‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum - Ekonomi Haberleri

‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum

Hürriyet Haber
21 Nisan 2017 - 12:52Son Güncelleme : 21 Nisan 2017 - 12:52

Trabzon Sürmene doğumlu Fuat Kurt, üniversite okumaya geldiği Almanya’ya yerleşti. Bu ülkede inşaat mühendisliği okuyan Kurt, şimdi Darmstadt’ta mühendislik bürosu işletiyor. Fuat Kurt, sadece başarılı bir inşaat mühendisi değil, aynı zamanda Türk toplumuna büyük katkılar sağlamış biri. Uzun yıllar DİTİB Hessen Eyalet Birliği Başkanlığını yürüten Kurt, başarılı çalışmaları ile DİTİB’in eyalette resmi dini cemaat olarak kabul edilmesinde ve İslam din dersinin müfredata girmesinde önemli rol oynadı. Fuat Kurt, Hessen Eyaleti Uyum Komisyonu üyesi, ayrıca eğitim çalışmaları yürüten Elele Vakfı üyeliği başta olmak üzere pekçok derneğe ve sosyal projeye aktif destek veriyor. “Almanya’da eğitimde önünüz hiçbir zaman kapanmıyor. ‘Yabancıyız eziliyoruz’ düşüncesine asla katılmıyorum” diyen Fuat Kurt’un gençlere bazı tavsiyeleri var...

‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum

ALMANYA’ya nasıl geldiniz?
Trabzon’un Sürmene ilçesinde 1959 yılında doğdum. Liseyi bitirdikten sonra 1978 yılı Ocak ayında Almanya’ya geldim. Almanya’ya geliş amacım burada üniversite tahsili görmekti. Studium College ve Almanca kursu ile 3.5 yıl geçti. Sonra Darmstadt kentindeki Teknik Üniversite’de inşaat mühendisliği okudum. Evliyim, bir kızım, bir oğlum var. Kızım Elif mimar, oğlum Metehan inşaat mühendisi ve şu an masterini yapıyor. Oğlum benimle çalışıyor, kızım başka bir mimarlık bürosunda çalışmasına rağmen bize zaman zaman yardım ediyor. Yan tarafta baldızımın mimarlık bürosu var. Onunla da birlikte çalışıyoruz.

‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum

Trabzon yıllarınız nasıl geçti?

* Babam Darmstadt’ta işçi olarak çalışırken, ben ve annem Sürmene’de sahile yakın bir köyde kalıyorduk. O zamanlar şartlar ağırdı, yol yoktu, elektrik yoktu. İlkokulu köyde, ortaokul ve liseyi Sürmene’de okudum. Okula her gün 5.5 kilometre yürüyerek gider gelirdim. Okul tüm gündü. Bazen dönüşlerde hava kararırdı; büyüklerin arkasından koşarak onların yanında gitmeye çalışırdık. Lisedeyken Almanya’ya gelme fikri kafamda hiç yoktu. Üniversite sınavına girerek Trabzon’da üniversiteye, eğitim enstitüsüne kaydımı yaptırdım. Ama 1977-78 yıllarında Türkiye’de anarşi yoğundu. Babama mektup yazıp Almanya’ya gitmek istediğimi söyledim.

‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum

Mühendislik büronuzda yaptığınız işleri anlatır mısınız?

* 1990 yılında üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra Frankfurt’ta bir kontrol mühendisliği bürosuna girdim. Orada 15 yıl mühendislik yaptım. Belirli bir çevrem oluşmuştu, 2005 yılında çalıştığım mühendislik bürosundan ayrıldım. 2006 yılından bu yana kendi işimi yapıyorum. Biz doğrudan inşaat işi yapmıyoruz, mühendislik hizmeti sunuyoruz. Yani bir arsaya inşaat yapılacaksa keşif, planlama, statik hesapları, ses yalıtım hesapları, ısı yalıtım hesapları ve inşaat sırasındaki uygulamalarla meşgul oluyoruz.
Mühendislik bürosu olarak ne tür projelere imza atıyorsunuz?
* Daha çok konut projeleri ve çok daireli evler yapıyorum. Ama zaman zaman bir kontrol mühendislik bürosunun daha büyük projelerinde kontroller yapıyorum. Mesela Frankfurt’ta en son 200 metre yüksekliğindeki gökdelenin kontrolünü yaptım.

‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum

Uzun yıllar DİTİB Hessen Başkanlığını yürüttünüz. Pekçok başarılı projeye imza attınız. DİTİB’in eyalette resmi dini cemaat olarak kabul edilmesi sizin başkanlığınız döneminde gerçekleşti. Bunu nasıl başardınız?

* DİTİB Hessen Bölge Başkanlığı görevinde 2009-2015 yılları arasında bulundum. Babam Darmstadt’ta işçiydi ve öğrencilik yıllarında Darmstadt DİTİB’te vatandaşların sorunlarıyla ilgilenirdim. Hem bir kaç kuruş kazanır, hem de vatandaşın hizmetini görürdüm. Zaten insanlarla kolay diyalog kuran bir yapım vardır. İster istemez kendimi toplumun içerisinde buldum. 1994 yılında cami derneğinde ufak tefek sorunlar oldu ve benden derneği yeniden toparlamamı istediler. O dönemde yeni mühendistim ve Frankfurt’ta çalışıyordum. Açıkçası zamanım dar olduğu için dernekte görev almak istemiyordum. Ama babam ve sevdiğim insanlar devreye girince kıramadım ve derneğe başkan oldum.
2009 yılında DİTİB eyalet birlikleri gündeme geldi. Hazırlık aşamasında bizim de fikirlerimiz soruluyordu. Eyalet birlikleri için ismim gündeme geldiğinde yine işlerimin yoğunluğundan ötürü istemedim. Daha sonra gerek DİTİB, gerekse Türk toplumunun önde gelen önemli şahsiyetleri ile yaptığım istişare sonucunda DİTİB Eyalet Birliği Genel Kurulu’nda aday olmaya karar verdim ve başkanlığa seçildim. O dönemde yaptığımız işlerle gurur duyuyorum. Mesela İslam din dersleri konusunda, Türkiye ile bağlantılı olduğu söylemlerinden ötürü, kimse DİTİB’e şans tanımıyordu. Ama inanca dayalı İslam din dersinin verilebilmesi için taşıyıcı bir kurum gerekiyordu ve DİTİB’in yapısı uygundu. Ben bunu başaracağımıza inanmıştım. İslam din dersi 2013 yılında Hessen Eyalet hükümetinin DİTİB Hessen Eyalet Birliği’ni resmi olarak muhatap kabul etmesinden sonra müfredata girdi. Tabii dersin içeriğini hazırlarken diğer kurumların katkısı ve desteğini aldık. Bu sayede toplumun çok büyük bir kesiminde kabul gördü ve başarılı şekilde devam ediyor. Öğretmenleri devlet, DİTİB Hessen Eyalet Birliği’nin müfredatı doğrultusunda, bizim de onay verdiğimiz üniversitelerde yetiştiriyor, DİTİB Hessen’in sunduğu din dersine girmek için başvuran öğretmenin derse girip giremeyeceğine ise DİTİB Hessen Eyalet Birliği’nin üç ilahiyatçıdan oluşturduğu komisyon karar veriyor. Benim başkanlığım döneminde yapılan bu değerli çalışma sayesinde DİTİB, Hessen’de din dersi kapsamında resmi dini cemaat olarak kabul edildi. Bu da Almanya’da Müslüman bir kurumun kurumsal olarak elde etmiş olduğu en önemli bir kazanımdı. Görev sürem içerisindeki tüm çalışmalarım toplumumuzun buradaki ihtiyaçlarını gidermeye yönelik olmuştur.

‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum

Türk-Alman ilişkilerinin gelişmesi için ne tür çalışmalarınız oldu?

* Ben belli bir kalıba girecek insan değilim. Bir kurumda çalışsam dahi, diğer kurumlardaki kişilerle ilişkilerim ve dostluğum oluyor. 2010 yılından beri buradaki hükümetin uyum komisyonundayım. O zamanlar DİTİB Hessen Eyaleti Başkanı olarak komisyondaydım, şimdi şahıs olarak yer almaktayım. 2015 yılında ben başkanlığı bıraktıktan sonra maalesef DİTİB Hessen’i uyum komisyonundan çıkardılar. Ayrıca Hessen’de El Ele Vakfı’nda üyeyim. Bu vakfın başkanlığını Hessen Eyaleti Başbakanı yapıyor, önemli kişilerin olduğu bir kurum.
Sosyal yönleri güçlü, başarılı bir iş adamı olarak gençlere ne gibi bir mesaj verirsiniz?
* Almanya’da zor şartlardan gelerek başarı elde edilebilir. Ben Türkiye’den düz liseden geliyorum, öyle kolej mezunu filan değilim. Almanya’ya geldiğimde Almanca bilmiyordum. Bu koşulda bile, azminiz varsa burada üniversiteyi bitirebiliyorsunuz. Bitirdiğim Darmstadt Teknik Üniversitesi, Almanya’nın en zor teknik üniversitelerindendir. Almanya’da eğitimde önünüz hiçbir zaman kapanmıyor. Burada hauptschule’den gelip, avukat, doktor dahi olabiliyorsunuz. Burası eğitim açısından çok imkan sunuyor ve bu fırsatları değerlendirmemiz lazım. Almanya iyi bir ülke. Ben ve ailem burada severek yaşıyoruz. “Mecburiyetten kalıyoruz, bir gün Almanya’dan kurtulsak” gibi bir düşüncemiz yok. Son derece medeni bir ülke, her türlü hakkınız, hukukunuz, özgürlüğünüz var. “Yabancıyız eziliyoruz” düşüncesine de asla katılmıyorum. Çalışacaksınız, üreteceksiniz. Kimse kimseye masasını vermiyor, ben de oğluma masamı vermiyorum. Oğlum çalışarak o masaya kendisi gelip oturacak. Bir şey yapmadan, “Almanya’da ben dışlandım, burada benim hakkım, hukukum yok” şeklinde ucuz şeylerle işin içinden çıkmamak lazım. Bu ülkede göçmen olmanın beraberinde getirdiği tüm zorluklara rağmen her türlü imkan var.

‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum

ATATÜRK TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK GURUR ABİDESİNDİR

Aynı zamanda sıkı bir Atatürkçüsünüz. Bu nereden geliyor?
* Türkiye’de doğdum ama Türkiye’de doğmamış olsam yine Atatürkçü olurdum herhalde. Biraz kitap okuyan, tarih okuyan insanlar hep şunu görüyor, 20’nci yüzyılda dünya tarihine hem devlet adamı, hem asker olarak damga vurmuş bir lider. Aynı zamanda devletimizin kurucusu. Böyle bir değere sahip olmaktan insan ancak gurur duyar. Bana göre Türkiye’nin en büyük gurur abidesidir. Kızım iki yıl önce Küba’ya gittiğinde bana Atatürk’ün büstünün, fotoğrafını gönderdi. Orada değişik dillerde şu ifade yer alıyordu: “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Keşke övünebilecek şeylerimiz çok daha fazla olsa. Dünyanın takdir ettiği en önemli değer. Atatürk’ün kurduğu ve bizlere emanet ettiği cumhuriyeti ve onun değerlerini korumanın bir yurttaşlık görevi olduğunu düşünüyorum.

‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum

İLİŞKİLER TAMAMEN KOPMAZ AMA...

İki ülkeyi iyi tanıyan biri olarak, zaman zaman gerilen Türkiye-Almanya ilişkileri konusunda neler söylersiniz?
* Türkiye-Almanya ilişkileri mutlaka düzelecektir. Ama ilişkilerde bayağı bir tahribat oldu. İki tarafın da bu süreci iyi yönetemediğini düşünüyorum. Açıklamalar belli bir seviyede olmalı. Bu sert ve ağır ithamlar toplumumuzun 50 yılı aşkın bir süredir elde etmiş olduğu kazanımlara ciddi anlamda zarar verebilir. Bizler içinde yaşadığımız toplumu ayrımcılığa iten tüm söylemlere karşı hep birlikte mücadele ederken, bu toplumun ortak değerlerini koruyan, çok kültürlü, çağdaş, demokratik, barışının ve huzurun egemen olduğu bir yapıya kavuşması için de ayrıca çaba sarf etmeliyiz. Haksızlıklara karşı da sessiz kalmamalıyız. Son zamanlardaki iki ülke arasındaki gerginlik maalesef burada yaşayan vatandaşlarımıza ve Türk-Alman ilişkilerine negatif yansımakta. Buradaki işverenlerimiz, fabrikalarda ve değişik iş yerlerinde çalışan vatandaşlarımız bu gerginliği zaman, zaman günlük yaşamında hissediyor. Üç milyon insanımız var burada; Türkiye ile Almanya’nın ticari ilişkileri var. Birbirine ihtiyacı olan iki Ülke. İlişkiler tamamen kopmaz ama ne zaman ve nasıl düzelir bilemiyorum. Bu ilişkilerin düzelmesi için özellikle Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın önemli görevler üslenebileceğini düşünüyorum.

‘Yabancıyız eziliyoruz’u kabul etmiyorum

HAMSİ TAVAYI İYİ YAPARIM

Yoğun çalışmalarınızdan kalan zamanda neler yapıyorsunuz?
* Doğruyu söylemek gerekirse hobilere pek zamanım kalmıyor. Çok sayıda kurumdan çeşitli toplantılar için davetler geliyor, fırsatım olduğunda bunlara katılıyorum. Mesela ailesinden alınan çocuklar için Frankfurt Başkonsolosluğu’nun himayesinde gerçekleştirilen çalışmalara katıldım.
Frankfurt’ta faaliyet gösteren iki dilli anaokulunun açılmasına DİTİB Hessen Eyalet Birliği Başkanı olarak katkıda bulundum. Ayrıca buradaki toplumsal barışımıza yönelik Alman Eyalet Bakanlıkları, diğer Alman kurumları, belediyeler ve Frankfurt Başkonsolosluğu’nun himayesinde ve desteğinde topluma faydalı işlere katkı sağlamaya çalışıyorum. Futbolu hem izlemeyi hem oynamayı severim. Trabzonlu olduğum için, başarılı dönemlerine de tanık olduğum, Trabzonspor’u tutuyorum. Amatör olarak 38 yaşına kadar futbol oynadım. Burada zaman zaman Frankfurt’un maçlarına giderim. İyi hamsi tava yaptığım söylenir. Arkadaşlar, “Karadenizlisin” dediler. Onların teşvikiyle bir kaç kez denedim, baktım elim yatkın. Annem yaparken bazen onu izlerdim, oradan aklımda bir şeyler kalmış. Şimdi arkadaşlar, “Ne zaman hamsi tava yapacaksın?” diye sorarlar. Bunun dışında pek çok ülke gezdim.

Etiketler: Fuat Kurt , ALMANYA , Darmstadt


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı