Villada bir gece

Hürriyet Haber
14.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Aslında Somerset Maugham'ın küçük ama doyumsuz kitabının adını başlığa yazmaktan kendimi alamamamın nedeni sadece bir çağrışımdan ibaret. Yoksa gecenin o kitapla en ufak bir benzerliği yoktu. Ortada ne Amerikalı güzel bir kadın, ne de Avusturyalı genç bir kemancı vardı. Davet bir sosyete geleneği adına düzenlenmiş de değildi. Bilakis siyasi analizler üzerine kurulu bir çağrı söz konusuydu ve çağrının başkonukları Fazilet Partisi'nin genel başkan adaylarıydılar.

Gene de villa, dekor, konuklar ve konuşmalar birbirinden ilginç ve enteresandılar. Bu yüzden gecenin öyküsü yazılıp çizilebilirdi. Belki de başlığı ‘‘Villada bir gece’’ koymuş olmamın nedeni budur.

* * *

Nazlı Ilıcak ve eşi Emin Şirin'in verdikleri yemekler genellikle yazılmamak kaydıyla verilir ve konuşmacıların sözleri sadece bizim yorumlarımıza bırakılırdı. Bu kez de böyle oldu. Ne var ki başta Fazilet Partisi'nin bir numaralı genel başkan adayı Recai Kutan olmak üzere tüm konuklar yeterince açık ve net konuştular. Ilımlı ve ondan bile öte yumuşaktılar. Verdikleri mesajların özünde ‘‘demokrasi’’ yatıyor ve ‘‘laiklik’’ tanımı ‘‘demokratik laiklik’’ şekline sokuluyordu. Herkes alabildiğine rahat olunca gecenin özünü yazmak da kolaylaşıyordu.

Benim cevabını aradığım soru şuydu:

‘‘Fazilet Partisi, RP'nin devamı mı olacak yoksa söylem değiştirecek mi? Yeni genel başkan Erbakan'ın kuklası mı olacak yoksa partinin üzerinden Erbakan gölgesi giderek uzaklaşacak mı?’’

Bu iki sorunun cevapları çok net olarak genel başkan adayları tarafından verildi. Adamlar açıkça; ‘‘Yeni ve demokratik söylemler projesi hazırladıklarını ve asla Erbakan kuklası olmayacaklarını’’ ifade ediyorlar. Üstelik bunları söylerken hiç de gayri samimi görünmüyorlardı.

* * *

Recai Kutan'ın anlattığına göre Fazilet Partisi'nde şu anda çalışmakta olan komisyonlar ‘‘demokratikleşme, ekonomi, dış ilişkiler ve devletin yeniden yapılanması’’ konularında projeler hazırlıyorlar. Projeler bitince parti üst kuruluna gelecek, burada görüşüldükten sonra kitaplaştırılacaktı. Fazilet Partisi'ni anlayabilmek için bu süreci beklemek gerekiyordu.

Kutan'ın demokrasiye sarılışı ve demokratik laiklik tanımını anlatışını beğendiğimi söyleyebilirim. Çünkü eğer bir devlet belirli bir ideolojiye sarılır ve bütün diğer görüşler yanında yaşam tarzlarını da yasaklarsa karşıt ideolojilerin doğarak iktidar aramasına ve iktidara geçtiklerinde aynı şekilde davranmak istemesine hak tanımış olur. Temel meselemiz budur.

İşte Kutan'ın beni rahatlattığı nokta bu çelişkiyi açıklayış biçimiydi. Kutan, devletin resmi ideolojisi olduğunu ve baskıcı davrandığını söylüyor ancak şöyle ekliyordu:

‘‘Biz bunun karşısına gene baskıcı bir başka ideolojiyle değil, demokrasi ile çıkıyoruz. Buna demokratik laikliği de ekliyoruz. Kimsenin kimseye karışmadığı tam demokrat bir Türkiye hedefliyoruz.’’

Sanırım şimdilik bu kadarı yeterliydi.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı