Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Westwood'da bir Hollywood mezarlığı

    Hürriyet Haber
    19.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 19.04.1998 - 00:01

    Üç yıl önce Venedik'te Amerikalı siyahi aktör Denzel Washington ile söyleşi yaparken çok iyi arkadaş olmuştuk.

    Washington, rol yeteneği kadar inanılmaz hicivleri olan coşkulu, karizmalı bir insan...

    O sormuştu: Gazeteci olarak ne çok kiminle röportaj yapmak istediğimi...

    ‘‘İmkânsız’’ demiştim. ‘‘Bir araya gelip kurallara uyarak resim çektirip söyleşide bulunmak istediğim ünlü ben daha kısa pantolon giyerken ölmüştü.’’

    Denzel Washington teşebbüs ederek, ‘‘Kimdi?’’ diye şaşmıştı...

    ‘‘Marilyn Monroe’’ yanıtını vermiştim.

    Gerçekten Marilyn Monroe ile söyleşide bulunmak için neler verirdim... Küçük yaşıma karşın ‘‘Nigara’’ya, ‘‘Bazıları Sıcak Sever’’e yazlık sinemalarda abone olmuştum. ‘‘Erkekler Sarışınları Sever’’, ‘‘Dönüşü Olmayan Nehir’’, ‘‘Otobüs Durağı’’ ve tabii ki ‘‘Uygunsuzlar...’’ Monroe'nun kocalarını, rol arkadaşlarını hep kıskanmıştım... Joe Di Maggio'yu, Arthur Miller'i, Tony Curtis'i, Clark Gable'i, ona yaklaştıkları, değdikleri, öptükleri için mutlu saymıştım...

    Monroe'nun saf bakışları, masum görünüşü, sarışınlığı, dolgunluğu, baygınlığı çekiyordu. Ve bir ağustos sabahı onun intihar ettiğini öğrenince odama kapanmıştım...

    Monroe hayranı Fransızlar

    Oscar ödülleri için Los Angeles'a bu gidişimde dünya tatlısı bir musevi vatandaşımız olan Eli Frankü ile tanıştım. Hollywood sineması ile içiçe yaşayan Franko ile yemekte Marilyn Monroe'yu konuştuk. Sonra Franko'nun otomobiline atlayıp bir şehir turuna çıktık. Franko bir çiçekçinin önünde durarak eşine bir buket çiçek aldı. Sonra Westwood semtine doğru direksiyon salladı. Wilshire Bulvarı'ndaki dev residans binalarının arasından küçük bir yola girdi, demir parmaklı bir kapıdan otomobili bir bahçeye soktu... Yaklaşık bir dönümlük alan. Sanki cennet çayırları... 50 metre sonra otomobili durdurdu Franko... Eşi için aldığını söylediği gül buketini elime sıkıştırdı. ‘‘Haydi Erus... İşte karşıda. Marilyn Monroe burada yatıyor’’ dedi...

    Burası Los Angeles'ın göbeğinde ‘‘Pierce Kardeşler’’e ait özel bir mezarlıktı... Ve Marilyn Monroe burada gömülüydü. Daha doğrusu, gömülü değildi... Duvardaki oyuğa tabutu yerleştirilmiş, üzerine çimento dökülüp mermerle kapatılmış. Hemen girişteki duvarda üçüncü katta, üçüncü sırada yatıyordu... Mezarlığın zarif kadın müdürü Priscilla Di Bosco tabutların bu tür mezarlara kafaları bahçeye doğru yerleştirildiğini söyledi. Sonra Marilyn Monroe'yu ziyarete gelenlerden söz etti. Bir kere ilk kocası Joe Di Maggio yıllık ücretini ödeyip her gün mezarı başındaki küçük vazoya bir buket çiçek koydururmuş. Monroe'yu en çok ziyaret edenler Fransızlarmış. Örneğin Burt Lancaster ölümünden önce ‘‘Küllerimi Marilyn Monroe'nun bulunduğu mezarlığa gömün’’ vasiyetinde bulunmuşt. Keza Dean Martin de... Sonra Monroe'ya küçük notlar yazıp bırakanlar da varmış. Hatta bir tanesi ziyaretimiz sırasında plakaya sıkıştırılmıştı.

    Heyecanlanmış ve duygulanmıştım. Koca ‘‘sarışın bomba’’nın başı ile aramda belki 10 santim ya var, ya yoktu... Neler sormak isterdim... O masum saf bakışların ardındaki mutsuzluktan... Seks sembollüğünden... Erkeklerinden, kocalarından, yalnızlığından, Kennedy'lerden söz etmeyi arzulardım. Hele intihar düşüncesi yaşayıp yaşamadığını, ölümle tehdit edilip edilmediğini öğrenmeye çalışırdım... Hâlâ kalplerde yaşadığını, Hollywood'da yerinin doldurulmadığını haykırmak isterdim.

    Unutulmaz isimler

    Müdür Piscilla Di Bosco, Monroe'ya olan dikkatimi bir an dağıtarak ‘‘Pierce Brothers’’ mezarlığında başka ünlü sinema oyuncularının da yattığını hatırlattı. Sonra bizi çimenler üzerinde gezdirdi. Mezarlık düzdü. Lahit taşları yoktu. Önce Donne Reed'i ziyaret ettik. ‘‘İnsanlar Yaşadıkça’’daki Oscarlı rolünü kim anımsamaz... Nathalie Wood da buradaydı. ‘‘West Side Story’’nin unutulmaz Maria'sı... O da genç ölmüştü. Sinema dünyasının ‘‘Trapez’’i Burt Lancaster'ın külleri dört yıldan beri burada saklanıyordu. Ya Dean Martin?.. Şarkılarıyla, komedileriyle ünlü Dean Martin'in mezar plakasına ‘‘Every Body Love Somebody Some time’’ ünlü şarkısının adı yazılmıştı. Gabor kardeşlerin Eva'sı da burada misafirdi... Yunan asıllı aktör yönetmen John Cassavetes, sessiz sinema döneminden kalan Eva, Arden West de ‘‘Pierce Brothers’’ mezarlığında istirahat ediyorlar.

    Müdüre soruyoruz... Bu mezarlığın özelliğini... Öncelikle burası bir aristokratlar mezarlığı... Her önüne gelen buraya gömülemiyor... Sonra ücreti inanılmaz pahalı... 1962 yılında Marilyn Monroe için 21.500 dolar ödenmiş. Bugün eğer Pierce Kardeşler Mezarlığı Yönetim Kurulu kabul ederse, buraya gömülmenin faturası 38 bin dolar... Ayrıca her yıl bakım aidatı olarak dört bin dolar alınıyor. Tabii her gün tazelenen çiçekler için de ekstra ücret veriliyor. Kısacası Hollywood'da ölmek, öldükten sonra da bakım da pahalı.

    Marilyn Monroe'yu ziyaretimden sonra sanki yaşamımdaki bir görevi yerine getirmiş gibi mutlulukla ‘‘Pierce Kardeşler’’ mezarlığından ayrılırken, Eli Franco'ya en samimi teşekkürlerimi sundum.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı