"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer: Doğrusu ağrıma gitti

Yalçın BAYER

IMF, Ankara'ya adeta karargáh kurdu. Tıpkı Osmanlı'nın son yıllarında Duyun-u Umumiye gibi davranıyor. Sağa sola talimatlar veriyor. Köylünün buğdayına ve pamuğuna o fiyat biçiyor. Fabrikadaki işçinin ücretini o belirliyor. ‘Milli Ekonomi’ ile kurduğumuz tesisleri satmamızı istiyor. Buna ‘ultra milliyetçi’ hükümetten hiçbir itiraz yok! Herkes memnun...

Bunlar da yetmiyor! 30 Ağustos günü gelmeyi ihmal etmeyen IMF Türkiye Masası Şefi Bay Cottarelli adeta zafer coşkusuna ot tıkar gibi askerimizin melbusat (giysi) ve aşına da karışıyor. Bay Cottarelli askerin gelecek yıl aynı elbiseyi giymesini ve aynı miktarda aşa kaşık vurmasını istiyor.

Anlayacağınız, emperyalizme karşı dünya tarihinde ilk Kurtuluş Savaşı vermiş Mustafa Kemal'in şerefli ordusuna gözü dikmiş. Gözü kör olasıca... Köylümüze, işçimize, memurumuza, fabrikamıza karıştı ses çıkarmadık. Ya ordumuza ne oluyor? ‘Yok olun!’ mu demeye getiriyor. Yok mu vicdanı sızlayan?

Ekonomisi çökertilmiş Osmanlı, Almanya'nın peşinde savaşa sürüklendi ve parçalandı. Parasız askerin durumu içler acısıydı. Subayları aylarca maaş alamıyordu. Askerinin postalı bile yoktu.

Türkiye ekonomisi de çökertilip ABD ve AB kontrolünde Balkanlar ve Kafakaslar'a mı sürülmek isteniyor? Onun için mi ordu sefilliğe sürükleniyor, onurunun kırılmasına çalışılıyor?

Son olay bana Cemal Paşa'yı hatırlattı. Ünlü gazeteci-yazar Fatih Rıfkı Atay, 1. Dünya Savaşı'nın kaybedildiği günlerde Cemal Paşa'ya sorar:

‘‘Paşam, biz bu harbe niye girdik?’’

Paşa cevap verir:

‘‘Askerimizin maaşını ödemek için!’’

Atay'ın ‘Barış Yılları’ ve ‘Zeytindağı’ isimli kitaplarında Osmanlı'nın içler acısı halini çok güzel görürsünüz. 80 yıl sonra aynı olaylarla karşılaşınca da daha iyi anlarsınız gelişmeleri...

Bay Cottarelli'nin bu küstahça çıkışına, Atatürkçülüğün yükselişe geçtiği bir dönemde efece bir çıkış yapanın olmaması ne acı... Orduma dil uzatılması çok ağrıma gitti, çok!..

Ercan DOLAPÇI-İSTANBUL

Yıktırıyorum

‘‘ANAP'lının ANAP'lıya ettiği’’ (7.9.2000) yazısı üzerine Alanya'dan açıklama gönderen F. Kerim Aydoğan, 5 katlı binanın çatı katında yaptıkları dublekste 52 metrekarelik fazlalık tespit edildiğini, Alanya Belediyesi'nce tanzim edilen tutanak gereğince gerekli düzeltmeyi yapmak üzere çalışmaya başladıklarını bildirdi. ‘‘ANAP Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan'ın bu bina ile sadece şahsımın kardeşi olmaktan öte hiçbir bağlantısı yoktur’’ dedi. Açıklamaya teşekkürler...

Ancak bir başka açıklama da MHP Alanya İlçe Başkanı Hüseyin Yıldız'dan geldi. Yıldız konunun üzerine gidilmesi gerektiğini belirterek, ‘‘Bahse konu olay olduğu gibi doğrudur. Alanya'da bunun gibiler çoktur. Bunları yapanların büyük çoğunluğu, bugüne kadar Alanya'yı yönetenler veya yakınlarıdır’’ dedi. Aydoğanlar'ın inşaatının ruhsat, temel vize ve yenilenen inşaat ruhsatının tarihleri ile alınan ruhsat harçlarına ait makbuzların düzenlenmesinde ciddi iddialar söz konusu olduğunu belirten Yıldız, Alanya Belediyesi'nin bunları açıklayarak gerçeklerin ortaya çıkmasını istedi.

Uyuyun

bakalım

MENZİLCİLER'in İstanbul Tuzla'da nasıl bir külliye yaptıklarını Kosta Rika'da üzüntüyle öğrendim. Bırakınız yapsınlar, bırakınız yıksınlar efendim. Bu vatan, aynı zamanda onu yıkmak isteyenlerindir de. Endişeye ne hacet!

Uyumaya devam edilsin. Bir gün bu ülkenin kıymeti anlaşılacaktır.

Mustafa SAĞLAMER

Torpil ve rant

MEB bünyesinde 10.10.1999 tarihinde yapılan ‘Eğitim Kurumları Yöneticiliği Sınavı’na girenlerden bir grup, Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nu uyararak şunları söylüyor:

‘‘Yaklaşık 35 bin kişinin katıldığı sınavı 5 bin kişi kazandı. Kazananların 1200'ü Kasım 1999 tarihinde ‘Eğitim Yönetimi' kursuna alındı ve hemen hemen tümünün okul yöneticisi olarak atamaları yapıldı. Geriye kalan 3781 kişi ise 3-21 Temmuz 2000 tarihleri arasında 17 il ve 24 merkezde kursa alındı. Bizler İ.Ü Hasan Ali Yücel ve M.Ü Atatürk Eğitim Fakülteleri'nde kursa alındık. Kursa alınan adayların % 90-95'i başarısız sayılarak yeniden bir elemeye tabi tutuldu. 1 ve 2'nci dönem kurslarına katılanlar, kurs merkezlerinde kalarak verimli bir süreci yaşamışken, özellikle İstanbul'da kursa katılanlar çok olumsuz koşullarda bir kurs süreci yaşadık. Kurs bitiminde tabi tutulduğumuz değerlendirme sınavının soruları ile bizlere verilen ders notları arasında büyük bir örtüşmezlik var. Sınav yetkililerince oluşturulan cevap anahtarlarının yanlış düzenlendiğini, sınavlarda çıkan sorularda görmek mümkündür. Şöyle ki:

- Yönetimle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a- Yönetim bir sanattır; b- Yönetim bir bilimdir; c- Yönetim hem sanattır, hem bilimdir; d- Yönetim sadece liderliğe özgüdür.

Bu sorunun sınav yetkililerince doğru cevabı 'b' şıkkı. Ancak kurs merkezinde ‘Yönetim Bilimleri' dersi veren öğretim görevlilerinin verdikleri yanıt ise 'c' şıkkı... Bir diğer soruda ‘‘Bir köylü ürettiği ürünün tamamını satıp aldığı paranın bir kısmını değişime ve yenileşmeye ayırma yerine tamamını bankaya yatırmıştır. Buna sebep olan nedir’’ deniliyor. Bu soruda verilen yanıtların hepsi doğru. Bunu konunun uzmanları söylüyorlar. Yukarıdaki sorulardan da görüleceği gibi cevap anahtarları yanlış düzenlenmiştir.

Bizler ‘‘işte kurslar başarısız’’ diyerek siyasi torpillerin ve rantların yeniden oluşması için sınav sistemini kaldırmak isteyen Milli Eğitim Bakanlığı'nın üst düzey yöneticilerinin bu tür soruları kasten hazırladıklarını düşünüyoruz. Bu yenileşmeye karşı bir direnme değil mi? Neden sorular ve yanıtlar basın yoluyla açıklanmıyor? Bu nedenle eleme sınavında başarı göstererek hizmetiçi eğitime alınan biz yönetici adaylarının müktesep haklarımızın korunmasını, değerlendirme sınavında uygulanan yanlışlıkların ortadan kaldırılmasını istiyoruz. (İzmir'den Nurşen Kayral da, ‘‘Oğlum özel kolejde 8. sınıfta okuyordu. 2 dersten sınıfta kaldı. 2'nci bir kurulda geçeceğini söylediler. Ama henüz bu kurul çıkmadı. Çocuğum aynı sınıfta okumam diyerek okula gitmiyor. Bu çocuklar ergenlik çağında oldukları için ruhi bunalım içindeler. Bu ikinci kurul çıkmazsa çocuklarımızın okul hayatı bitmiş olacak. Bu gençlere yazık’’ diyor.)

X