Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yahu sizin uzaktan kumandanız yok mu?

GEÇEN gece televizyonda gördüm, önde mehter takımı kalabalıklar Show TV’nin önünde protesto gösterisi yapıyorlar. Demokratik haktır, yapsınlar.

Yapsınlar ama protestoyla yetinmiyorlar, aynen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gibi, Muhteşem Yüzyıl dizisinin yasaklanmasını istiyorlar.
* * *
Birkaç gün önce twitter adlı sosyal paylaşım ağında başıma geldi, yazma tarzımı beğenmeyen birileri çıktı, ‘Böyle yazmayın’ dediler.
Onlara cevaben, ‘Beğenmiyorsanız izlemeyin, olsun bitsin’ dedim. Anlatamadım.
* * *
Onlarca televizyondan birinde yayınlanan bir diziyi yasaklatmaya çalışanlarla bana twitter’da ayar vermeye çalışanlar arasında kategorik olarak bir fark yok esasen./images/100/0x0/55ea17f8f018fbb8f86ada5c
Beğenmemekle yetinmiyorlar. Beğenmediklerinin sesini kısmayı, onu beğenilecek bir tarza getirmeyi de hedefliyorlar.
* * *
Oysa elimizde uzaktan kumanda isimli sihirli bir aygıt var. Parmağımızın hafif bir dokunuşuyla bir TV kanalından diğerine şıp diye geçiyoruz. Baktık o da sarmadı, parmak hafifçe dokunuyor, hop başka bir yerdeyiz.
Eskisi gibi tek kanala da mahkum değiliz. Onlarca, hatta bazılarımız için yerli yabancı yüzlerce seçeneğe sahibiz.
Beğenmediğimizi izlemeyiz olur biter.
Ama hayır. Beğenenler de izlemesin istiyoruz. Kimse izlemesin. Herkes bizim gibi olsun. Bizimle aynı şeyi beğensin.
* * *
Oğuz Atay’ın romanlarına çok güzel yansımış bir ‘emekli albay ruhu’ vardır; sürekli aleme nizam intizam vermeye çalışan.
O emekli albay sürekli içimizde yaşıyor. Kendi nizam-intizamımızla yetinmiyoruz, başkalarına da nizam intizam vermeye çalışıyoruz.
Siyaseten anlaşamasak bile aslında birbirimize ne kadar çok benziyoruz.

Ertuğrul Günay’ın zor işleri

CUMARTESİ günü bu köşede çıkan yazımda Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı aynı kefeye koymuşum Muhteşem Yüzyıl’ı eleştirme konusunda.
Sonradan Günay’a haksızlık ettiğimi fark ettim; Kültür Bakanı diziyi eleştirmiyor, tam tersine fragmanlara ve yayınlanmış tek bir bölüme bakarak karar vermenin zorluklarına dikkat çekiyordu.
Tam bunları yazarken, Ertuğrul Günay’ın gazetecilerle yaptığı sohbetin notları haber ajanslarından gelmeye başladı. Bu kez Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın heykeltraş Mehmet Aksoy’un Kars’taki eseri için ‘ucube’ demediğini, Kars’taki çirkin yapılaşma için bu tabiri kullandığını anlatmaya çalışıyordu Kültür Bakanı.
Birden Ertuğrul Günay’ın ne kadar zor bir işi yapmaya çalıştığını fark ettim.

‘Kabul edenler, etmeyenler... Kabul edilmiştir...’

ON gündür Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesini tartışıyoruz. Hükümetle yüksek yargı birbirine girmiş durumda. Olmadık komplo teorileri ciddi ciddi konuşuyor.
Peki ama acaba kanunun tutukluluk sürelerine üst sınır getiren bu maddesi Meclis’ten nasıl geçmişti?
Meclis tutanaklarına baktım, CMK’nın pek çok maddesi üzerinde kanlı tartışmalar yapılmış, çok sayıda hatip söz alıp konuşmuş, bazılarına Adalet Bakanı cevap bile vermiş. Ama sıra 102. maddeye gelince, hiç kimse konuşmamış.
Meclis Başkanı maddeyi okutmuş. Hemen ardından genel kurula sormuş: ‘Kabul edenler, etmeyenler...’ Eller kalkmış, eller inmiş. Sonra başkan ilan etmiş: ‘Kabul edilmiştir.’
İşte bu kadar. Derin komploların üretildiği madde böyle geçmiş.
Sonra araya zaman girmiş. Bu maddenin 2008 Nisan olan yürürlük süresinin geriye bırakılması için hükümet bir torba yasanın içine madde koymuş.
O torba yasadaki pek çok madde tartışılmış, önergeler verilmiş vs ama bizim yürürlüğü 31 Aralık 2010’a bırakan madde hiç konuşulmamış, doğrudan oya sunulmuş, ‘Kabul edenler, etmeyenler... Kabul edilmiştir’ denmiş, geçmiş gitmiş.
Şimdi insanlar konuşuyor. Yok yargı Hizbullah’ı sırf hükümeti zor durumda bırakmak için serbest bırakmış, yok Hizbullah yeniden PKK ile çatışsın diye bırakılmış, yok esas hedef cemaatmiş...
Hizbullah’ın serbest kalacağını sadece Yargıtay bilmiyordu, Adalet Bakanlığı da biliyordu. Unutmayın.

X