"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ya o deve neyi temsil ediyor

TAHRİR Meydanı’nda çekilen fotoğraflara bakıyorum.<br><br>Devenin üzerinde bir adam.

Sanki, “Lawrence of Arabia” filminden fırlayıp gelmiş.
Gelmemiş de sanki o yıllarda kalmış.
Yanında at üstünde birisi, meydanda cirit atıyor.
Aklım karışıyor.
“Ya hagi yıldayız” diye bir ses geliyor içimden.
İster istemez, meydandakilerin kılık kıyafetine, façasına bakıyorum.
Bizdeki mitinglerin, ne bileyim, mesela Cumhuriyet mitinglerinin fotoğraflarını yanına koyuyorum.
1 Mayıs gösterilerinde çekilenlere bakıyorum...
İkisinde de Müslüman nüfus çoğunlukta.
Ama aralarında dağ kadar fark var.
* * *
Ne farkıdır bu diye soruyorum.
Tabii ki yoksulluk. Bir tarafta 2 dolarla geçinen insanlar.
Sadece yoksulluk farkı diyebilir misiniz?
Kültür farkı, zihniyet farkı, hayat tarzı farkı...
Var, hepsi var...
Türkiye başka, çok başka bir yerde.
İçimden yine o ses yükseliyor.
“İyi ki” diyor. “İyi ki ülkem başka, bambaşka bir yerde...”
Televizyonlarda her saniye altyazıları geçiyor.
“Mısır’da iç çatışma...”
Allah Allah; bir tarafta bin kişi, öteki tarafta bin beşyüz...
Neredeyse dün Ankara’da Meclis’e yürüyenlerden bile tenha...
Önce, biri ötekini püskürtüyor, sonra öteki berikini...
İster istemez kafam karışıyor: “Halkın iradesini” hangi taraf temsil ediyor...
Binlik mi, yoksa bin beş yüzlük taraf mı?
* * *
Yorumlara bakıyorum; neredeyse bütün dünya birleşmiş.
Hepimiz Mübarek’e karşıyız.
Çünkü “zamanın ruhu” bize şunu emrediyor:
“Nerede, hangi ülkede bir diktatör varsa, tek adam despotluğu, diktatörlük hevesi varsa, nerede bir iktidar hür basını susturmaya, muhalefeti yok etmeye çalışıyorsa, eline bir demet yasemen al; despotun karşısına dikil.”
* * *
Heyhat; şu sersem kafam var ya; yine de basmıyor; içimdeki o hınzır, her an şeytanın avukatlığına teşne.
Mısır’ın nüfusuna bakıyorum, 80 milyon.
Meydanda bin, bilemedin bin beşyüz kişi.
E, ötekiler nerede?
“Vekaletname yoluyla” demokratik devrim mi yapılıyor?
İki taraf da birbirine benziyor, sayıları birbirine eşit.
Nasıl ayıracağız: “Develi adamlar” devesizleri kovarsa, diktatör kazanmış olacak.
Devesizler develileri kovarsa, “halkın iradesi”...
Hepsi birbirine karışıyor.
Ben kararsızım, ama içimdeki hergelenin zerre kadar şüphesi yok.
“İyi ki” diye haykırıyor avaz avaz.
“İyi ki 80 yıllık bir Cumhuriyetimiz, 60 yıllık bir çok partili hayatımız var.”
“İyi ki; 200 yıl önce yüzümüzü Batı’ya çevirmişiz; iyi ki bir Avrupa Birliği idealimiz var.”
* * *
Ve en önemlisi; iyi ki 60 yıllık bir sandığımız var.
İyi ki 5 milyonluk Cumhuriyet mitingleri bile bizim için, sadece ve sadece “memnuniyetsizliğin” ifadesi anlamına geliyor.
Düşünebiliyor musunuz, ya bizim de bir diktatörümüz, ne bileyim bir despotumuz olsaydı.
Maazallah dün Meclis önündeki çatışmaları bütün dünya canlı yayında seyreder ve altyazılarda okurduk: “Türkiye’de iç çatışma...”
* * *
Ama yazamazlar.
Çünkü bizim 60 yıllık sandığımız var.
Her defasında hesap orada görülüyor.
O nedenle, Cumhuriyetimizi kuran büyük Atatürk’ü ve 60 yıldır o sandığı şerefle taşıyarak bugüne getiren İnönü’yü, Demirel’i, Ecevit’i, Özal’ı, Türkeş’i, Erbakan’ı ve tabii ki; bugünkü bütün liderlerimizi saygıyla selamlıyorum.
X