Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yaklaşma patlarsın

Bir kaç gündür bu canlı bomba olayına saplandım. Düşünüyorum, taşınıyorum, olmuyor; anlamaya çalışmaya dahi çalışmıyorum çünkü asla anlaşılmıyor.

Derler ya aklım havsalam almıyor, işte aynen öyle oluyor.
Sizlerin de benden daha farklı düşünmediğinizi biliyorum. Aslında bu konuya bakış açılarınızı da çok merak ediyorum.
Nasıl bir şey bu?
Hani ağaç yaşken eğilir ya işte bu tiplerin beyin yıkaması da herhalde o yaşlarda başlıyor.
Sonradan böyle olunması, sonradan beyinlerinin dumura uğraması bana inanması zor geliyor.
Peki, bunların beynini kim, nasıl yıkıyor?
Yani elbette yıkamak için, bunları eğitmek için ciddi bir beceri gerekiyor.
Eğiten, bu beyinleri zehirle dolduranlar nasıl bir ailede büyüyor?
O, bunun eğitimini kimden alıyor?
Eğitilenler nasıl bir ailede yaşıyor?
Eğitilecek olanlar acaba ruh sağlıkları yerinde olmayanlardan mı seçiliyor?
Terörist olarak yetiştirilen canlı bombalar canı pahasına ölecek, öldürecek kadar vatanını nasıl seviyor?
Yanlış anlaşılmasın, biz vatanı uğruna her gün şehit veren bir ülkeyiz, vatan sevgisi ayrı.
Ama bunlarınki bile bile lades oluyor.
Adam girdiği kavgadan çıkamayacağını biliyor.
Hatta kendiyle gurur duyuyor.
Bunlar aile kurup çocuk yapıyorlar mı, ona da takılıverdi aklım.
Genelde genç yaştakiler canlı bomba oluyor, acaba bunun bir nedeni var mı?
Ya da yaşı ilerlemiş, aklı kemale ermiş, kansere yakalanmışlar neden tercih edilmiyor?
Birilerinin evlatları canlı bomba olup ölüyor, peki bunların aileleri gidip bu işin sorumlusunun beynine iki kurşun mu sıkıyor?
Yoksa cesaretinden ve ülkesine duyduğu sevgiden ötürü, hani şehit olmuşçasına, ana baba olarak gururlanıp haklarını helal mi ediyorlar?
“İnsan kendi hayatından sorumludur” deriz ya, onunki nasıl bir sorumluluk duygusu, ne hissediyor, o pimi nasıl çekiyor?
Hayat boyu birileri beynimizi dolduruyor; hatta zaman zaman yıkıyor.
Bizde aynısını başkalarına elbette yapıyoruz ama bu beyinler bu derece nasıl yıkanıyor?
Aslında bir nevi intihar bu.
Acaba zaten hayattan bıkmış, ailesi olmayan, yaşam sevinci kalmamış insanlar mı beyin yıkanması için daha makbul oluyor?
İlaçlar da mı bu eğitime katkıda bulunuyor?
Kin ve nefret vücutlarının her noktasına mı yayılıyor?
Yeni doğmuş bir bebeğe bakarken akıllarından ne düşünceler geçiyor?
Yazıyorum, yazdıkça aklıma daha da çok merak edilesi şeyler geliyor.
Dayanamadım, hem sizin hem kendimin merakını az da olsa gidermek için hep danıştığım, aynı zamanda çok da sevdiğim arkadaşım psikiyatr Zeynep Pınar’ı aradım, sordum. İşte aşağıda bir profesyonelin gözüyle canlı bombalar.

….

CANLI BOMBA

Bu kişilerin üzerine geriye dönük bilimsel araştırma yapılsa yeridir. Yeni olayları önlemek için çok yararlı olacağı kanaatindeyim. Canlı bombaların başlarındaki aile yapılarını, sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel durumlarını izleyerek bizler de bir fikir sahibi oluyoruz.
Bu kişiler için söylenecek en doğru ifade “kaybedecekleri bir şeyleri olmamaları”dır.
İnsanoğlu için en temel kuraldır; insan emeğini sever. Örneğin; biyolojik olarak ebeveyn olmanın hiçbir manası yoktur. Siz emek çekip büyüttükçe çocuğunuzun sizin için bir değeri vardır.
En ucuz şey de başkası için bir başkasının evladıdır. İşte terör örgütleri de bu sahipsiz, “başkalarının evlatlarını” harcayıverirler.
Bu kişilerin aile özellikleri; çok çocuklu, işsiz, eğitimsiz ve yoksul olmalarıdır. Kendisini bile sevemez bu insanlar ki diğer insanlara nasıl merhamet edebilsinler? Anti-sosyal kişilik özellikleri olan, acımasız, dünyayı yıkmaya gelmiş, avcı nitelikli kişilerdir bunlar.
Bu dünyada isimleri kalıcı olanlar yapan, birleştiren, üreten seven, fedakâr insanlardır. Bu üretici insanlar, kişiler tarihi eserlerde, geniş bulvarlarda, bir üst geçit tabelasında, bir bahar havası aldığınız bakımlı parklarda ve müzelerde yaşarlar. Oysa yakan, yok eden kişinin adı akrabasında, komşusunda ailesinde ve toplumda sadece ve sadece canlı bombadır.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI