Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yalan borcu

PAZARTESİ akşamı elektronik posta kutuma gelen bir mektubu aynen aktarıyorum:<br><br>‘‘Yalandan Kim Ölmüş’ yazınızda, AB’nin 23. Maddesiyle ilgili olarak internette dolaşan ‘yanlışı’ı aktarmıştınız. Ben de herkes gibi o mail’i arkadaşlarıma göndermiştim

Ama sağduyulu başka bir arkadaşım araştırmış ve yazınızı da bana yolladı.

Ardından ben de araştırdım ve açıkçası, yapılana alet olduğum için utandım.

Bu yazıyı ise, demin gelen ve size aynen
‘forward’ ettiğim yeni mail’den dolayı gönderiyorum. Araştırmasını yaptım, fakat buna benzer bir ifade bulamadım.

Sizden ricam bu konuyu da dile getirmeniz. Şimdiden teşekkür ederim.’

* * *

ADI
bende saklı bir hanım okuyucumun gönderdiği ve ‘ulusalcılar’ın son dümenini sergileyen herzeye gelmeden önce, o ‘Yalandan Kim Ölmüş’ yazımı tekrar hatırlatayım.

‘Ulusalcı’ şarlatanlar, ‘Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi, 23. Madde’ diyerek alıntı yaptıkları ve her yana yolladıkları iletide, harfi harfine aktarıyorum, şu yalanı üfürmüşlerdi:

‘Müzakerelerin yalnız Türkiye’yle değil diğer devletlerle de yapılabileceğini ve müzakere sırasında Türkiye bir kaç devlete bölünürse veya Güneydoğu bölgesinde bir Kürt devleti kurulursa, yeni bir karar olmaksızın onlarla da müzakere yapılacağına?’

Sonra da, ‘herkesi haberdar edin, oyun öğrenilsin’ diye kampanya başlatmışlardı.

* * *

ONLAR
bu inanılmaz palavrayı savurdu ya, ben de hemen tuttum ve BM’nin reforme edilmesi gibi kel aláka bir konuyu işleyen o maddeyi Türkçe’ye çevirerek, burada yayınladım.

‘Ulusalcı’ yafta kullanan özgürlük ve sivillik düşmanlarının, dehşetengiz komplo teorileri uydurarak müthiş bir bir ‘dezenformasyon seferberliği’ sürdürdüğünü vurguladım.

İşte, okuyucum da bunu kastediyor.

Anlaşılan, kendisi de haklı bir infiale kapılmış ve ‘protesto zinciri’nde yer almış.

Ancak gerçek ortaya çıkınca, kumpasa alet edildiği için mahçup duruma düşmüş

Dolayısıyla, hanım okurum artık hem ikinci bir defa daha faka basmıyor; hem de şu an yine böyle bir oyunun dönmekte olduğu konusunda uyarı yapıyor ki, o da şu:

* * *

AB uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldırılmasını protesto ediyoruz. Milli bilincimizi yavaş yavaş yok etmelerine izin vermek istemiyorsanız, iletebileceğiniz kadar iletin!’

Buyrun cenaze namazına!

* * *

EY
sahtekár yalancı, hangi ‘uyum yasası’nda böyle bir ‘gerek’ ifade ediliyormuş?

Ey düzenbaz provokatör, o resimler nerede, nasıl ve ne zaman indiriliyormuş?

Tabii ki bunların hiçbirinin cevabı yok, çünkü aslı ve astarı yok!

Ancak, gerek birinci, gerekse ikinci örnekteki ‘taktik’ (!) göz çıkartıyor!

Ülke bütünlüğü, Kürt sorunu, Atatürk gibi en hassas ve en tabu konularda büyük atacak ve bunların dokunulmazlığı arkasına sığınacaksın ki, ‘milleti galeyana getirebilesin’.

Eh, herkes ‘Brüksel Zirvesi Nihai Bildirisi’nin 23. Maddesi’ni mi okuyor?

‘Sokaktaki adam’ın işi yok da ‘AB Müktesebatı’nın sayfalarını mı inceliyor?

Şüphesiz ki hayır ve dolayısıyla, gelişmelerin içyüzünü bilmeyen insanlar haklı olarak tepki gösterecekler ve ‘internet zinciri’ndeki kampanyada imza listesini uzatacaklar.

Sonra da sen onları kullanarak ve pireyi deve yaparak, ‘ulusalcı şahlanış’ diyeceksin.

Peki, hani gerçek? Hani ‘23. Madde’nin ve ‘Uyum Yasası’nın doğrusu?

İşte, aziz okuyucum gibi, iyiniyetli insanları yalana alet eden şarlatanların ‘ulusalcı’ maske arkasındaki o gerçeğini açığa çıkartmak, ülkeme karşı olan yurttaşlık borcumdur!
X