Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Washington, Türkiye’yi duyuyor mu?

Bush yönetimi, Türk kamuoyunu göz göre göre kendinden uzaklaştırdığının acaba farkında mı? Farkındaysa ve bir şeyler yapmayı planlıyorsa, seçimlerden sonra çok fazla beklememesi gerekiyor. Neden mi? İşte nedenleri.

Bush yönetiminin güçlüklerini anlıyorum, (bakın yan kutu) ancak bütün bunlara rağmen gelişmelere bu kadar uzun süre seyirci kalmasını anlayamıyorum.

 

Acaba Türkiye sesini mi duyuramıyor?

 

Sanmam, Ankara’daki büyükelçilikleri durumu çok iyi bildiği gibi, Washington’daki Türk Büyükelçiliği ve Türk kaynaklar, yeterince uyarıda bulunuyorlar. Bütün bunlara rağmen, Washington kıpırdamıyor. Kıpırdamamalarının bir nedeni, içine düştükleri Irak tuzağı ise, sanıyorum bir diğer nedeni de, Türkiye’deki genel seçimlerdir. Amerikalılar, PKK’ya yönelik bir müdahalelerinin, burada AK Parti’ye destek anlamına geleceğini düşünüp, kafalarındaki planı seçim sonrasına ertelemiş olabilirler.

 

Umarım, bu tahminimiz doğrudur. Bush yönetiminin gerçekten bir planı vardır ve bunu uygulayabilmek için, seçimlerin geçmesini beklemektedir. Eğer PKK’nın Kuzey Irak’taki mevcudiyetine karşı hiçbir şey yapmayacak ise, Türk-ABD ilişkilerinin kamuoyu açısından bir felakete doğru kayacağını tahmin etmek hiç güç değil.

 

Benim burada özellikle dikkat çekmek istediğim nokta, başkentler arası ilişkiler değil. Ankara ve Washington’a kim gelirse gelsin, onlar kendi aralarından bugün çekişir, yarın yine kol kola dolaşabilirler. Ancak, özellikle Türk kamuoyu için durum farklıdır.

 

Washington belki farkında değil, Türk halkını kaybediyor. İktidar partisi ve TSK ile ilişkileri hemen tamir edebilirler, oysa halkın gönlünü kolay alamazlar.

 

Bir süredir Türkiye’deki genel kanı, Washington’un PKK’ya gizliden gizliye arka çıktığı, Kuzey Irak’taki varlığına göz yumarak, bir terör örgütünü desteklediği şeklindedir. Eğer bu durum, seçim sonrasında da değişmezse, Amerikan aleyhtarlığı daha da derinleşecek ve bir daha düzeltilmesi çok uzun yıllar alacak bir sürece girilecek. Bu olasılık, Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarına da darbe vuracaktır.

 

Türk kamuoyunun beklentisi ne?

 

PKK’nın Kuzey Irak’tan tümüyle silinmesi dahi değil. Lider kadrosundan 1-2’sinin yakalanması, bölgede cirit atmalarının engellenmesi gibi sembolik jestler bile memnuniyetle karşılanacak. ABD yönetimi istese, basit bir kaç adımla, PKK’yı desteklemediğini bizlere gösterebilir. Ellerindeo kadar çok imkan var ki, isteseler sembollerle Türk halkının gönlünü alabilirler. Hiçbir şey yapmasalar, PKK ve yan kuruluşlarının, Türkiye’deki mayınlı cinayetlerini durdurabilirler. Her PKK cinayeti ve suikastının bu kamuoyunda, ABD’ye fatura edildiğinin herhalde farkındadırlar.

 

Eğer bu varsayımlardan hiçbiri doğru değilse, yani Bush yönetimi, Türk hükümetini, Türk kamuoyunu önemsemiyorsa, durum vahim demektir. Bu tutum “Biz süper gücüz. Türkiye bize uymak zorundadır. PKK umurumuzda değil” anlamına gelir ki, ilişkiler daha da batağa sarar...

 

Benim seçimler sonrası için beklentim, Milliyet Washington temsilcisi Yasemin Çongar’ın bir süre önce değindiği gibi, Ankara ile Washington arasında yeni bir pazarlığın yapılması.

 

Bir yanda, Irak’tan kısıtlı bir çekilmeye ve askerlerini yeniden konumlandırmaya hazırlanan Washington, öte yanda PKK’yı Kuzey Irak’tan çıkartmak ve Kerkük’ün tümüyle Kürtler’e bırakılmamasını, Türkmenler’e de yer verilmesini isteyen Ankara...

 

Bölgede, dengeler yeniden kurulacak. Tüm aktörler ellerindeki kartları göğüslerine kapatmışlar, kimseye göstermiyorlar. Ancak dikkat, Türk halkı İskandinavlar’a benzemez. Soğukkanlı ve her hareketi mantık dokusuyla örülmüş bir toplum değiliz. Umarım, Washington geç kalmaz.

                                             *                               *                    *

ABD’NİNDURUMU BİZDEN BERBAT...

 

Herkes kendi derdine düşmüş durumda...

 

Bizler, PKK’nın cinayetlerinden dolayı tepkiliyiz. Mayın kullanıp haince öldürülen bir tek insanımız dahi, kamuoyundaki baskıları arttırıyor.

 

Bir de Amerikalılar’ın durumuna bakalım.

 

Doğrudur, kendi düşen ağlamaz denir. Evet, Amerika Irak’a girerken başına gelecekleri hesaplamalıydı. Tamam, şimdilik bunları bir yana bırakalım ve Irak’taki gelişmelere bakalım...

 

Amerikan Kuvvetleri perişan durumdalar... Kontrol tümüyle ellerinden çıktı ve gidişin düzelmesi imkansız görülüyor. Şii-Sunni kavgasının durması çok güç. Amerikalılar’a rahat nefes aldıran tek unsur Kürtler. Talabani-Barzani ikilisi, hem Kuzey Irak’ta istikrarı sürdürüyorlar, hem de Bağdat’ta iktidarın ayakta durabilmesi için ellerinden geleni yapıyorlar.

 

Kürtler şu süreçte, Washington’un Irak’taki tek müttefikleri. Amerikan ordusuna destek veren tek kesim...

 

Böyle bir ortamda ABD her gün adam kaybediyor. Irak istilasını başlattıkları tüm müttefikleri teker teker çekiliyorlar. Sırada İngilizler var. Onlar da yakında Irak’tan çıkacaklar.

 

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Bush yönetimi de çekilme konusunda baskı altında. Eylül’de yönetim, yeni bir harekat planı açıklayacak. Belki büyük bir çekilme görmeyeceğiz, ancak artık yeni bir sürece girilecek.

 

ABD, çok güç durumda. Çekilse, Irak tam bir kaosa girecek ve bu bizi de olumsuz şekilde etkileyecek. Çekilmeyip dirense, durumu daha da güçleşecek.

 

Irak, fiilen üçe bölündü. Belki hukuken, üç ayrı yönetim (Şii- Sunni-Kürt) Bağdat’ta bir hükümet oluşturacaklar, ancak eski Irak artık bitti. Bölgeye yeni bir düzen getirilecek.

 

Şu sıralarda yeni bir düzenin hesapları yapılıyor. İran ile Türkiye’nin konumları ve en önemlisi Kürtler’in gelecekleri planlanıyor. Bağımsız Kürdistan konusu da mutlaka gözden geçiriliyordur.

 

Neresinden bakarsanız bakın, ABD şimdiye kadar hiçbir zaman böylesine güç duruma düşmemişti.

 

Ancak unutmayın, Süper Güç eninde sonunda kendini kurtarır. Geride bırakacağı karmaşayı bile görmezden gelerek, çeker gider. Kabak yine bizlerin başına patlar...

X