Şu insanların üstüne başına bakın

GÜNLERDİR önümüzden akan görüntülerde bir şey dikkatinizi çekmiyor mu? Irak'ın güneyinde Basra ve öteki yerleşim yerlerinde yaşayan Iraklıların kılık kıyafetlerinin pejmürdeliği, zavallılığı içler acısı.

Irak, uzun yıllardan beri bağımsız bir ülke.

PETROLE RAĞMEN

En az 40-50 yıldır petrolünün kullanımına kendi sahip.

Dünyanın ikinci büyük petrol rezervi bu ülkenin sınırları içinde.

Üstelik Kuzey'deki petrol yüzeye çok yakın. Dolayısıyla çıkarılması çok ucuz.

Bu petrolü dünya fiyatlarından sattığınız için, birçok öteki petrol üreticisi ülkeden daha fazla para kazanma imkánınız var.

İşte böyle bir ülkenin insanlarının hayat standardına bakınız.

Çoğu sefaletten dökülüyor. Üstleri başları perişan.

Ayaklarında giyecek ayakkabıları yok.

Eğitim düzeylerinin çok geri olduğu her hallerinden belli.

Peki bu nasıl oluyor?

Suudi Arabistan'da ve öteki petrol üreticisi ülkelerde yaşayan insanların hayat standartları bu kadar yüksekken, Irak halkının bu perişanlığı ne?

Bunu sadece nüfusla açıklamak mümkün mü?

Gelin bunun adını koyalım.

Bu sefaletin arkasında, Baas rejimi ve onun zalim diktatörleri var.

Nasıl Maocu rejim Arnavutluk gibi bir ülkeyi, Castrocu rejim Küba gibi bir ülkeyi yıllarca sefalet içinde bırakmışsa, Saddam Hüseyin ve Baas rejimi de bu ülkeyi, yılda 30 milyar dolarlık ihracat rakamları üzerinde, üstelik Türkiye'nin yarısından az bir nüfusla sefalet içinde bırakmıştır.

Saddam Hüseyin'in ülkesine verdiği tek şey işte bu sefalettir.

Bölgesine verdiği tek şey ise 20 yıldır süren savaşlar ve terörden ibarettir.

KANLI BİLANÇO

Bu gerçek görülmedikçe, ne Irak'a ne de bölgemize barışın gelmesi mümkündür.

Çünkü eli kolu serbest bırakılan bir Saddam'ın neleri yapabileceğini yaşayarak gördük.

Önce İran'la savaş, sonra Kuveyt'in işgali ve onu izleyen savaşlar.

Bugün Amerikan bombaları altında ölen Iraklılara hep birlikte üzülüyoruz.

Ama şöyle geriye gidip, 1979'dan itibaren İran savaşında hem karşı taraftan, hem de Irak halkından kaç kişinin hayatını kaybettiğine bir bakın.

Sadece Halepçe'de ölen sivil Kürt sayısı 5 binden fazladır.

Irak halkı İran'la savaşında on binlerce insanını kaybetti.

İKİYÜZLÜLÜK

Yani bazılarımızın cansiperane bir şekilde yücelttiği diktatörün eline, orasına burasına bugünkünden binlerce defa daha fazla kan bulaşmıştır.

Savaş karşıtlığını Saddamistlikle karıştıranlara sesleniyorum.

Şimdi bunu düşünerek elinizi kalbinize koyup, insafla söyleyin.

Bugün Basra ve Necef bölgesini savunan ‘‘Kimyasal Ali’’den, bir kurtuluş savaşı kahramanı imal edilebilir mi?

Halepçe'de kan ve gözyaşı ile yazılan bu kirli sicili silmek mümkün mü?

Ama 5 bin masum insanı kimyasal silahla boğma emri veren, dahası kendi elleriyle uygulayan bir caninin geçmişini unutmamız isteniyorsa gelin hep birlikte unutalım.

Öyle ya dün dündür, bugün bugün.

Türkiye'de günlerdir inanılmaz bir ikiyüzlülük farsı sergileniyor.

PKK'ya yakın bazı gazetelere bakıyorum.

Türkiye'de tezkerenin geçmesi gerektiğini söyleyen yazarlara karşı ağır bir karalama, iftira ve hakaret kampanyası yürütüyorlar.

Ama sınırın öteki yanında Amerikalı askerlerle birlikte Kerkük'e yürüyen Talabani, Barzani ve onlarla işbirliği yapan PKK için tek kelime yok.

Türkiye'de Amerikalı askerlere çürük yumurta, sınırın öteki tarafında çiçek.

Türkiye'de anti-Amerikancılık, sınır ötesinde pro-Amerikancılık.

Bizim bütün bunları yuttuğumuzu, görmediğimizi mi sanıyorlar?

Bu süfli oyun artık gına getirdi.

Bu ikiyüzlülük artık mide bulandırıyor.

Oynanan bu oyun orasından burasından sırıtıyor.

Irak'ta ve Ortadoğu'da meydana gelen bu dramatik gelişmelere baktıkça rahmetli Özal'ın sık sık söylediği bir sözü hatırlıyorum.

‘‘İyi ki bizim petrolümüz yokmuş’’ diyordu.

SADDAM BAŞARDI

Çünkü bu petrolün üzerine muazzam bir tembellik ve atalet inşa edilmesinden çekiniyordu.

Şimdi buna bir başka neden daha ekleniyor.

Petrolün üzerine zulüm, savaş ve kan inşa etmeyi.

Saddam bunu da başardı.
Yazarın Tüm Yazıları