"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

www.nilinkelebekleri.com

Ne yaparsam yapayım, internette de bir şubesi olsun istiyorum. Bunu ‘Nil’in Kelebekleri’ adında bu köşeden toplama kitabı çıkarırken de istiyordum.

Kitap çıkalı 18 gün falan oldu, sağolun gidip alıyorsunuz, dördüncü baskıya girdi. Neyse, kitabı çıkartmayı iki yıldır düşünüyordum. İnanılmaz tembel ve korkunç yavaş hareket eden bir varlık olduğumdan, anca çıktı.
Doğruyu söylemek gerekirse, yazdığım çoğu şeyi hatırlamıyordum bile. Köşeye yazılan şey, bir köşede kalıyor sahiden. Memnunum, aralarında birden fazla okumaya değer şeyler olduğunu gördüm, 140 tanesini seçtim, koydum.
Anneme yazdığım yazıda ağladım bile. Ben yazmamışım gibiydi çoğu. Bir araya geldiler işte bir şekilde. Ama konu kitap değil. İnternet.
Kendime şunu soruyordum kitabı toparlarken: Bir kitabın internet sitesi nasıl olur ki? E-book olur olsa olsa, ki o da süper bir fikir değil zaten. Zaten olması gereken bir şey (hâlâ yok). Sorumu kendime saklamadım. Sorunuzu kendinize saklamazsanız cevap bulursunuz.
Niltakipte.com ve kirildim.com’da beraber mutluca çalıştığım igoa’dan muzafferi aradım. Bunlar tatlı, yetenekli insanlar. Fikir bulan insanlar.
“Muzaffer” dedim, “Bir kitabın sitesi olur mu?”
“Olur tabii” dedi, birkaç gün düşündü, sonra “140 ağaç” fikriyle geldi. Kitabındaki 140 yazı, 140 ağaç olarak nilinkelebekleri.com’a dizilsinler. Kitabı okuyanlar oraya girip sevdikleri yazıya yorum yazdıkça ya da o ağacın yanındaki ‘sevdim’ tuşuna basınca, o yazının ağacı büyüsün.
Mesela, “Anlamı varsa güzel” yazısının bir ağacı var. O yazıyı okuyup yorum yazanlar, o ağacı büyütecek. “Harika bir fikir!” dedim. De, ağaçlar büyüye büyüye nolucak, hiç sevilmeyen ağaçlar bodur mu kalacak?
İkinci sorunun cevabını hâlâ bulamadık. Birinci soruya ben kendime göre manidar bir çözüm buldum. “Ağaçlar belli bir yüksekliğe ulaşmayı başarırlarsa, ben gidip GERÇEK! bir ağaç dikeyim” dedim. Yani, “Anlamı varsa güzel” diyelim ki çok sevildi, çok yorum aldı. (Çok’un kaç olduğunu biz belirledik.) Ben, TEMA Vakfı’yla işbirliği yaparak, gidip bir tane ‘Anlamı varsa güzel’ ağacı dikiyorum. Böylece, kitabımın kağıdı, doğaya olan borcunu biraz da olsa ödemiş oluyor. Karışıksa ben anlatamamışımdır, çünkü aslında çok basit. Step1: ‘Nil’in Kelebekleri’ kitabını alıp okudunuz diyelim.
Step2: nilinkelebekleri.com’a girip, sevdiğiniz yazının ağacını buldunuz, yorum yazdınız ya da sadece sevdiniz diyelim.
Step3: Ben, o ağaç belli bir büyüklüğe geldiğinde gidip ağaç dikiyorum. Hayali güzel bir günde, 140 ağaçlık, küçük bir yazı ormanı oluyor. (‘Orman mı dediniz?’ dedi TEMA’dakiler, ‘Orman olması için en az 30 bin ağaç olması gerekir:)’
Bu arada, kitabı da almasanız, yorum da yazmasanız, siteye gidip ağaçları bir görün derim. Hayatımda gördüğüm en güzel ağaçları yaptı igoa. Hindistan’da goa’da boyandılar, rengarenkler, birbirlerinden çok farklılar. İnsan bakmaya doyamıyor. Beş tanesinden bookmark yaptık.
Dünyada hiçbir kitaba nasip olmamış bir site oldu. Ellerine sağlık burada ve Hindistan’da onu gerçek yapanların.

X