"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Voleyboldan başka bir işe yaramam

Olimpiyattaki voleybol milli takımımızın yıldızı Neslihan Darnel’e bir mesaj geldi, ortalık karıştı... Tweet’i atan da sıradan biri değil, ünlü bir rock stardı: Red Hot Chili Peppers’tan Balzary. Allaaah, evli, çocuklu kadına öyle tweet atılır mıymış. Ayıpmış, iğrençmiş! Bir anda milli namus meselemiz oldu. Hemen Neslihan’ı ve kocası Orkun Darnel’i aradım, olaya daldım, esas kız ve esas oğlan ne düşünüyor onu sorguladım...

/images/100/0x0/55eb32a3f018fbb8f8b1b17dOlimpiyat nasıl bir deneyimdi?
- İnanılmaz! Bundan önce üç dünya, beş-altı Avrupa Şampiyonası, bir sürü üst düzey turnuvada oynadım. Ama olimpiyat gibi bir şey yaşamadım. Bir kere, tüm dünya izliyor. O atmosfer, sporcuların mücadelesi anlatılacak gibi değil.
Peki Türkiye’yi temsil etmek, bu sorumluluğu taşımak nasıl bir yük?
- Elbette beklentiler yüksek, onları karşılamak da her zaman mümkün değil. Nitekim olmadı. Ama hepimiz iyi olduğumuz bir işi yapıyoruz, baskıya alışığız. Kendi adıma konuşursam, beklentilerim izleyicilerinkinden yüksek. Önce kendimi tatmin etmem lazım, sonra onları...
O zaman şöyle sorayım, sen tatmin oldun mu?
- Grubumuz en zoruydu. Geçen olimpiyatın ilk dördü bizim gruptaydı. Tecrübesizliğimize geldi. Daha iyi sonuçlar elde edebilirdik.
Kendini nasıl teselli ediyorsun?
- Edemiyorum. Maç konusu açıldığında hâlâ gözlerim doluyor; şimdi de doldu. Şanssız bir turnuva geçirdik diyelim. Ama hep söylüyorum: Bu takımın parçası olmaktan her zaman gurur duyuyorum.
Yenildiğiniz takımlarla aranızda ne fark varmış?
- Tecrübe. Yoksa hiçbir takımdan daha eksik olduğunu düşünmüyorum.
Peki daha iyi sonuçlar için ne lazım?
- Planlı, programlı çalışmak, daha çok çalışmak, hep çalışmak.
Bu, senin son olimpiyatın mı?
- Niye öyle diyorsun? 2016’ya da giderim.
Kaç yaşında olacaksın?
- 33... 36-37 yaşında oynayan var.
Olimpiyatların açılışında bayrağı taşıdın. Bunun nasıl bir büyüsü var?
- Ooooo! İnanılmaz heyecanlandım. Açılış günü kızlara, “Bugün beni idare edin, ne dersem tamam deyin, heyecandan ölüyorum” dedim.

MAKYAJ EN ÇOK BİZİM TAKIMA YAKIŞIYOR

Ve çok çok hoş görünüyordun. Neden başkası değil de, sen?
- Bilmiyorum, ilk olimpiyatımdı, mutlaka daha fazla hak edenler vardı ama büyüklerimizin takdiri.
Twitter profilinde kendin için şöyle yazmışsın: “Eczacıbaşılı ve milli voleybolcu. Başka da bir işe yaramaz...”
- Evet, çünkü doğrusu bu. Başka bir işe yaramıyorum.
/images/100/0x0/55eb32a3f018fbb8f8b1b17fHakikaten böyle mi düşünüyorsun?
- Evet,  “Onu da yaparım, bunu da” diyen kadınlardan değilim. Hakkıyla yapabildiğim tek iş bu. Bir de annelik.
Kimse söylemedi mi, “Niye böyle yazıyorsun, kendine acımasızlık ediyorsun” diye..
- Söyleyenler çıkıyor. Ben böyle mutluyum. Bildiğim iş hakkında konuşurum, bilmediğim şey hakkında ukalalık yapmam.
Olmaz denileni başardın, yıldız bir sporcuyken hamile kaldın, çocuk yaptın, geri döndün, yine yıldız oldun. Şimdi gözünü nereye diktin?
- Voleybol, tam gaz devam. Hayatımın vazgeçilmezi. Her turnuvada, şampiyonada iddialıyım. Hepimiz öyleyiz. Her kupaya talibiz.
En makyajlı takım sizdiniz. Eleştiri aldınız mı?
- Herkesi mutlu etmek mümkün değil. Ama hep söylüyorum: İnsanlar nasıl işe bakımsız gitmiyorsa, biz de sahaya bakımsız çıkmak istemiyoruz.
Olimpiyatlardaki diğer voleybolcuları şaşırtan bir şey miydi bu?
- Bilmem. Tercih meselesi. Ama makyaj, en çok bizim takıma yakışıyor!
Aileden kim kim gittiniz Londra’ya?
- Annem, babam, kızım ve eşim.
En çok kim heyecan yaptı?
- Annem. Sabahtan akşama kadar dua okudu. Çok şekerdi. “Kızlar lütfen siyah forma giymeyin, size uğrusuz geliyor” dedi. Her maçta salonda hazırdılar.

KIZIM YÜZÜNE BOYALAR SÜRÜP GELDİ MAÇLARA/images/100/0x0/55eb32a3f018fbb8f8b1b181

Kızın ne yaptı?
- Zeynep 4 yaşında. Onun için de değişik bir tecrübe oldu. Yüzüne boyalar sürüp geldi maçlara, numaramı yazmış suratına.
Eşin peki?
- Çok destekti. “Seninle ne kadar gurur duysam azdır” dedi. Her sporcunun hayalidir olimpiyatlara katılmak, o da eski sporcu ve bu duyguyu biliyor.
Heyecanını en çok yatıştıran kimdi?
- Duygularını pek fazla dışarı yansıtan biri değilim. Kendi kendime heyecanlanıyor ve kendi kendimi yatıştırıyordum.
Maç sırasında nasıl oluyor? Eşin Orkun’la göz göze geliyor musun?
- Isınmaya çıktığımızda mutlaka görmek isterim, nerede oturuyorlar, ne yapıyorlar? Sonra insanın aklına bile gelmiyor.
Türk izleyicisi?
- Çok iyiydi. Ama salon 15 bin kişilikti ve herkes bir köşeye dağılmıştı, yine de ellerinden gelen her şeyi yaptılar.
Oruç tutan var mıydı?
- Bizim takımda mı, hayır yoktu.
Bazıları “Oruç performansı düşürür” diyor, bazıları “Artırır.” Senin fikrin ne?
- Bizim açımızdan zor, hatta imkansız. Performans sporu yaptığımız için doğru olmadığını düşünüyorum. Mesela ben susuz kalamam. Ama olimpiyat köyü yemekhanesi oruç tutanlar için 24 saat açıktı. Hurma, beyaz peynir, zeytin aklına ne gelirse vardı. Kimler tutuyordu bilmiyorum. Atletler değils de belki bazı yöneticiler, antrenörler...

Moralim bozuktu, maçı kaybetmiştik, baktım Balzary’den mesaj...

Gelelim Red Hot Chili Peppers’ın baş gitaristi Peter Balzary’e...
- Ya bir de o var hayatımızda...
Attığı tweet’ten nasıl haberin oldu?
- Yoo, ben gördüm. Moralim bozuktu, maçı kaybetmiştik. Telefonuma bakıyordum, tesadüfen fark ettim. Kaale almadığım için özel bir şey hissetmedim. Sadece bir mesajdı. Yaptığı bir şey yok, adam hayranlığını dile getirmiş.
Peki gülmedin mi, hoşuna gitmedi mi?
- Güldüm tabii. Hoşuma da gitti. İltifat almak kimin hoşuna gitmez? Ama ne ben adamı tanıyorum ne de o beni tanıyor. Bu, olimpiyatın ne kadar büyük bir organizasyon olduğunun göstergesi. Ulaştığı kitlelere bakar mısın?
Tepki gösterenler gibi “Evliyim, çocuğum var. Nasıl böyle bir mesaj atar” dedin mi?
- Yok canım! O kadar abartılacak bir şey yok. Her gün, hepimize, bir sürü hayrandan “Seni çok seviyorum, şöylesin, böylesin” mesajları geliyor. Böyle şeyler olması kaçınılmaz.
Peki insanların tepkisi seni şaşırttı mı?
- Ona da güldüm. O da onların tasarrufu. Bir şekilde bana sahip çıktıklarını düşünüyorlar. Birkaç kişi de, “Evli-barklı-çocuklu diyorsunuz ama senelerdir siz de yine evli barklı çocuklu Adrina Lima’ya hayranlığınızı dile getiriyorsunuz. Ne farkı var?” dediler. O mesajlar da komikti.
İltifat almamayı tercih eder miydin?
- Olur mu? Herkes takdir edilmek ister...
Bu tweet’in evde ne kadar geyiği oldu?
- Orkun’la mı aramızda mı? Bana çaktırmadı ama arkadaşları bayağı dalga geçmiş. Alıştı böyle şeylere, “Hey Allah’ım!” diyor, gülüp geçiyor.
Hiç mi kıskanmamıştır?
- Bilmiyorum, ona sormak lazım./images/100/0x0/55eb32a3f018fbb8f8b1b183
İstanbul’daki konsere gidecek misiniz?
- (Gülüyor) Çağırırsa giderim! Dalga geçiyorum. Müsait olursak, maçımız, kampımız yoksa olabilir, neden olmasın...
“Bu adam sana neden mesaj attı” diye kıyameti koparsaydı ne olurdu?
- Yok yok, öyle bir şey yapmazdı. Aramızdaki güven tam.
Nasıl bir aile hayatınız var?
- Gayet mütevazı. Genelde evde arkadaşlarımızlayız. Ya da bir yemek yiyip dönüyoruz. Zeynep’in düzenini de bozmuyoruz.
Kocan sporcu olmasa ona aşık olur muydun?
- Elbette. Zaten çok profesyoneldi. Orkun tekstil mühendisi.
Seni nesiyle etkiledi?
- Çenesiyle! İyi konuşur. En yakın arkadaşım, aynı zamanda. Ve birbirimize çok güveniriz.
Bir çocuk daha yapacak mısınız?
- İlk doğurduğum zamanlar istemiyordum. Ama şimdi ikinci çocuğa sıcak bakıyorum.
Huzurlu mu, tutkulu mu tanımlarsın ilişkinizi?
- Huzurlu.
Bozulmayacak mı kocan, “Biz tutkulu değil miyiz?” demeyecek mi?
- Ona da sor bakalım nasıl cevap verecek...

Önce voleybol, sonra Zeynep, sonra ben

ORKUN DARNEL

Neslihan hepimiz için bir simge. Onun eşi olmak nasıl duygu?
- Herkesin eşi kendine özel. Bizimki de mutlu bir evlilik. Aşk evliliği. Önemli bir sporcu olmasının artısı ya da eksisi çok yok. Bir tek şu var: Performans sporcusu olduğu için, sürekli destek olmanız gerekiyor.
Nasıl yani?
- Herkesin evliliğinde tolere edilemeyecek süreçler olur, değil mi? Ama işte bir performans sporcusuyla birlikteyseniz, özellikle de maç dönemiyse, maalesef tolere etmeniz gerekiyor!
Türkçesi, hep alttan mı alman gerekiyor?
- Evet, alıyorum da. Ama sadece ben değil, diğer kocalar da aynı durumda.
Ara ara demiyor musun, “Benim suçum ne, hep alttan almam gerekiyor” diye...
- Diyorum. Ama onu çok seviyorum. Bunlar da işin tuzu biberi.
“Voleybol dışında bir işe yaramam” diyor, öyle mi?
- Yok, yok öyle değil. Kendine büyük haksızlık ediyor! Neslihan, kafayı neye taksa başarılı olur. Evde yemek yapacak değil mi, şahane yapar. Bazen tatlı yapası geliyor, “Bunu sen mi yaptın gerçekten” diyorum. Şu anda kafası sadece voleybola takık olduğu için öyle söylüyor.
Neslihan için önce voleybol sonra mı sen geliyorsun?
- (Gülüyor) Biraz öyle. “Altı-yedi yıl daha oynar” diyorum, o zamana kadar ikinci planda kalmaya razıyım, sonra belki yine bire çıkarız.
Ama kızınız Zeynep de var, belki de sen üçüncü plandasındır!/images/100/0x0/55eb32a3f018fbb8f8b1b185
- Evet, doğru tespit. Bu durumda bana üçüncülük kalıyor!
Neslihan’ı sporcu olarak nasıl tanımlarsın?
- Sporcular ikiye ayrılır. Birinci grup, normal sporcular. Çalışarak başarılı olurlar. Ben 20 yıl sutopu oynadım, normal bir sporcuydum. Ama bir de Neslihan gibiler var. Onlar inanılmaz bir yetenekle doğuyor, üstüne bir de çok çalışıyorlar. O yüzden de sahada acayip şeyler yapabiliyorlar.
Böyle bir sporcunun çocuk doğurmak istemesi seni şaşırttı mı?
- Hem de çok. Ama evlendiğimizde ilk şart buydu: “25-26 yaşında çocuk sahibi olmak istiyorum, ona göre.” Erken yaparsanız, vücut hemen toparlıyor. Gerçekten de doğurduktan üç ay sonra tekrar sahaya döndü.

ÖTEKİ KITADAN MESAJ ATAN ADAMLA KENDİMİ YARIŞTIRMAM

Bu son mesaj olayı sende nasıl bir etki yarattı?
- (Gülüyor) Ne diyeyim? “Eylül ayında konsere gelsin de görüşelim!” mi? Ünlü olduğu için medyaya yansıdı. Yoksa Neslihan’a, daha kimler ilanı aşk etmiştir. Web sitesinin guest book’una Arjantin’den yazanlar vardı, Peru’den evlenme teklif edenler çıktı. Ben bunlara alışığım.

Çok kompleksiz bir şekilde, “Kıskanmadım” diyorsun ama insan içten içe kıskanmıyor mu?
- Tersi olsa, ilgi Neslihan’dan ona olsa, e o zaman kıskanırım! Şimdi problem yok. Öteki kıtadan mesaj atan adamla kendimi niye yarıştırayım? Hem bu güzel bir şey. Dünyaca ünlü bir rock starının ilgisini çekecek güzellikte kızlar var ülkemizde. Bence milli takımımız olimpiyattaki en güzel takımlarından biriydi. Yarın öbür gün de Bono da Naz’a ilanı aşk edebilir!

Senin yerine bir sürü kişi cevap verdi. O tepkiler hakkında ne düşünüyorsun?
- Türk halkının Neslihan’ı ne kadar benimsediğinin göstergesi. Eskiden mahalle raconu vardı ya, “Bizim mahallenin kızına bakamazsın!” onun gibi bir şey, komik ve tatlı buluyorum.

Son soru, sen ilişkinizi nasıl tanımlarsın, huzurlu mu, tutkulu mu?
- Neslihan bu soruya cevap verdi mi? Ne dedi?

Söylemem, kopya çekmek yok...
- İkisi de var. Onun olmadığı bir eve girmek huzursuz eder. Olduğunu bilmek huzur verir. Tutku aramızda her zaman var. Kadınlığına tabii ki tutkuluyum ama daha fazla detay vermeyeyim...

X