Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vurmak kültürü...

<B>‘VURMAK’</B> fiili erkek kültürünün en önemli ve vazgeçilmez enstrümanlarından birisidir.<br><br>Daha ana karnındayken <B>‘fena vuruyorsa’ </B>erkektir.

Delikanlı olunca da baba ‘Turnayı gözünden vuracak’ der, ama o arabanın tamponunu vurup gelir salak.

‘Vurmak’ başlamıştır.

Sokakta, evde, çarşıda, pazarda, bankada...

Vuran vuranadır.

Şifa için merhem dahi yaraya vurulur.

Erkek kendisi vurmadığı zamanlarda bile vurulmayı arzu eder ve bakarsınız aşık olmaz da ‘vurulmuş’tur.

Ve rakıya vurur.

(Zaten sahte rakı yapanların amacı da parayı vurmaktır.)

Sonunda aşk yapmanın adıdır; vurmak...

Bence futbolun çok sevilmesinin nedeni içinde pek çok ‘vurmak’ olduğunu içindir.

Yeryüzünde ayakkabısı tarafından dövülen tek insan türüdür; ayakkabı vurur bizimkileri.

*

Bu yüzden erkeğin eline en uygun vurma aleti cop verilip, meydana salındığı zaman vurmadan duramaz.

İçi gider...

Dayanamaz...

Bir de bakarsınız dört delikanlı(!) erkek, yere düşmüş bir kız çocuğuna vurmaktadır.

Vur ha vur.
..

Bu toplum ‘vurdum-duymaz’ olsa bile, AB ayağa kalktığı zaman da, diplomasi dilinde adı nedir bilemem ama, ahmaklar buna bu sefer ‘arkadan vurmak’ derler.

Ve televizyonlarda ağzını açan AB’ye vurur...

*

Burda sorun; eline vurmak için cop verilmiş Türk erkeğinin, karşısında vurulmaya uygun bir şey görmesi karşısında, asla kendi kendini tutamamasıdır.

Nitekim İstanbul Valisi kafasını duvara vuracağına, vurma eylemine sahip çıkarak ‘tahrikten’ söz ediyor.

Al valiyi vur polise.

O zaman bırakın AB’den, uygarlıktan, çağdaşlıktan, adam olmaktan dem vurmayı...

Vurun kendinizi karanlığa...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI