Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vicdanım düşürmüyor ama cezalandırıyor!

DÜN Spor Bakanı Suat Kılıç’ın verdiği davetteydim..

Sayın Bakan, 1.5 milyar lira harcanarak 18 yeni stat yaptırılacağını söyledi. Kayserispor, Galatasaray dışında Trabzonspor ve Bursaspor da modern statlara kavuşacaklar. Beşiktaş’ın stadının yerine yenisini yapmak için Anıtlar Kurulu’yla görüşmelerin sürdüğünü belirtti. Devletin bu olağanüstü hamlesi olmasa Galatasaray bu yıl Ali Sami Yen’de maçlara başlayacak, diğer kulüplerin gelirlerini artırma yolu tıkanacaktı.. Bu hamle için başta Başbakanımız olmak üzere emeği geçen herkese öncelikle teşekkür etmek gerek..
Gelelim stadını kendi yapan bir kulübe.. Aziz Yıldırım devlete bir stat yaptırmadı.. Topuk Yaylası’ndan, Ankara girişine kadar akla gelecek her yere tesis yaptı..
Fenerbahçe 14 yıldır devletten para almadan büyüdü.. Ama her alanda devlete para kazandırdı.. Kayıt dışı futbol ekonomisini çökerten isim oldu Aziz Yıldırım.. Lisanslı formalarla başlayan ve saatten kaleme, kol düğmesinden içme suyuna, banka kartından bebek zıbınına kadar her sektörün futboldan para kazanmasının yolunu açtı Fenerium hamlesiyle..

Devletten para almadı

Fenerbahçe ne devletten, ne karayollarından, ne Kadıköy Belediyesi’nden ne de Kızılay’vari kuruluşlardan para almadan stadını yaptı.. Başkanı ve yöneticileri gece gündüz o çalışmanın içindeydi.. Şampiyonlar Ligi’nde mücadele ederken bir tribünü yoktu..
Fenerbahçe, kombine ve loca satışlarıyla kulüplerimize yayın gelirleri dışında nasıl para kazanılacağının, nasıl devlete yük olunmayacağının kapısını araladı.. İsteyen bu yoldan yürüdü, isteyen başka kulvarlara koştu..
Fenerbahçe, ardına aldığı Ülker ismiyle bütünleşerek basketboldaki Efes üstünlüğüne son verdi. Bu sportif başarıyı Avrupa’nın en modern salonlarından birini sponsoruna inşa ettirerek ve açılış yılında Final Four oynama hakkını kazandırarak taçlandırdı..
F.Bahçe, ardına aldığı Acıbadem ismiyle bir dev takım oluşturdu.. Fenerbahçeli kızlar once Avrupa’yı salladı, ardından Dünya Kulüpler Kupası’nı kazandı.. Acıbadem Türkiye çapında büyük bir marka olurken, Mehmet Ali Aydınlar, Türkiye’nin en tanınmış isimlerinden biri haline gelirken, voleyboldan çok F.Bahçe’nin sihri üzerine dokunmuştu.. F.Bahçe, Avrupa’nın en hızlı kızını çıkardı içinden.. Bazı “at gözlüklü” Avrupalılar’ın “çağdışı” diye nitelediği ülkemizin en gururlu Yanıt’ıydı Nevin..Nevin pistlerde koşarken, Melek masada tenis dersi veriyor, boksörler ve yüzücüler Pekin’de ülkemizi temsil ediyordu..

5 dalda 5 şampiyonluk

5 dalda 5 şampiyonluk sportif bir başarıydı, yakalanabilirdi.. Ama işin bir yönü dikkat çekiciydi.. Lugano Uruguay’ın, Yobo Nijerya’nın, Niang Senegal’in, Emre Türkiye’nin kaptanıydı.. Andre banko solbekiydi Brezilya’nın.. Stoch Chelsea’den alınmış, Dia, Özer, Mehmet, Gökhan, Volkan, Serdar, Sezer, Emenike ve daha niceleriyle takım güçlenmişti.. Fark açılırken, diğer kulüplerin çok büyük vergi ve şahıs borçları varken Aziz Yıldırım çıktı ortaya.. İhale için konuşulan rakamların en az iki kat artması gerektiğini söyledi.. Vergi borçlarının yapılandırılması için en üst seviyede girişler yaptı.. Demirören dışında tüm kulüplerin desteğini alarak Kulüpler Birliği’ni yönetti.

Trabzonspor’a çok kolay yenildiler

VE 3 Temmuz sabahı.. Gazetelere yansıyanlar, ekranlarda konuşulanlar, iddialar, ithamlar, polis kayıtları, teknik takipler.. Suçlu belliydi.. 8 kulüp işin içindeydi, 70’e yakın kişi işin içindeydi, ama suçlu belliydi.. Suçlu önce Aziz Yıldırım sonra Fenerbahçe’ydi..
Polis görevini yapmış, delilleri toplamış, adalete teslim etmiş, hukuk işlemiş ve bugünlere gelinmişti..
Fenerbahçe’nin gidemediği Şampiyonlar Ligi’ndeki en kritik maçına 8 yedekle çıkan Inter, Trabzonspor’un turuna, 10 milyon Euro’suna, şanına, şerefine kan doğrarken, Türkiye Ligi’ndeki teknik takiplerde Fenerbahçe’nin rakiplerinin neden vasat oynadığı araştırılıyordu..
Fenerbahçe’ye vasat oynayan takımlar çok daha kolay şekilde Trabzonspor’a yeniliyor, Fenerbahçe’yi kollamakla suçlanan Futbol Federasyonu’nun hakemleri benzer kararları iki takım için de veriyordu.. Emenike iki takıma karşı da oynamıyor, Trabzonspor’a karşı normal oynayan Bursaspor ve Gaziantepspor, Fenerbahçe maçlarını inanılmaz hırs ve motivasyonla tamamlıyorlardı.. 1-0 kazanılan maçlarda atılan gollerin ardından Karabüklü Bülent ayakkabısını, Gaziantepli Danny de bir sandalyeyi sahaya fırlatıyordu..
Şüpheli hareketler yok muydu? Elbette vardı. Ama hiçbiri Lyon’un 7-1 kazandığı maçtaki kadar net değildi. “Soruşturulacak bir şey yok” diyen Platini ve ekibi için Fenerbahçe, “sıfır tolerans” paketine sokulmuştu.

‘Gol yemeyelim’ duası

Şikeyle suçlanan Fenerbahçe, Bucaspor maçında son 3 dakikaya tek farkla galip giriyor, Karabükspor maçında rakip; kalecisi dahil kornere geliyor, Sivas maçında tüm taraftarları “gol yemeyelim” duası ediyorlardı..
Şike var mıydı? Aziz Yıldırım suçlu muydu? İlk yarıyı 9 puan önde kapatan Trabzonspor her şeyiyle temiz miydi? Tertemiz olduğunu düşündüğüm Kayseri’deki kupa finalinde İbrahim Akın ve İskender Alın şike yapmışlar mıydı? Yapmışlarsa bunu gol atarak ya da uzatmada rakip kaleye şut çekerek mi gerçekleştirmişlerdi?

Bazılarının sevgilisi, bazılarının nefreti

YOKSA her şey kenar süsü, asıl hedef Aziz Yıldırım mıydı? Batman’a, Şırnak’a takımı götüren, Sivas’ta Cumhuriyet Kupası finali, Almanya’da Gurbet Kupası finali organizasyonlarına destek olan, en doğusundan en batısına kurulan Fenerbahçe Futbol Okulları’yla çocukları sokaklardan kurtarıp onlara güzel hayaller sunan Fenerbahçe değil miydi? Fenerbahçe’yi istikrarsızlığın kulübü olmaktan kurtarıp son 8 yılda hiç teknik adam kovmadan ligi bitiren ve her sezon şampiyonluğa oynayanarak, her sezon lige heyecan katacak yeni yüzler transfer ederek, bazılarının sevgilisi bazılarının nefreti olmamış mıydı Aziz Yıldırım?
Suçu şikeyse, çalınmış bir şampiyonluksa bunu neden 14 yıl içinde tek bir kupa finalinde dahi başaramamıştı? Neden tüm Türkiye Alex’e hayranken, eleştireni hedef seçerken, uzak ara ligin en iyisi derken F.Bahçe’nin alın teriyle şampiyon olduğunu aklına getirmemişti? Kayserispor maçından önce Amrabat’a yapıldığı iddia edilen teklifin Emenike’yle bir farkı var mı? Dünyada bu tür transfer girişimleri her an her ortamda olmuyor mu? Fenerbahçe’nin Emenike’yle ilgilendiği devre arasından beri bilinen bir konu değil miydi? Gazetelerin manşetini son 6 aydır Emenike, Selçuk ve Egemen’in 3 Büyükler’le anlaştığı haberleri doldurmuyor muydu?

‘Şikeyle şampiyon oldu’ demek, haksızlık

BUGÜN durum ise Federasyon, UEFA, Kulüpler Birliği, hatta FIFA, medya arasında satrançtaki açmazın ötesine taşmış bir görüntüde.. Suç var mı, varsa cezası ne olmalı? Girişimler sahaya yansıdı mı?
Vicdanımla baş başa kalarak bir karar vereceğim bu satırları yazarken.. Bu satırlar alınacak mahkeme kararından bile önemli benim için..
Başta Fenerbahçe olmak üzere iddianamede adı geçen kulüpler sezon sonunda bir ceza almazlarsa kamuoyu vicdanı yaralanır.. Başta Aykut Kocaman, Alex, Emre, Volkan, Gökhan olmak üzere tüm takım alın terini dökmüş olsa da Türk Emniyeti’nin elindeki deliller bir takım girişimler olduğunu gösteriyor.. Şampiyonluk yarışındaki rakipleriyle oynadığı hiçbir maçı kaybetmeyen, sahasında ligin ikinci yarısında gol bile yemeyen takıma “şikeyle şampiyon oldu” diyerek küme düşürmeye kalkmak ise haksızlığın ötesine adım atmak olur..
Ve son söz bütün futbol kamuoyuna.. Taraftar baskısı altında Aziz Yıldırım’ı ve Fenerbahçe’yi suçlu ilan edip, kulislerde, “Her sezon olan şeylerdi.. Kabak Fener’in başına patladı” demek pek de dürüstlük değil..
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmeyerek ilk cezayı aldı. Önümüzdeki sezon puan silme cezasıyla başlayarak ceza tamamlanır.. Diğer kulüpler de suçları oranında puan silme cezası alırlar.. 58. madde değişmez.. Ama yapılan eylemin sahaya yansıyıp yansımadığı konusunda vicdanlar Yıldırım veya Fenerbahçe nefretinden uzak durarak karar alırlar.. Bu, Federasyon’un da futbolumuzun da çıkış kapısı olur..

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI