"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer: Çukurova'dan izlenimler (1)

Yalçın BAYER

Gazi Erçel'e biberli yanıt

HAFTA sonu uçakla Adana'ya giderken İç Anadolu Bölgesi'ndeki kasabaların çevresi perişandı. Yılların miras ve mülkiyet sorunu nedeniyle topraklar yamalı bohçadan da beter hale gelmişti. Öyle ki, bir dönümden alanlar görülüyordu.

Düşünün bir üretici, örneğin 10 kilometre ötedeki tarlasını sürmek, çapalamak, hasat için traktörüyle kaç kez gidecektir; mazot ve zaman harcayarak...

Halbuki bu araziler toplulaştırılmış olsa bir traktör bir günde en az 300 dönüm tarlasını sürebilecek, hasat yapacak. Kaynak israfı olmayacak.

Tarımda miras ve mülkiyet sorununu acilen çözmek gerekiyor.

* * *

HASAT arifesinde gözler buğday fiyatlarında; ‘‘IMF'nin canı cehenneme’’ diyor bir üretici... Hükümet, kırmızı yarı sert Çukurova buğdayına ne fiyat verecek? Ortalama maliyet 92.9 bin lira olarak hesaplanıyor. Buna % 30 üretici kárı eklendiği zaman taban fiyatının 120 bin 802 lira olması gerektiği söyleniyor.

Bunun altında bir fiyat verilirse?

‘‘Çiftçi daha da fakirleşecek, üretimi devam ettiremeyecek duruma düşecek.’’

* * *

SAPEKSA Tohumculuk Genel Müdürü Necati Çelik, ‘‘Enflasyonu yükseltiyor diye biber yemeyin’’ diyen Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel'e feryat ediyor:

‘‘Beyefendi, yılbaşında 62 bin lira olan üre gübresi dün 90 bin lira oldu. Zam oranı % 45... Bibere değil de, biberi pahalılandıran gübre, ilaç, mazot, plastik ve ısıtma giderlerine hiç bakıyor musunuz? Biber şimdi 80 lira, kim ağlasın.’’

DSP'li Ahmet Tan, sarhoşların önünde telef oluyoruz

Trafik Yasası'nda

utanç maddesini

değiştirelim

DSP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan, trafik sarhoşlarına karşı ağır müeyyideler uygulanması amacıyla bir kampanya açılmasını istiyor.

Kazaların artan bir biçimde içkili araç kullanmayla ilgili olduğu istatistiklerle ortaya çıkıyor.

Özellikle İstanbul'da hafta sonu içkili araba kullanmanın bir yaşam tarzı ve buna bağlı olarak da ölüm biçimi olduğu ortaya çıkmış durumda.

Alkollü araç kullanmaya ilgili Trafik Yasası'nın olanak verdiğini anlatıyor Tan... ‘‘1983 yılına kadar trafikte alkol sıfır sayılırken, daha sonra limit veriliyor. Fakat şişelerde limit işareti olmadığı için toplumumuz bu işin ölçüsünü iyice kaçırdı'' diyor.

Trafik Yasası'ndaki değişiklikle alkollü araç kullanmaya olanak tanıyan maddenin değiştirilmesi için bir kanun teklif hazırlıyor. Kesin bir hüküm öneriyor:

‘‘Alkollü araç kullanılamaz.’’

Bizde 'izin verilen'in üstünde uyuşturucu ve alkol alıp da araç kullananlara kesilen para cezası 34 milyon 800 bin lira...

İnsanlarımız 5-100 bin dolarlık araçlarda sarhoşluğunun keyfini 'çıkarırken' kaza yapıyor; ödediği ceza ise 30-50 doları geçmiyor.

Adeta yasayla sarhoşlara imtiyaz tanınıyor.

DSP Milletvekili Ahmet Tan, kamuoyuna bir çağrı notu iletiyor:

‘‘Eğer, içkili araç kullanmakla, müstakbel bir cinayetin faili olmak arasındaki bağı görüyorsanız, toplumsal silkinişin, trafikteki ciddiyetle bir noktaya ulaşabileceğine inanıyorsanız, içkili araç kullanmanın sosyal zorunluk olma niteliğinin, 3.5 milyon dolarlık bir taksi ücretiyle aşılabileceğini düşünüyorsanız; hele de bir yakınınızı, sarhoş bir sürücüye kurban vermişseniz bana lütfen yazın. Utanç maddesini birlikte silelim!’’

Trafikteki gevşeklik ve umursamazlığa karşı ancak böyle önlem alabileceğiz.

Demokrasimizi ve ekonomimizi AB'ye uydurmaya çalışırken trafiğimizi neden göz ardı ediyoruz?

Silahları n'olur

toplayın artık

SIRASELVİLER'de oturan bir dostumuz önceki akşam 22.00-23.30 arasında yaşadıklarını anlatıyor:

- Firuzağa, Sıraselviler ve Cihangir yöresinde kalabalık bir araç konvoyu korna çalarak turluyor, silahlar sıkılıyor. Pompalı tüfek de atıldığı anlaşılıyor... Bütün semt sakinleri gibi rahatsız oldum ve 155'e telefon ettim.

Olayı anlattım; ‘‘İlkyardım ve Alman Hastanesi'nin bulunduğu caddede vahim bir durum, silahlar atılıyor. Her zaman polis ekipleri dolaşırken, bu akşam nedense hiç yok.’’

Görevli ‘‘Sen kimsin bize görevimizi hatırlatıyorsun’’ diye çıkıştı.

Ben de ‘‘İnsanlık görevimi yapıyorum, onlarca mermi atılıyor, bir kaza olacak diye korkuyorum’’ dedim.

Yanıtı ilginç: ‘‘Ekiplerimiz orada yok ama mermi sıkanların peşinde... Merak etmeyin, mermileri bittikten sonra teker-teker alacaklar.’’

Kendisine pompalı ve otomatik silah atışının seslerini dinletince olayın ciddiyetini anlıyor. Telefondan sonra 3-5 dakika içinde bölge polis ekiplerince sarılıyor. Sesler diniyor, araçlar ortadan kayboluyor.

Acaba, Taksim'in göbeğinde silah kullananlar saptanıp bir işlem yapılmış mıdır; yoksa 'asker konvoyu' denilip göz ardı mı edilmiştir?

İSTANBUL'dan okurumuz Oğuz Soydan telefonda ‘‘İpsala Gümrük Kapısı'nın halini gören yok mu? Her yer bakımsız, çöpler ortada, kadın-erkek tuvaleti aynı. Yunanistan gümrüğünü gördüğümüzde utandık. Emin olun, bir kasaba otogarından beterdi bizimki’’ diyor. TOBB Genel Başkanı Fuat Miras'ın söylediği gibi bakanların imzasını bekleyen protokol bir an önce imzalansa da İpsala Gümrüğü özelleştirilse.

X