« Hürriyet.com.tr

Vietnam bir savaş değil, ülke!

Finans Sigorta Genel Müdürü Recai Dalaş, arkadaş tavsiyesi olmadan bulamayacağım bir gezgin. Bana ‘Fransa köyleri spesiyalisti’ olarak anlatılmıştı, karşımda ciddi bir Uzakdoğu uzmanı buldum. Dalaş, globalleşmenin hızla yayılmasından mı bilinmez; son yollarda Uzakdoğu seyahatlerine ve kültürlerin orijinal hallerinde görülebildiği yerlere gitmeye vermiş kendini.

Evrim SÜMER
X
Buraların, yakında birbirinin aynı olacağından korktuğunu söylüyor. Seyahatteki en büyük motivasyonlarından biri de fotoğraf çekmek. Binlerce kare çekmeden geri döndüğü bir seyahati yok. Recai Dalaş, halkının ‘Vietnam bir savaş değil, ülkedir’ dediği Vietnam’ı anlattı.

n Vietnam 330 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip ama sahil şeridi 3450 km. Ne kadar sürede nereden nereye gittiniz?

- Kısa süreye çok şey sığdırmaya çalışıyoruz. 11 günde rehber kitaplarda önemli kabul edilen her yere gitmeye çalıştık. Kuzeyde Hanoi’den ve Çin sınırındaki Sapa’dan başlayarak, güneye doğru gittik. En son olarak da Kamboçya’ya geçerek, Angkor Wat’ı gördük.

n Sapa, ismi gibi sapa bir yerde galiba...

- Evet, trenle gittik, zorlu bir yoldu. Gidiş dönüşte toplam iki gecemiz trende geçti. Ama ne kadar zorlu da olsa, Sapa’nın güzelliğine değer. Burası, beni en çok etkileyen yerdi Vetnam’da. Dağlık bir bölge, büyük oteller yok. Dağlarda, yerlilerin yaşadığı, düzgün yolu bile olmayan, sıradan turistin uğramadığı yerler. Senenin büyük bir zamanında sislerin altında olan bir doğa.

n Sapa’yı özel kılan nedir? Doğası mı, ulaşılmaz olması mı, yoksa karşılaştığınız kültür mü?

- İki bin metre yükseklikte bir bölge, doğası büyüleyici ama en etkileyici yanı kuşkusuz insanları ve kültürü. Sapa, bu yerel halkların Vietnam’da yaşadığı tek bölge. Geleneklerine çok bağlılar. Ho Chi Minh’de hava 32 dereceyken, Sapa bayağı serin oluyor. Güneye iki bin kilometre mesafede. Burada turist az ama kapıları herkese açık, bazı turistler otel yerine köylülerin evinde kalıyor. Son derece salaş yerlerde harika yemekler yiyorsunuz.

ÜÇ GÖLLÜ ŞEHİR

Buradaki köyler arasında farklılıklar var mı?

- Evet, kıyafetlerinin renklerinden ayırt ediliyorlar. Hepsi etnik ama bazısı siyah giyiniyor, bazısı rengarenk. Adetleri de becerileri de farklı. Toprağı daha iyi kullanabilenler var, onlar maddi olarak da daha iyi durumdalar. Ama ne yazık ki globalleşme yakında bu köyleri, bu farklılıkları ortadan kaldıracak gibi duruyor. Sık seyahat etmemin sebeplerinden biri de bu, fazla yıpranmadan görmeye çalışıyorum bir yerleri.

n Halong Bay’e gittiniz mi?

- Halong Bay UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde. İçinde üç bin kadar, her birine ada denen kayalık olan bir körfez. Gerçek bir doğa harikası. Catherine Deneuve’ün oynadığı Indochina filminin bir bölümü burada çekilmiş.

n Hanoi ve Ho Chi Minh City (Saygon) nasıllar? Biri kuzeyde, öbürü güneyde, aralarında binlerce kilometre var. Çok farklılar mı?

- Bu iki şehir, kuzeyin ve güneyin başkentleri diye anılıyor. Bir kadın görürsünüz, yaşlanmıştır ama gençliğinde çok güzel olduğunu anlarsınız. Hanoi öyle bir şehir. Yeni binalar var, koloniyal tarzı da muhafaza etmeye çalışıyorlar. Çok bakıma ihtiyacı var ama Saygon’a kıyasla çok daha sempatik. Sokaklardaki basit yerel lokantalarda yemek yiyenler, Hanoi’nin tipik bir görüntüsü benim için. Şehrin içinde birkaç tane göl var, şehir merkezi onlardan birinin kıyısında oluşmuş. Saygon ise Vietnam’ın en büyük şehri. Saygon için ülkenin ruhu da diyorlar. Savaşa dair ve tarihle ilgili birçok müze var. Ho Chi Minh’in mozolesi de görülmeye değer. Mumyası da sergileniyor ama biz gittiğimizde Rusya’ya senelik bakıma yollamışlardı, göremedik. Şehirdeki eski sığınakları da görebiliyorsunuz ama güzel bir his değil bu.

ŞARABI AÇAMAYAN GARSON

Kuzeyle güney arasında nereleri gördünüz?

- Yedi gecede altı ayrı şehirde kaldık. Hoi An, Ho Chi Minh City, Hanoi, Hue, Danang. Hoi An da UNESCO listesinde. Çok eski, farklı kültürlerin etkisinde kalmış bir şehir. Çin ve Japon mimarisini bir arada görebiliyorsunuz. Çok meşhur ve eski bir Japon köprüsü var. Hoi An’ın terzileri de meşhur. Sabah gidiyorsunuz, kumaşı-modeli seçiyorsunuz, öğleden sonra istediğiniz kıyafetleri dikmiş oluyorlar. Hue, eski imparatorluk şehri, aynı zamanda kültür, din ve eğitimin merkezi. Eski saraylar ve tapınaklar görülebilir. Ülkenin en meşhur pagodası olan Thien Mu burada. Bir de çok yakındaki Danang’a gittik.

n Bu üç şehir birbirine benziyor mu?

- Hoi An, Hue ve Danang birbirlerine çok yakın ama çok farklı şehirler. Hoi An eski, egzotik ve hoş, tarihin içindesiniz. Hue de yine tarih var ama çok daha ihtişamlı. Danang ise çağdaş, düzensiz ve modernitenin sonucu olan kötü bir şehir. Danag Amerikan ordusunun çıkarma yaptığı yer.

n Vietnam deyince, hayalimde bütün ülkeyi kaplamış pirinç tarlaları canlanıyor. Öyle mi?

- Hayatın kaynağı su ve pirinç, sürekli pirinç yiyorlar. Karada yolculuk yaparken, yollarda konik şapkalarıyla uçsuz bucaksız pirinç tarlalarında çalışan kadınları görüyorsunuz.

n Turistik altyapı nasıl?

- Turizmi yeni yeni öğreniyorlar. Aslında keşke öğrenmeseler... Komik şeyler de yaşanıyor bu süreçte. Garsonlar genelde şarabı açamıyor, mantarı içine düşürüyor. Bazen işini unutup, masaya oturup sizinle sohbete başlayabiliyorlar. Çat pat da olsa çoğu İngilizce konuşuyor.

n Kalabalık bir ülke mi?

- Türkiye’nin yarısından daha küçük bir coğrafyada 82 milyon kişi yaşıyor. Bayağı da fakirler ama bu onlar için büyük bir problem değil. Her halükarda çok güzel ve zarifler. Benim dikkatimi çeken kalabalık değil, başka bir şeydi. Kadınların çoğunun elinde eldiven, yüzünde maske var. Hava kirliliği yüzünden diye düşündük ama meğerse orada beyaz olmak makbulmüş, onun için yapıyorlarmış. Güneşten yanmamaya çalışıyorlar. Bazıları pantolonun bileğinde açıkta kalan küçücük yer için bile çorap giyiyorlar ki, bilekleri yanmasın.

n Bir daha gider miydiniz? Şimdi Vietnam dediğimde aklınıza gelen ilk görüntüler ne?

- Profesyonel hayat içinde ne kadar vakit bulunur bilmiyorum ama ‘Bir daha gidelim’ dedirten bir ülke. Mutlu dönüyorsunuz oradan. İçinde her şey olan bir manzara geliyor gözümün önüne: Dağlar, nehirler, filmlerde gördüğümüz asma köprüler, konik şapkalar ve bol su.

ANGKOR WAT GÖRÜLMEDEN ÖLÜNMEZ

Vietnam’a gidince, Kamboçya’ya geçmeden olmaz. Zaten Kamboçya demek, Angkor Wat demek. Angkor Wat görülmeden ölünmez diyenler bile var. Mekong’dan nehir üzerinde 6-7 saatte gidebilirsiniz, keyifli bir yolculuk. Angkor Wat, kilometrelerce alana yayılmış tapınaklar ve binalar kompleksi. Müthiş bir taş işçiliği var. Angkor Wat’ın kendisi ve Bayong Tapınağı çok etkileyiciler. En büyük iki tapınak bunlar zaten. Gün doğumunda ve gün batımında burada olmak çok güzel. Bir bölge, iç savaşlar nedeniyle terk edildiğinde 400 sene kadar boş kalmış ve binalar ormanın altında kalmış. Tapınakların üzerinde dev ağaçlar, ağaç kökleri var. O binaları ve doğayı o şekilde koruyorlar. Bunların biri Tapron Tapınağı, Lara Croft filminin bazı sahneleri burada çekilmiş.

ONCA ŞİDDETE RAĞMEN SEVGİ

Vietnam deyince akla hep savaş gelir. Tarihlerine baksanıza; önce Çin’le uğraşmışlar, sonra Japonlarla, sonra Fransızlarla. Akabinde Amerika ile savaştılar. Rehberimizin altı amcası savaşta ölmüş. Fakat bütün bunlara, yaşadıkları şiddete rağmen o kadar yumuşak insanlar ki! Sevmedikleri bir millet yok, kimseye düşman değiller. ‘O bir dönemdi, geride kaldı’ diyorlar. Kendilerine yakın hissetmedikleri tek millet, Çinliler. Hem komşular, hem de aralarında bir sevgi-nefret ilişkisi var.

seyahatte ne okuyor

Gittiği yerle ilgili bulduğu her şeyi: Rehber kitaplar, internetten çıkış aldığı notlar...

ne dinliyor

Bir yandan fotoğraf makineleri, bir taraftan iPod kablolarıyla uğraşmak zor olduğu için dinlemiyor.

ne yiyor, ne içiyor

Gittiği yerin yemeklerini yiyor, kültürü tanımanın önemli bir yolunun mutfaktan geçtiğini düşünüyor.

ne giyiyor

Rahat giyiniyor, ayakkabısının rahat ve sağlam olması önemli. ‘Seyyah dikkat çekmemeli’ diyor.

neyle seyahat ediyor

Uçakla ve gittiği yerde otomobille.

nerede kalıyor

Lüks olmayan, onları rahat ettirebilecek iyi otelleri tercih ediyor. Binlerce yataklı fabrika otelleri sevmiyor.

kimle seyahat ediyor

Eşi ile çıktığı iki kişilik seyahatleri seviyor.

çantasının olmazsa olmazları

Fotoğraf makineleri, objektifleri, pilleri ve şarj aletleri.

Kaynak: Evrim SÜMER

Hafta sonu Hafta sonu
Hafta sonunun olmazsa olmazı: Adalar
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Sibirya'da her geçen gün büyüyen gizemli krater!
Yeme&İçmeYeme&İçme
Bayramlık Alaçatı tavsiyeleri
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Bilim insanları uyardı! Antarktika’nın altında 91 volkan tespit edildi
YazYaz
Antalya Demre'deki gizemli güzellik!