Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vur patlasın çal oynasın

<B>TÜM Bel Sen </B>(Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası) dün İstanbul'dan Ankara'ya bir yürüyüş başlattı. Gerekçe: Belediyelerde ücretler yetersiz. Yüzlerce belediye, çalışanlarına maaş ödeyemiyor.

Yayınladıkları bildiride bu konuda somut örnekler veriliyor. İçlerinde 40 aydan yana maaş ödeyemeyenler var.

Belediyeler kamu kuruluşu. AB nutuklarının atıldığı bir Türkiye düşünün, belli kamu kuruluşları tarafından -işçi memur ayırımı yapılmadan- maaş ödenmiyor.

Niçin?.. Çünkü onların parası yok. Arkalarında siyasal iktidar yok.

İstekleri Ankara tarafından ya görülmüyor, ya da geri çevriliyor. Para yok! Ya da başkana ‘‘sen hele bizim partiye gir de, ötesini sonra düşünürüz’’ deniliyor.

Örnek vereyim: 220 bin nüfusa hizmet veren Hakkári belediyesi çalışanları 11 aydan bu yana maaş alamıyor.

Başka örnekler vereyim: Mersin Sütlüce 40, Aydın Koçarlı 36, Ordu Yenikent 19, Adana Karataş 6, Diyarbakır Hazro 15, Gaziantep Araban 17 aydan bu yana maaş ödeyemiyor.

***

Bir yanda 5 kuruşa muhtaç belediyeler... Öte yanda ise Ankara'da olduğu gibi vur patlasın çal oynasın belediyeleri.

İlk gruptaki yüzlerce belediye hiçbir hizmet veremiyor, çünkü parasız.

İkinci grupta verdiğim örnek Ankara Büyükşehir.

Her hizmet sonrasında konserler, görkemli açılış törenleri, özel getirilen arabesk sanatçılar... Ve bunlara ödenen korkunç paralar.

Kavşak mı yapıldı, gelsin konser! Altgeçit mi açıldı, gelsin konser! Park açılışı mı yapılıyor, yine gelsin şarkıcılar, türkücüler, orkestralar, pohpohçular.

Kambersiz düğün olur mu, buraların baş davetlisi başbakan ve bakanlar...

Halkın parasıyla hizmet yapılıyor. Dünyanın neresinde kamu kaynaklarıyla yapılan işin böyle tantanası olur?

O açılışlara katılan ülke yöneticilerinden birinin de aklına ‘‘yav devlet 5 kuruşa muhtaçken sen bu konserlere kaç para ödüyorsun?’’ diye sormak gelmiyor...

Çünkü işin içinde siyasal çıkar olayı var.

Bir Ankara Büyükşehir Belediyesi düşünün ki, sadece Hazine'ye, yani devlete olan boru 2 milyar dolar dolaylarına ulaşmış.

Bu para geri alınmadığı gibi, borç giderek artıyor. Belediye üstelik bankalardan borç almaya başlıyor.

Kimse bunların hesabını sormuyor.

***

Bu ihaleler kimlere, kaça veriliyor? Sonra kaça bitiyor? Bu yatırımlar gerekli mi, değil mi? Yerel seçimler yaklaşınca sırf gösteriş olsun diye sökülüp yeniden yapılan gıcır gıcır asfaltların, kaldırımların maliyetini kim biliyor? Bunların hesabını soran yok.

Kamunun hastanelerinde araç gereç, okullarında yakacak yok, birkaç AKP belediyesinde harcama çok!

Vur patlasın çal oynasın.

Trilyonlar harcanan park önceki gece açılıyor! Arabesk konserler sürüyor, gökyüzünde fişekler patlıyor. Hükümet tam kadro orada. Yüzler gülüyor! Bol bol propaganda yapılıyor.

Halkın parasıyla birkaç kişinin reklamı, birkaç kişinin propagandası.

Öte yanda ise garibim Anadolu'nun aylardan, yıllardan beri maaş ödeyemeyen, bir tek hizmet yapamayan zavallı belediyeleri.

Bir taraf korkunç bir bolluk, har vurup harman savuruculuk içinde, öbür taraf kıvranıyor.

Başbakan bunları görmüyor mu? Hükümet görmüyor mu? Elbette görüyor ama önlem almak, savurganlığı önlemek işlerine gelmiyor.

***

Maaş alamayan, açlığa itilen Tüm Bel Sen üyeleri İstanbul'dan Ankara'ya yürüyüş başlatmış! Daha çoook yürürler. Yürümekle yollar aşınmıyor!

Onlar küçük Anadolu il ve ilçelerinin, beldelerinin horlanmaya, sömürülmeye alışkın insanları. Beldelerinde su yoktur, yollar çamurdur, çöpler ortalıkta birikmiştir. Kimin umurunda!

Gelsinler ‘‘belediyeciliğin’’ ne olduğunu, kendileri maaş alamazken müteahhitlere trilyonların hiç aksatmadan nasıl ödendiğini İstanbul'da, Ankara'da yaşanan vur patlasın çal oynasın törenlerinde görsünler.

Devletin ve milletin parasının siyasal iktidarla el ele nasıl harcanması gerektiğini buraların kaymak siyaset tabakasından öğrensinler.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI