Yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelmeye çok niyetli görünüyor riskleri duymak bile istemiyor

Hülya GÜLER
17.01.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

YASED Başkanı Piraye Antika, Türkiye’nin yabancı sermaye hareketliliğinde çok önemli fırsat olduğunu belirterek, “Yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelmeye çok niyetli. O kadar ki riskleri anlatsanız bile duymuyor” dedi. Sıkça eleştirilen sıcak parayı da bir endişe konusu olarak görmediğini kaydeden Antika, “Önce portföy yatırımcıları sonra doğrudan yatırımlar gelir. Dolayısıyla sıcak para çok riskli değil” diye konuştu.

ULUSLARARASI Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Piraye Antika, Türkiye’ye yönelik ciddi bir yabancı sermaye ilgisi olduğunu belirterek, “Son dönemde görüştüğüm tüm yabancı yatırımcılar Türkiye’ye yatırım yapmaya çok niyetliler. Türkiye ile ilgili her zaman gözde büyütülen olası riskleri duymak bile istemedikleri bir dönem yaşıyoruz sanki” dedi. Bu açıdan Türkiye’nin çok önemli bir fırsat penceresi yakaladığını kaydeden Antika, “Önümüzdeki 3 ile 5 yıl Türkiye açısından çok önemli. Global krizdeki performansımızın olumlu etkilerini iyi değerlendirmeliyiz” diye konuştu.

Fırsat penceresi

Türkiye’nin yabancı sermaye girişi açısından 2010’u 2009 yılının gerisinde kapattığını kaydeden Antika, şunları söyledi: “Ancak 2011’in doğrudan yabancı sermaye girişleri aşısından geçen yıla göre daha iyi geçmesini bekliyoruz. 2010’un ilk 10 ayında 5.8 milyar dolar yabancı yatırım geldi Türkiye’ye. Bu rakam 2009’da gelen 7.5 milyar dolardan aşağıda. Yabancı portföy yatırımları açısından ise yüzde 30’lar civarında bir zirve yakalanmış görünüyor. Türkiye portföy yatırımları açısından da bugüne kadar hiç olmayan bir fırsat penceresini yakalamış durumda.”

Rakam önemli değil

Antika, Türkiye’nin son dönemde yakaladığı politik istirkar ile global kriz sürecinde mali sektörün güçlü pozisyonun bu fırsat penceresinin oluşmasında büyük etkisi olduğunu kaydetti. Antika, “Böylesi bir süreçte özellikle uluslararası sermayenin kıt olduğu bir dönemde kısa vadeli rakamlar önemli değil. Asıl önemli olan Türkiye’nin bu fırsat penceresinden ne kadar iyi nasıl yararlanacağı ve bir yol kazası yapmaması” diye konuştu. Türkiye’nin şu anda portföy yatırımları açısından zirvede olduğunu vurgulayan Antika, doğdudan yabancı yatırımların portföy yatırımlarını takip eden bir özellik gösterdiğine dikkat çekti. Antika, şöyle devam etti: “Önce portföy yatırımları artıyor bu doğrudan yatırımları cesaretlendiren bir unsur. 2010 bu açıdan başarılı bir yıl.”

Sıcak para çok riskli değil

Sıcak para açısından Türkiye’ye dönük çok büyük bir risk görmediğini kaydeden Antika, şöyle konuştu: “Türkiye’ye gelen sıcak paranın gelip son trende 3 ayda parsayı toplayacak tarzda bir yatırım trendi olmadığını, gerçek para dediğimiz uzun vadeli portföy ve hisse senetlerine gelen yatırımlar olduğunu düşünüyorum. Dolayıyısla bu konuda çok büyük riskler taşıdığımız kanaatinde değilim. Ters para ikamesi ile Türk yatrımcılar Türk lirasını destekliyor. Olası risklere karşı da Merkez Bankası gerekli tedbirleri alıyor. Bu durumun önümüzdeki dönemde daha fazla doğrudan yatırıma dönüştüğünü göreceğiz. Ben şu anda tedbirli ama gayet iyimser bir beklenti içindeyim.”

Kredi notu ile ilgili duygusal olmamalıyız

TÜRKİYE’nin kredi notunun halen yatırım yapılabilir seviyede olmaması ile ilgili yapılan ‘haksızlık’ değerlendirmelerine ilişkin Piraye Antika, şunları söyledi: “Haksızlık gibi duygusal tanımlara gerek yok. Bugün itibarıyla Türkiye birçok “yatırım yapılabilir diye tanımlanan ülkeden çok daha iyi bir konumda, hem borçluluk hem de diğer macro ekonomik veriler bağlamında. Ama zaten piyasalar da Türkiye riskini buna göre fiyatlıyorlar. Türkiye’nin risk pirimi çok düştü. Yani ekonomimizi doğru yönetmiş olmanın, yaptığımız mali ve kamusal reformların getirilerini bir anlamda azalan risk primi olarak aldık. Hiç şüphesiz kredi notunun iyileştirilmesi henüz Türkiye’de yatırım yapmamış portföy ve doğrudan stratejik yatırımcıları heveslendirecektir. Ayrıca mevcut yatırımcı da Türkiye’ye ayırdığı kaynakları artırabilecektir. Bence de Türkiye yatırım yapılabilir ülkeler seviyesinde olmalı. Olmaması değerlendirme şirketlerinin yanlışıdır diye düşünüyorum. Böyle yanlışları da ilk kez yapmadıklarını biliyoruz.”

Not artışının yabancı sermaye akışına etkisi çok fazla olmaz

SEÇİMDEN önce bir not artışını çok olası görmediğini dile getiren Piraye Antika, şöyle konuştu: “Bu yıl gelecek bir not artışının yabancı sermaye performansımıza çok büyük bir etkisi olacağını sanmıyorum. Çünkü bana göre piyasa zaten olası not artışını iskonto etmiş durumda. Piyasalar zaten Türkiye yatırım yapılabilir bir ülke olarak fiyatlıyorlar. Not artışının elbetteki olumlu bir katkısı olur ama çok ciddi bir sıçrama ben beklemiyorum. Belki gözardı ettiğim bazı bölgeler not artışından etkileneilir ama bana göre örneğin Avrupa’da çok büyük farklılık olacağını zannetmiyorum. Ben birinci yıldan başka bir dünyaya geçeriz beklentisinde değilim ama elbetteki olumlu etkiler.”

Seçim ekonomisi uygulanmazsa olumsuz etki de yaşanmaz

PİRAYE Antika, bu yıl gerçekleşecek genel seçimleri şöyle değerlendirdi: “Seçim, Türkiye’nin sadece 2011’de gündeminde olan bir konu değil. Bundan sonra Türkiye’nin gündeminde hep seçim var. Geçenlerde okuduğum bir araştırmada gördüm ki önümüzdeki 9 yılda yaklaşık 7 adet seçim ihtimali var. Ya yerel seçim var, ya genel seçim var yada cumhurbaşkanı seçimi var. Yani sürekli bir seçim ortamında olacağız. Önemli olan bu kaygıları aşabilmemiz. Seçim ekonomisi uygulanmaz ise Türkiye seçimlerden etkilenmiyor. Türkiye 2001’den sonra doğru bir yola girdi. Önemli olan bunu sürdürülebilir kılmak.”

İki adım ileri bir adım geri görüntüsü vermeyelim

DOĞRUDAN yatırımlarının önümüzdeki dönemde en çok enerji, perakende, alt yapı yatırımları ve sağlık sektöründe yoğunlaşacağını öngördüklerini belirten Piraye Antika, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ben Türkiye’yi çok önemli bir 3 ile 5 yılın arifesinde görüyorum. Yeter ki biz bu süreçte hatalar yapmayalım. İki adım ileri bir adım geri görüntüsü vermeyelim. Örneğin yabancı şirketlerin gayrimenkul ediniminin izne tabi tutulması konusu. Hiç gereği yokken ortaya çıkmış bir konu oldu. Önce serbestti sonra izne tabi olsun denildi. Şimdi son çıkan yönetmelik ile biraz yumuşatıldı ama hâlâ izin gerekiyor. Bu tür komplikasyonlara hiç gerek yok. Türkiye’nin sermayenin bu kadar kıt olduğu dönemde bunu yapmaması lazım.”
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı