"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Viyana Filarmoni’yi hiç izlediniz mi?

BENİM için, yeni yılın en önemli hadisesi, Viyana Filarmoni Orkestrası tarafından, her 1 Ocak günü düzenlenen ve geleneksel hale gelen yeni yıl konseridir.

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası göçebe gibi...

Bu yıl da, 1 Ocak günü 13.00’te başlayan konser 15.00’e kadar sürdü. Gece 00.01’de tekrarı verildi. Bu konserin hiç bitmesini istemedim. Bu yılki yeni yıl konserinde genellikle J. Straus’un vals ve polkalarına yer verildi. Konserin gerçekleştirildiği Viyana Konser Salonu, tarihi ve özellikli bir binadır. Bu ihtişamlı bina, yılbaşı çiçekleri olan, kırmızı-yeşil çiçeklerle bezenmiş, insanı huşu içinde bırakıyor. Konser repertuvarında yer alan valsler muhteşem danslarla süslenmiştir. İnsan, bu müstesna sanat eserini ve olayını izlerken, yaşadığını ve yaşamın çok güzel birşey olduğunu hissediyor. İnsanlar, izleyiciler nefeslerini tutarak, büyük keyif içinde bu konseri izlediler. Her yıl, bu konserin gelmesini iple çekerken, özlemle beklerken, acaba, bizde ne zaman böyle muhteşem bir konser salonunda, yeni yıl konserleri düzenlenecek diye, umutla beklerim ve her yıl bunu görememenin acısını yaşarım!

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, neredeyse 4 yıldır, yersiz ve yurtsuz bırakıldı. Sanatını icra etmekte, güçlükler içinde, göçebe gibi, bir Fulya Sanat Merkezi’nde, bir Caddebostan Kültür Merkezi’nde, oradan oraya koşuyor. Erdal İnönü, Aytaç Yalman, Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer ile birlikte her hafta izlediğimiz, cumartesi saat 11.00 konserleri artık yapılmıyor. Sanat ve kültürden sorumlu makamlar, Türkiye’ye, İstanbul’a yakışır, yeni bir kültür ve konser sarayı yapmak yerine, eski AKM’yi kapattılar. Yeni sanat merkezleri yapmak yerine, tam tersi yapılıyor. Ayazağa’daki Kültür Merkezi açılmadan yıkılmış ve şimdi de, Maksim ve Emek Sineması yıkılmak için sıradalar. Bir toplumun, kan damarları olan ve vazgeçilmemesi gereken, sanata karşı bu direncin ve yıkıcılığın neden olduğunu insan anlamakta güçlük çekiyor! Viyana’daki yeni yıl konserini, Avusturya Cumhurbaşkanı, Başbakan ve devlet erkânı izlediler. Merak ediyorum, eğer bizde böyle bir yeni yıl konseri olsa, devlet erkânından giden olur mu? Hayatlarında, klasik müzik, opera, bale, klasik tiyatro izlememiş insanların çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Sanat ve sanatçı bambaşka bir olgudur. Sanatçı olmak, Allah’ın herkese değil, ender insanlara bahşettiği müstesna bir yetenektir.

Viyana Filarmoni Orkestrası tarafından verilen bu yeni yıl konserini izlerken, günün birinde bizim de böyle ihtişamlı binalarda tüm dünyanın izlediği yeni yıl konserleri vereceğimizi hayal ettim. Bir tek husustan eminim, evet, öyle mükemmel opera, bale, konser salonlarımız yok. Ancak, biliyorum ki ve asla şüphem yok ki, bizim klasik müzik, opera, bale, tiyatro sanatçılarımız, tüm dünyada müstesna bir yere sahiptir ve en az izlediğimiz o sanatçılar kadar, hatta onların fevkinde yetenekli, başarılı ve üstün performansa sahiptirler.
Selçuk MARUFLU
19. Dönem İstanbul Milletvekili

Balkan acısını anlatma işini pek beceremedik

TÜRKLERİN Balkanlar’dan katliam ve zorla göçü konusunda bir noktayı belirtmek isterim. Lozan’la Batı Trakya (Yunanistan) ve adalardan gelen mübadiller çok acı yaşadılar. Nevval’in (Sevindi) de belirttiği gibi ‘Dedemin İnsanları’ filmi ile insanlar hüzünleniyor. Türk-Yunan dostluğu geliştikçe geçmişte yaşanan bu acılar dile getiriliyor.

Evet Yunanistan mübadilleri çok acı yaşadılar ama özellikle Bulgaristan’dan gelen 1878 Balkan Savaşı ile birlikte göçmenlerin acısı katbekat fazla idi. Zaten önce çoluk çocuk demeden köylerde camilerde öldürüldüler. Sayılarının 5.5 milyon olduğu zaten yazıda ifade ediliyor.

O katliamdan kaçan kaçabildi, evini, tarlasını, evindeki kilden bakırdan kap-kacağını bile yanına alamadı.

Yunanistan’da mübadeleye tabi tutulanlar gibi buradan giden Rumların evlerine yerleşmedi, onların Ege’deki tarlalarına, zeytinliklerine sahip olmadı. Aksine gelir gelmez soluğu savaşta aldı.

Zaten geldiklerinde barış da yoktu. Bulgaristan Yeni Zağara’dan geldiğinde 4 yaşında olan büyükbabam (babamın babası) 15 yaşında Osmanlı askeri olarak Irak Basra’ya gitti. Savaştı geldi, Mustafa Kemal’in ordusuna katılıp İstiklal Savaşı’na girdi.

Bu hatırlatma ile Rum mübadillerinin acılarını hafife almıyorum. Onlar da büyük acılar yaşadı. Rum mübadilleri (gerek oradan buraya gelenler, gerek buradan oraya gidenler) Ege’nin iki yakasının dramını şarkılarla, romanlarla, filmlerle çok güzel anlattılar. Biz Balkanlılar daha ağır şartlar yaşamış olmamıza rağmen, bu anlatma işini pek beceremedik galiba... Meriç KÖYATASI

Angusa karşı büyük eylem

TEKİRDAĞ limanı üzerinden getirilip M. Ereğlisi’nde Yakuplu Köyü’nde barındırılmaya çalışılan angusların yaydığı koku nedeniyle etkilenen Çorlu halkı isyan ediyor artık. Yerli ve yabancı ortaklı Angus Hayvancılık Ltd. Şti.’nin ithal hayvanları, çevreye yaydığı pislik ve kokudan ötürü hiçbir yerde istenmiyor. Sonunda nasılsa turistik M. Ereğli sınırlarında kendisine bir yer buldular.

Bu bakım arazilerini köylülerden nasıl aldıkları ayrı bir mesele ya... Bu firmaya yetkililer tarafınan, komşu tarlaya tecavüz ederek elektrik direği dikmek, yeraltı sularını ihlal etmek, karantina tedbirlerine uymamak, veteriner raporu olmadan hayvan nakli yapmak.. gibi usulsüzlükler nedeniyle toplam 645,8 milyon lira para cezası kesilmiş... Bu cezalara karşı duyarsız kalındığına göre, firma bir yerlerden güç alıyor demek ki.

Bu konudaki eleştirilerden sonra Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bir yönetmelik yayınladı da ne oldu? MHP Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in soru önergesini bakanlık yanıtlayabildi mi?

Çorlu Kent Konseyi ve STK’lar, ‘Angus kokusu istemiyoruz’ sloganıyla bir imza kampanyası başlatmış şimdi. Cumartesi günü de Cumhuriyet Meydanı’nda bir açıklama yapılacakmış. Aslında, Yakuplu Köyü’ne (havaalanı karşısı) kadar birer maske ile yürünemez mi?

Tekiner’in katili ne demişti

KAYSERİ’deki meslektaşımız Recep Bulut’un 1980 öncesi Nevşehir, Kayseri ve Adana’daki siyasi cinayetlerle ilgili bir kitap çalışması olduğunu biliyoruz.
CHP Nevşehir İl Başkanı Av. Mehmet Zeki Tekiner’in öldürülmesi o günlerde büyük yankı uyandırmıştı.

Konya’da askeri mahkemede görülen dava dosyası ayrıntılarla dolu... Tekiner’in katili, ülkücü Mehmet Onur Miman mahkemede verdiği ifadesinde Kenan Evren’i şöyle suçluyor:

“Eğer 12 Eylül’de bir hareket olacağını bilse idim, devletimizin kanser gibi yayılan komünizme ve anarşiye son vereceğini bilse idim kan döker mi idim?..” (Miman, bu konuda Evren’e bir mektup da yazmış.)

Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin, 32 yıl sonra, 12 Eylül darbesiyle ilgili olarak hazırladığı iddianamede “(darbeciler için)... terör olaylarının üzerine bilerek gitmedikleri, müdahale etmedikleri veya tertiplenen olay amacına ulaştıktan sonra müdahale ettikleri...”ni yazmış.

Tekiner’i öldüren Miman’ın geçmişteki sözleri ile iddianamedeki ifadeler ne kadar örtüşmüş!

X