Ya o bankaya da el koysalardı

Hürriyet Haber
07.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme:

TELEFONDAKİ holding patronu dönemin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) üyelerinden birine soruyor:‘‘Şimdi bu durumda bizim bankaya da mı el koyacaksınız?’’BDDK üyesi bir süre düşünüyor, yanıtı rahatlatıcı oluyor:‘‘Hayır beyefendi. Hata sizin değil ki... Bunun farkındayız. Önümüzdeki yasa bunu gerektirse de yapamayız, sizin bankaya el koyamayız.’’Bu görüşme, Kasım 2000'de patlayıp Şubat 2001'de Türkiye'yi dalgalı kura geçişe zorlayan ve yıl boyunca süren krizin bir noktasında gerçekleşti.Bankanın adı, patronu, BDDK yetkilisinin kim olduğu önemli değil. Şurası önemli bir gerçek ki, o bankanın boyutu büyüktü. El konulmasının toplumsal maliyeti diğer el konulanlara oranla yüksek olabilirdi.O bankanın belki başka hataları vardı. Ancak, gerçekten de görüşmenin geçtiği günkü konu, kendisinden kaynaklanmıyordu.Kamu bankalarından birine yüklüce gecelik borç vermiş, o gün paranın geri dönmesi gerekiyordu.Borçlu kamu bankası yükümlülüğünü yerine getiremedi. Dolayısıyla zorlanan özel sektör bankası oldu.Sonuçta hem kamu bankası, hem de özel banka bir gece için idare edildi. Ertesi gün sorun çözüldü, tıkanıklık aşıldı.O gün için ekonomide büyük sayılabilecek tehlike de atlatıldı.Yani, o bankaya el konulmaması daha hayırlı oldu.TOPLUMSAL MALİYETE BAKINKurtarma tartışması yüzünden yine oklar bankacılık sektörüne yöneldi.Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Engin Akçakoca, ‘‘Sektördeki payının yüzde 1'in altında olmaması sınırı, bizim için Ekvator çizgisi olacak’’ dedi. Akçakoca ayrıca, kurtarmanın devlete maliyetinin 4 milyar dolar dolayında olacağını savundu.Devlet Bakanı Kemal Derviş de TRT 1'de Sedat Ergin, Zeynep Göğüş ve Çetin Çetiner'in sorularını yanıtlarken, banka kurtarmada ‘‘hırsızlık’’ kriterine dikkat edeceklerini söyledi.Yani, bir banka patronunun kendi bankasını ‘‘yasal yollardan soyma girişimi’’ belirlenmedikçe kurtarma kapsamına alınabileceğini duyurdu.Tartışmalar, ciddi bankacıları çileden çıkarıyor.Dünyayı iyi izleyen, sektörün ciğerini bilen bir bankacı şöyle diyor:‘‘Bankacılıkta sermaye sorunu 1994'te de vardı, bugün de var. Geçmişte hatalar yapıldı. 19 bankaya el konulurken bazı hatalar oldu. Şimdi, ekonomiyi yönetenler el koymanın çözüm olmadığını gördü. Çünkü, el koymada hedef hastanede tedavi edip, bankaları yaşatmaktı. Bu becerilemedi. Seçenekler azalıyor. Seçeneklerin azalmasında ekonomiyi yönetenlerin payı büyük. Ama artık tartışırken olayın toplumsal maliyetini düşünelim. BDDK gerekirse aynı anda bir bankayı kapatır, birini kurtarır. Eğer toplumsal maliyet açısından yaptığı doğruysa, söylenecek birşey kalmaz.’’Bankalar Fon'a alınırken, ‘‘Yükü halkın sırtına binmeyecek’’ dediler.Ama, aksi oldu. 19 bankanın Fon'a alınıp, zaman içinde büyük bölümünün eriyip gitmesinin topluma maliyeti 20 milyar doları aştı.Artık kuşkuları bitirin, bankalar için daha sağlıklı çözümler üretin.Toplumsal maliyete bakın. Hakeden yaşasın, diğerleri sırtımızdan insin.Sonunda ortağına sattı20 Ağustos 2001 tarihli yazımın başlığı şöyleydi:‘‘İyi müşteri varsa, bankamı satıyorum...’’Bu söz, bir banka patronuna aitti. O günlerde iznini almadığım, için ismini vermedim. Ama, sözleri bankacılık sektöründeki durum açısından önemliydi, isimsiz de olsa, kamuoyuna yansısın istedim.Gün geldi, bankasını kendi ortağına sattı. O patron, Nuri Akın'dı.Nuri Akın, kurucusu olduğu Tekstilbank'ın çoğunluk hisselerini geçen hafta GSD Holding'e devretti. Bankadaki hisseleri çok küçüldü.Nuri Bey, Milliyet'ten Kadife Şahin'e şöyle diyor:‘‘Bu işler hep devlet desteğiyle yürümez. Bankacılık devamlı para ister. Ailece karar verdik, bankacılıktan çekildik.’’Bir başka ayrıntı daha veriyor:‘‘2000 Ağustos'unda bir yabancı grup bankamıza 200 milyon dolar teklif etti. Satmak istemedik. O gün ortam öyleydi. Bugün böyle.’’Nuri Akın, başkasına da geçse, kurduğu bankanın yaşamasının onu mutlu edeceğini de belirtiyor.Gerçekten de en önemlisi sistemin sağlığı.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı