Gündem Haberleri

    Wikileaks'le Guardian arasındaki savaş kızışıyor

    Guardian
    04.01.2011 - 11:57 | Son Güncelleme:

    Julian Assange’la Guardian gazetesi arasındaki savaş devam ediyor. Assange’ın, cinsel taciz davasıyla ilgili detayların Guardian’da yayımlanmasına tepki göstermesinin ardından Guardian’ın Wikileaks’e yönelik eleştirileri de artıyor.

    Dünya gündeminin nabzı Planet'te atıyor

     

    Wikileaks’in Zimbabwe muhalefet lideri Morgan Tsivangirai’nin Batılı diplomatlarla yaptığı görüşmelerle ilgili bir belgeyi yayımlamasının ardından Tsivangirai’ye ölüm cezası istemiyle dava açılması üzerine gazetede bugün James Richardson imzasıyla yayımlanan köşe yazısında Wikileaks’e ağır eleştiriler yöneltildi.

     

    Richardson, yazısında Wikileaks’in diplomasinin inceliklerine önem vermediğini belirterek, “Wikileaks, uluslararası ilişkileri, uluslararası ilişkilerden anlayanlara bıraksın” dedi. İşte Richardson'ın yazısı:

      

    Wikileaks, Nisan ayında, 2007 yılında Irak savaşı sırasında çekilmiş ve iki savaş muhabirinin ABD askeri personelinin silahlarından çıkan kurşunlarla öldürüşünü gösteren video uluslararası kamuoyunu şoke etmişti. Bu düpedüz bir cinayetti ve Wikileaks editörlerinin videoya verdiği isim Collateral Murder (İkincil Cinayet) de buna işaret ediyordu.

     

    Ancak diplomatik yazışmaların yayınlanmasıyla Wikileaks, istikrarsız Afrika ülkesi Zimbabwe’de dengeleri değiştirip ülkenin Batı yanlısı başbakanının ölüm fermanını imzalayarak kendi ikincil cinayetini işlemiş olabilir.

     

    TSIVANGIRAI 1997'DEN BUGÜNE ŞİDDETE MARUZ KALDI

    Morgan Tsvangirai’nin siyasi kariyeri çok kanlı ve acılı oldu. Tsvangirai ilk kez 1997’de, Robert Mugabe’ye karşı beklenmedik bir muhalefet olarak ortaya çıktığında tutuklandı ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Mugabe’nin adamları neredeyse Tsvangirai’yi 10’uncu kattaki ofisinin camından atıyordu. İlerleyen yıllarda dört farklı olaydan dolayı tutuklanan Tsvangirai, bu tutuklamalardan birinde (2007) Zimbabwe’nin iktidar partisinin kontrolündeki özel güçler tarafından ağır bir biçimde dövüldü ve işkenceye uğradı.

     

    Zimbabwe’de 2008’de yapılan ve Mugabe ile Tsivangirai’nin yanı sıra bağımsız adat Simba Makoni’nin katıldığı seçimlerde herhangi bir aday zaferini ilan etmek için gereken çoğunluğa ulaşılamadığı için Mugabe ve Tsivangirai arasında ikinci tura gidildi.

     

    İlk tur seçimlerden sonraki günlerde Tsvangirai hakkında bir suikast planı yapıldığı iddia edildi. Ardından polis Tsvangirai’yi tutukladı; ABD’li ve Alman diplomatlar Tsivangirai’nin acilen serbest bırakılmasını istedi. Başta Mugabe’ye ikinci kez meydan okuyacağını açıklayan Tsivangirai, ardından “sahtekarlık” olduğunu savunduğu seçimi protesto ederek çekildi.

     

    Yoğun müzakerelerin ardından iki parti Şubat 2009’da bir koalisyon hükümeti üzerinde anlaştı. Mugabe 30 yıldır oturduğu başkanlık koltuğunda kalırken Tsivangirai’ye başbakanlık verildi. Bir aydan daha az bir süre sonra Tsivangirai, eşi ve kızı şüpheli bir trafik kazası geçirdi ve 31 yıllık eşi hayatını kaybetti.

     

    2009 TARİHLİ GÖRÜŞME BELGESİ

    Wikileaks geçtiğimiz hafta, uluslararası diplomasinin inceliklerine ve nüanslarına dikkat etmeksizin, 2009 yılında Tsivangirai ile ABD’li ve Avrupalı büyükelçiler arasında yapılan bir görüşmenin detaylarını ortaya koyan bir belge yayımladı.

     

    Batı, 2002’de Zimbabwe’de yapılan seçimler öncesinde Mugabe ve siyasi kurmaylarına seyahat yaptırımları uygulamış ve varlıklarını dondurmuştu. Batılı yaptırımlar dış ticareti ve yatırımları ya da uluslararası yardımları engellemese de, Zimbabwe hükümeti yaptırımları ülkenin sorunlu ekonomisini daha da çökertmeyi amaçlayan bir hakaret olarak nitelendirdi. (Zimbabwe’de işsizlik oranları yüzde 90 civarında.)

     

    Tsivangirai, kameralar önünce yaptıkları açıklamalarda siyasi gereklilikler dolayısıyla önlemlere karşı çıkarken Batılı diplomatlarla yaptığı özel görüşmelerde yaptırımların Mugabe’yi yeni birlik hükümetine ikna etmekte faydalı olduğunu ifade etti.

     

    TSIVANGIRAI ÖLÜM CEZASIYLA KARŞI KARŞIYA

    Wikileaks’in belgeleri yayımlamasının ardından, ABD ve AB’nin seyahat yasağı ve varlık dondurma cezası verdiği isimlerden biri olan, Mugabe’nin atadığı başsavcı , Tsivangirai’nin Batının uyguladığı yaptırımlardaki rolüyle ilgili soruşturma başlattı. Eğer suçlu bulunursa Tsivangirai ölüm cezasına çarptırılacak.

     

    Dolayısıyla Zimbabwe’de Mugabe’nin demir yumruk politikalarının, işkencelerin ve suikastların susturamadığı demokratik muhalefeti Wikileaks susturabilir. Wikileaks’in “şeffaflık” adına ikincil bir cinayet işlemesi Tsivangirai’nin 20 yıldır yaptığı fedakarlıkların ve çektiği acının boşa gitmesine neden olabilir.

     

    Afrika’da ve dünyanın başka yerlerinde yeni siyasi kıyımlar yaşanıp yeni kanlar dökülmeden, Wikileaks’in uluslararası ilişkileri, uluslararası ilişkilerden anlayan birilerine bırakması gerekiyor. O olmazsa en azından hayatın değerini anlayan birilerine ihtiyaç var.

     

    Guardian'da James Richardson imzasıyla yayımlanan "US cable leaks' collateral damage in Zimbabwe" başlıklı yorumdan derlenmiştir.

    Planet'i Facebook'ta takip etmek için:
    http://www.facebook.com/#!/HurriyetPlanet

     

    Planet'i Twitter'da takip etmek için:
    http://twitter.com/HurriyetPlanet

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı