereğli'nin doğasının canına okunuyor.

Ereğli eski Belediye Başkanı, ANAP Tekirdağ Milletvekili Enis Sülün, günümüzün 'Foça'sı olabilecek bu tarihi kente gereken özeni göstermedi. Yağmacılara geniş olanaklar sundu. Şimdi de, bazı güçler bu bölgenin sanayiye açılması için çeşitli girişimler yapıyor. Buna Ankara'daki bürokratlar da alet oluyor.

Çevre Müdürlüğü, yazlıkların ve verimli tarım alanlarının bulunduğu bölgenin sanayiye açılmasına izin verilmemesini istiyor. Bir tek olumlu görüş bildiren de; maalesef Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü...

Rantçı kafalarla Türkiye'nin geleceği böyle korunamaz.

Çevre Bakanı Aytekin, bu tür raporları elinin tersiyle iterek ‘‘Hadi hadi buradan gidin’’ dese ilk önce kendisini, sonra Trakya'yı, en sonunda da Türkiye'yi kurtarmış olacak.

Nerede bölgesel planlar, nerede nazım planlar...

Kimse düşünmüyor, kafa yormuyor.

HESAP SORULMUYOR

'Köylü' kafasıyla bu işler yürümüyor.

Halbuki çevre için yapacağı şey gayet basit..

Yeraltı sularını bilinçsizce kullananlara savaş açacak... Fabrikaların arıtma tesisleri kurup kurmadıklarını takip edecek, çöp fabrikaları için sık sık yurtdışına giden belediye başkanlarını ne proje getirdin diye takip edecek, kirli sanayilerin yanına Coca Cola ve Pepsi Cola fabrikalarını kurdurmayacak (Tekstil, deri, yağ, káğıt fabrikaları yeraltından çektiği suyu kirletip derelere salınca, biz de bu sularla imal edilmiş colalar içiyoruz); ÇET raporlarının peşinde olacak; bunlara karşı korkmadan savaşım verecek, kamuoyuna karşı şeffaf olacak; ne demek istediğini küfür etmeden anlatacak ve en önemlisi de; erkek kardeşini bakanlıkla ilişkili işlerinden uzak tutacak.

Tabii bütün bunları yapabilmek için de doğa ve çevreyi çok sevecek.

Allah bile affetmiyor

BUGÜN yaşamımızın bir nedeni olan biricik oğlumuzu elim bir trafik kazası ile (sarhoş bir kişinin arabası ile çarpması sonucu) toprağa verişimizin 3. yılını yaşamaktayız. Bu olay hayatımızın bütün akışını değiştirdi. Her gün derin acılar içerisinde Allah'a sığınarak ayakta kalmaya çalışıyoruz. Eşim olay sonucu tedavi edilemez bir tansiyon hastası oldu. Ben ise artık akademik fonksiyonlarımı yerine getirememekteyim. Akrabalarımız ve yakın dostlarımız da bu acıyı farklı boyutlarda yaşamaktadır.

Trafik kazalarında dünyada ilk sıraları alan ülkemizde her gün birçok ocaklar sönmektedir. Suçlular ya kanunlardaki boşluklardan yararlanarak cezasız kalmakta, ya da çok hafif cezalarla kısa sürede serbest kalmaktadır. Bugün bu suçların da af kapsamına alınması hayatımızın sonuna kadar yas ve kederimizi daha da artıracak, yüz binleri bulan bizleri derinden yaralayacaktır. Özellikle mahkemelerde karar aşamasında bulunan bu davaların (bizim davamız gibi) suçluları hiçbir ceza çekmeden affedileceklerdir.

Sayın Rahşan Hanımefendi, eşiniz size af müjdesi verdiğinde mutlu olmuşsunuz. Ne kadar mutlu olsanız yeridir. Ama, çocuğunu 20 yaşına kadar birçok kazanımlarla topluma hazırlayan, üniversiteye gönderen ve hayatımızın sonuna kadar acılar ve ümitsizlik içerisinde olan bizlerin (Allah kimseye evlat acısı vermesin. Bunu ancak analar ve babalar bilir) durumunu ve çiğnenecek olan haklarımızı hiç düşündünüz mü? Allah bile kul hakkını affetmemektedir.

Yaralı olan bizleri hiç düşünmediniz. Zaten yaralı olan bizleri bir de siz mi yaralayacaksınız?

Prof. Bilge DİLMEN-Mezitli-İÇEL

GÜNÜN SÖZÜ

‘‘Şartlı salıvermeye ilişkin yasanın, kamuoyunu tatminden uzak olduğu gibi dava konusu olması halinde iptale de mahkûm bir yasa olduğu görülmektedir.(...) Asla toplumsal bir zorunluluk bulunmayan aftan vazgeçilmesi ve TBMM'nin iradesinin bu yolda belirmesi, en iyi çözüm olacaktır.’’

(Türk Hukuk Kurumu Başkanı Yekta Güngör Özden)

GAZETELER, eski Olağanüstü Hal Valisi, İstanbul Valisi ve şimdiki DYP Genel Başkan Yardımcısı Hayri Kozakçıoğlu'nun, Emirgan'da 3 milyon dolar değerindeki villanın kızı Faika ve damadı Selçuk Alan'a ait olduğunu yazıyorlar. Emirgan'daki bir okurumuz soruyor: ‘‘Bu kadar kıymetli bir villayı satın alan Alanlar'ın ne kadar vergi ödediklerini kamuoyunun öğrenmek hakkı değil midir? Belki de bunu İstanbul Defterdarı Kadir Boy açıklayabilir!’’

MESAJ

ADANA'dan size iletmek istediğim konu 17 Aralık Pazar günü Baraj Yolu 6.5 duraktaki Bozdoğan Apartmanı bahçesinde meydana gelen ağaç katliamı ile ilgili... Yaklaşık 13 yıldır burada oturuyorum, bahçemizde 4'ü 20 yıllık biri ise henüz fidan olan 5 kavak ağacı bulunuyordu. Apartman sakinleri ağaç yapraklarının otomobilleri kirlettiğini ileri sürerek ağaçları kestirdiler. Daha yeşil bir ortamda yaşamak isteyen biz kentli vatandaşlar maalesef böyle katliamlar karşısında çaresiz kalıyoruz. Bir canlıyı daha doğrusu beş canlıyı kesip yok etmek acaba yasalarda var mı?

Sermin BATMAZ-ADANA

X