Eğitim Haberleri

    Ya yetişkinlerin beceri düzeyi düşükse?

    Prof. Dr. Emin KARİP - TEDMEM Direktörü MEB Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı
    06.11.2017 - 09:14 | Son Güncelleme:

    “Çocukların yeteneklerini geliştirecek yetişkinlerin beceri düzeyi düşükse ne yapacağız” sorusu bir kısır döngü üzerinde akılcı bir şekilde düşünme çağrısı. Bu soru zaten kendi içinde genç nüfusun temel yeterliklerini ve becerilerini geliştirmek için öncelikle öğretmenlere odaklanılması gerektiğine işaret ediyor.

    Eric A. Hanushek ile gerçekleştirdiğimiz TEDMEM Kürsü’de yalnızca yetişkin becerileri ile sınırlı kalmayan bazı noktalar öne çıktı. Genel olarak OECD verileri üzerinden yapılan değerlendirmelerle birlikte öne çıkan tespitler şunlardı:

    - Öğretmenlerin matematik ve okuduğunu anlama alanlarındaki yeterliğine ilişkin Türkiye’nin sıralamadaki yeri, üniversite mezunlarının ortalamasının sıralamadaki yeri ile aynı.

    - Finlandiya ve Japonya’daki öğretmenler ortalama olarak Türkiye’deki en başarılı üniversite mezunlarından daha yüksek beceri düzeyine sahip.

    - Öğretmenler öğrencilerin becerilerinin geliştirilmesinde en önemli faktör. Ancak öğretmenlerin hizmet süresi, kıdemi veya eğitim düzeyi değil, beceri düzeyi önemli.

    - Ekonomik büyüme için öğretim süresinin bir anlamı yok, önemli olan okulun kazandırdığı yeterlikler, yani eğitimin kalitesi.

    - Türkiye’nin orta gelir tuzağını aşabilmesinin ön koşulu bireylerin, çağın gerektirdiği becerilerle donatılması. Nitelikli büyüme, nitelikli bir beceri tabanı gerektirir.

    - Eğitimi geliştirmenin muazzam ölçekte bir getirisi var. Bu da eğitimin geliştirilmesi için yapılacak yatırımın ne kadar vazgeçilemez olduğunu gösteriyor.

    - Eğitimin kalitesini geliştirmek sürekli ve tutarlı bir çaba gerektirir.

    ODAKLANILMASI GEREKEN ÜÇ ALAN
    Türkiye’de özellikle genç nüfusun temel yeterliklerini ve becerilerini geliştirmek için neler yapabiliriz? Ne yazık ki, çözüm konusunda her şeyi aynı anda yapmaya çalışmaktan hiçbir şeyi doğru dürüst yapamamak gibi bir sorunumuz var. Ayrıca başladığımız bir işi sürdürmüyoruz. Sonuç almak için çabalarımızda sürekliliği ve tutarlılığı gözetmek zorundayız.

    Eğitimin kalitesini geliştirmek için kritik olan birkaç temel alana odaklanmak, sürekli ve tutarlı bir şekilde çaba göstermek zorundayız. Kısa ve orta vadede üç alana odaklanmak gerektiğini düşünüyorum:

    Bunlardan birincisi öğretmenlerin yeterliklerinin geliştirilmesi, ikincisi erken çocukluk gelişiminin ve eğitiminin desteklenmesi, üçüncüsü ise ne eğitimde ne işte olan bireylerin istihdam edilebilirliğini geliştirecek temel yeterliklerin kazandırılması.

    Bu üç müdahale alanı Türkiye nüfusunun 0-29 yaş aralığında yer alan yaklaşık 38 milyon kişilik bir kısmı üzerinde çok büyük bir etki oluşturabilir.

    ÖNCELİK ÖĞRETMENLER OLMALI
    Uluslararası karşılaştırmalarla birlikte öğrenme çıktıları ile ilişkili faktörlere ilişkin veriler bize önemli ipuçları sağlıyor. Öğretmenlerin matematik ve okuduğunu anlama gibi temel becerileri ile öğrencilerin yeterlik düzeyi arasında pozitif bir ilişki var. Yani öğretmenimizin beceri düzeyi bir ölçüde öğrencimizin beceri düzeyini belirliyor. Elbette beceri düzeyini etkileyen öğretmenlerin kontrolü dışında faktörler de var. Ancak öğretmenlerin fark yaratabileceğini, zincirleme reaksiyon başlatabileceklerini biliyoruz. Bu nedenle önceliklerimiz arasında birinci sırada öğretmenler olmalı. 

    MESLEKİ ÖZERKLİK TANIMAK GEREKİYOR
    Öğretmenlerin temel becerilerini geliştirmenin iki farklı boyutu var. Birincisi, bundan sonra istihdam edilecek öğretmenler için hizmet öncesi süreçte temel yeterlikleri ve becerileri kazandırmayı temin edecek bir kalite güvence sistemi oluşturarak, öğretmen yetiştirme sisteminde niteliği geliştirmek. Türkiye’de mevcut öğretmenlerin yaklaşık yarıdan fazlası 10 yıl veya daha az kıdeme sahip. Genç bir öğretmen nüfusumuz var. Öğretmenlere, öğretmeye çalışmak gibi bir yaklaşımın işe yaramadığını da biliyoruz. Öğretmenlerin temel ve mesleki yeterliklerinin geliştirilmesinde öğretmen merkezli bir yaklaşım izlemek gerekiyor. Okul içinde ve yakın çevredeki okullar içinde öğretmenler arası işbirliği, ihtiyaç temelli mesleki gelişim çalışmaları; öğretim plan, program, içerik ve materyallerini geliştirmeyi de kapsayan okul temelli bir yaklaşım benimsemek zorundayız. Tabii bütün bunları yapmak öğretmenlere belirli bir ölçüde mesleki özerklik tanımayı ve etkili bir okul liderliğini, eğitim liderliğini gerektiriyor. Öğretmenlerin özerkliğinden kaçınarak gelişimini sağlayamayız. 

    ONLARLA BİRLİKTE YÜRÜYEREK DESTEK OLMALIYIZ
    Yine okul yöneticiliğinin bilimsel temellere dayalı bir mesleki liderlik niteliğine kavuşmasını sağlamadan da öğretmenlerin gelişiminde yol alamayız. Ancak öğretmenlerin niteliğini geliştirmeye yönelik çalışmalarda yöntem ve içerik kadar üslubun da önemli olduğunu unutmamalıyız. Öğretmenleri eleştiren ve yargılayan bir üslup yerine onlarla birlikte yürüyen, onlara destek olan bir üslubu esas almalıyız. 

    “Hiçbir eğitim sisteminin niteliği öğretmen niteliğini geçemez.” Bazı tespitleri mütemadiyen duymaktan üzerinde düşünemez hale geldik. Ama bu tespit eyleme geçmek için başlangıç noktasının ne olduğunu çok net bir şekilde ortaya koyması açısından göz ardı edilmemeli. Öğretmenlerin niteliğini artırmaya yönelik atılacak her adım sistemde çarpan etkisi oluşturabilecek potansiyele sahip.

    GENÇ NÜFUSTA ETKİLİ OLACAK STRATEJİLER GELİŞTİRİLMELİ
    Eric A. Hanushek’in sunumunda ve izleyen panelde özellikle genç nüfusa; öğretmen niteliğinin geliştirilmesi, erken çocukluk gelişiminin ve eğitiminin desteklenmesi, ne eğitimde ne işte olan bireylerin istihdam edilebilirliğini geliştirecek temel yeterliklerin ve becerilerin kazandırılması alanlarında en az 15 yıl vadeli bir planlama yapılması vurgulandı. Temel yeterlikler ve beceriler ile işgücünün verimliliği, nitelikli büyüme ve nihai olarak kalkınma arasındaki ilişki dikkate alındığında, özellikle genç nüfus üzerinde etkili olacak stratejilere öncelik verilmesi gerekiyor.

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı