Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vicdani reddi tıkayan gerekçe: PKK

İTİRAZ hep Genelkurmay’dan geliyor:

“Bizde vicdani ret kabul edilirse, PKK kampanya başlatabilir, askere gitmeyin, diye propagandaya başlar. Vicdani ret o açıdan sakıncalı olur.”
Vicdani ret bu gerekçeyle yıllardır askıda kalıyor. Bu süre içinde Avrupa Konseyi’nden bizim bakanlara yazılar yazılıyor, görüşmelerde konu hep açılıyor ancak, “PKK kampanya yapar” denildiği için cıss, kimse dokunmuyor.
Son olarak Avrupa Konseyi bu yılın sonuna kadar süre tanıyınca, hükümet ister istemez harekete geçiyor.
Vicdani ret, inancı gereği, askere gitmekten vazgeçmek. Bu hakkı kullanacak kişi, inandırıcı bir gerekçe göstermek zorunda. Kendi kafasına göre, keyfi biçimde, “ben gitmiyorum” demek yok. Bunun koşulları önümüzdeki günlerde kabul edilecek yasada yer alacak.
NE KIZ, NE İŞ VERİRLER
Aslında bizde vicdani ret için düğmeye geç basılıyor.
Pek çok Avrupa ülkesinde zorunlu askerlik çoktan kalkmış bulunuyor. Zorunlu askerlik kalkınca, vicdani redde gerek kalmıyor. AB ülkeleri içinde zorunlu askerlik halen altı ülkede var.
Bizde geç kalmasının başka nedeni geleneklere bağlılık. Ne de olsa, “asker milletiz”. Ya da “askere gitmeyene kız vermezler”, “askere gitmeyene iş vermezler” ve hatta “askere gitmeyen adam değildir” menkıbeleri. Bunlar şimdi geride kalmak üzerine.
Profesyonel orduya geçiş, teknolojinin askerlikte çok ileri aşamaya varmış olması, zorunlu askerlik hizmetini gereksiz kılıyor. Vicdani ret ile birlikte profesyonel ordu birbirini tamamlıyor.
İnandırıcı bir gerekçeyle vicdani ret hakkını kullananlar öngörülen süre içinde örneğin, Almanya’da sakat insanlara hizmet veriyor. Fransa’da öğretmenlik yapıyor. Bizde de, bir kamu hizmeti bulunur.
BİZİM TANIŞMAMIZ
Bizim vicdani ret ile tanışmamız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) üzerinden.
Osman Murat Ülke adında bir yurttaşımız vicdani ret kavramına sarılarak askere gitmiyor. Askere gitmediği için hapse atılıyor. Yine kaçıyor, yine hapse atılıyor. Bu üç kez tekrar ediyor.
Ülker AİHM’ye başvuruyor. AİHM konuyu vicdani ret, inanç özgürlüğü açısından incelemiyor, Türkiye’yi 2007’de kötü muameleden dolayı mahkum ediyor.
Bununla birlikte, daha önce vicdani reddi ülkelerin iradesine bırakan AİHM 2011 Temmuz’unda vicdani reddi bu kez inanç özgürlüğü çerçevesinde yorumluyor. Ve Türkiye artık vicdani reddi kabul etmek zorunda kalıyor.
Bundan sonra PKK ile profesyonel ordu mücadele edeceğine göre, mesele yok.

Yıldız’dan tehlikeli hatırlatma

SURİYE ile gerginlik adım adım tırmanırken Enerji Bakanı Taner Yıldız garip bir açıklama yapıyor:
“Suriye’ye şu anda elektrik veriyoruz. Bu seyir devam ederse, bu kararları gözden geçirmek zorunda kalabiliriz.”
Bizim Suriye’ye elektrik vermemiz uluslararası anlaşmalar çerçevesinde. Bu gibi ticari anlaşmalar yine uluslararası kurallara bağlı. İstediğin zaman ver, istediğin zaman verme, bu o kadar kolay değil. Kaldı ki, Suriye’ye elektriği kesmek yönetime değil, Suriye Halkına dokunacak bir yaptırım.
Bakan Yıldız Suriye elektriğini dile getirirken, tehlikeli sulara giriyor. Türkiye Rusya, İran, Azerbaycan’dan petrol ve doğalgaz alıyor. Yarın öbür gün bu ülkelerle bizim aramızda siyasal bir sorun çıksa ve onlar bize benzer yaptırım uygulamaya kalksa, bu doğru mu olur?
Boşuna değil, bu gibi anlaşmaların uluslararası kurallara bağlanmış olması. O kadar keyfi değil.

N.Ç.’ye tecavüz edenler nerede

13 yaşındaki N.Ç.’ye tecavüz eden sanıklar arasında yer alan TEDAŞ teknisyeni Mehmet Gargar ve vinç operatörü Ahmet Günay hakkında idrari soruşturma açılmış mı? Dava sürecinde bu iki sanık görevine  devam etmiş mi?
CHP milletvekili Rıza Türmen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle bu soruları soruyor. Türmen, “N.Ç.’nin 26 kişinin tecavüzüne kendi rızasıyla uğradığı” gerekçesiyle Yargıtay’ın sanıklara verilen cezada “iyi halden indirim yapmasını utanç verici” buluyor.
Türmen aynı konuda bir başka girişimde daha bulunuyor. CHP milletvekilleri Aylin Nazlıaka ve Binnaz Toprak ile birlikte N.Ç.’ye tecavüzü çocuk hakları, çocukların cinsel istismara karşı korunması yönünden ele alıyor. N.Ç.’ye tecavüz eden 26 kişi arasında kamu görevlileri, muhtar, subay ve esnaflar sanık olarak yargılanıyor. Türmen, Nazlıaka ve Toprak bunu hatırlattıktan sonra:
“N.Ç. dosyasında şüpheli ve sanık olarak yer alan kamu görevlisi veya idareye bağlı görev yapan personel hakkında tenzili rütbe, görevden alma dahil, idari yaptırım uygulanıp uygulanmadığı, uygulandıysa, yaptırımın ne olduğu ve çocukların sömürüden korunması için alınacak önlemleri tespit amacıyla Meclis Araştırması açılması” için önerge veriyor.
Yerinde bir girişim. 26 tecavüzcü şu anda nerede ve ne yapıyor? Bunun bilmek hakkımız.

X