"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Vicdani özgürlüğün gücü paha biçilmez!

Kuzenim arıyor Ankara’dan, dehşet içinde!

“Yonca kafeden sürükleyerek götürdüler 2 kızı! Orada 17-18 yaşında çocuklar da vardı durduk yerde tartaklandılar. Her yere biber gazı rastgele atıyorlardı! Neden neden? O çocuklar hiçbir şey yapmadı ki!” diye ağlıyordu hüngür hüngür.

Evet neden?
Neden yapıyorsunuz bunu bu güzel gençlere, insanlara, halkınıza?
İnanın orada yaşadığınız zaman çok daha fazla soruyorsunuz bu soruyu kendinize.
Şu son 4 günde görüp yaşadıklarımla ben nasıl eski ben olayım?
Ben içinde bu haldeyim, diğerleri sosyal medyayı izleyerek, diğerleri Dünya’nın öbür ucundan yazıyor gözleri yaş içinde...
Haksızlık bu haksızlık ve şiddetin en orantısızı!

Biz orada biber gazından fenalaşırken dün duyduklarıma inanamadım!

Dünya’da hangi aklı başında lider halkın yarısını diğer yarısına karşı kışkırtan söylemlerde bulunur böyle bir durumda.
Sağlıksız olması lazım yahu insanın!
“Yangına körükle gitme” deyimi boşuna mı vardır?

Şu ana kadar yaşananlar sonunda kaç yaralı var neden kimse açıklamıyor mesela?

Aslında ben biliyorum neden bunu yapıyorlar gençlere...
Bu umut vaad eden özgür, demokratik ve doğrudan şaşmayan adil gençlerden çok korkuyorlar.
Televizyonları sustur, 3G’leri engelle fark etmez. Gençlerin her soruna çözümleri hazır bile.
Anında sana neye nereden ulaşırsın bilgisi geçiyorlar.
Güç, ellerinde tuttukları bilgiye ulaşma becerilerinde.
Bundan daha güçlü ve masum bir silahları da yok.
Bilgi ve bilgiye ulaşma/ulaştırma becerileri en güçlü silahları ve atılan bilmem kaç biber gazı asla işlemiyor!
Nanik yapıyor adeta.
Akıllarını ve özgür iradelerini kullanıyorlar orantısız şiddete karşı.

Dünya’nın neresinde kendi üzerine sıkılan gaz bombalarının atıklarını toplayan direnişçi görülmüştür sorarım size!

Yıllardır şu güzel gençlere inandığım ve ısrarla sizlere “asla gençler adına umudunuzu yitirmeyin müthişler ve gümbür gümbür geliyorlar, inanın!” diye yazdığım için mutluyum.
Gençler “İçiniz rahat olsun buradayız!” diyorlar ve tarih yazıyorlar; en şahanesinden, en örnek alınasından hem de!

Asla susmadığım için içim daha da bi rahat, ondan iyice güçlü hissediyorum kendimi.
İçimden geçen gerçek hislerim tam da bu!

Sonuçları neyse ne, doğru bildiğini yapmak, kalbinin sesini dinlemek ve yalnız olsan da cesaretten ayrılmamak insanın en büyük gücü.

***
Peki bir kişi yok mudur bu güzel insanlara polis tarafından uygulanan bu vahşi şiddete aklı selim bir DUR çekecek!
Ayol bunca “bölünmüş” insan birlik oldu, halkını vatandaşını korumak için tepemizdekiler birlik olamadı hala iyi mi!

***
Çok inanılmaz bir güç, gurur ve mutluluk da var içimde.
Evet aynen böyle hissediyorum.
Eminim sokaklarda biber gazı, plastik mermi, tekme tokat, fışkıran su, vesaire yemiş herkes aynı şeyi hissediyor şu anda!

OH BE!

Bunca zamandır içindeki adalet duygusuyla sıkışmış kalmış herkes aynı hislerde eminim.
Bundan sonra her şey faklı olacak ve her şey çok daha iyi olacak.

Hatta iflah olmaz iyimser ve umutlu yazarınız 4 Yapraklı Çapulcu Yonca olarak aha şuraya yazıyorum, 2020 Olimpiyatları esas şimdi bizde olacak!

Dünya, kirlettiği demokrasiyi temizleyen halkı alkışlamak ve tanımak için Olimpiyatlarda burada bizimle olacak!

Yanlış giden bir şeylere verilemeyen cevaplar, duyulamayan tepkiler çıktı şimdi meydana!
Herkes koyverdi içindeki samimiyeti.
Nihayet!
O yüzden halk taşkınlık yapmıyor!
O yüzden herkes dayanışıyor, temizliğini bile kendi yapıyor!

Türkiye’de yaşananlar Dünya’ya örnek oluyor.
Dünya’da bunun bir benzerinin olduğunu sanmıyorum.
Bu boyutta bir “ortak hareketin” bu şekilde içgüdüsel bir samimiyetle birlik şeklinde ortaya çıkmasının benzeri yok.

Sanatçıların yaptığı açıklama, genç müzisyenlerin günlerdir gösterdiği varlık… Hangi birini saysam ki gördüklerimin bilmiyorum, başka türlü bir iyi enerji var ortada.
Pink Floyd’un kurucusu Roger Waters destek verdi mesela.

Dün gece Gezi Parkı’nda bekleyenlere destek olmak için bir sürü insan yiyecek, maske, talcidli spray, mendil, yağmurluk, jeneratör vesaire taşıyordu.
Kalabalığı size anlatamam.
Kalabalığı yararak geçen sağlık görevlileri vardı.
Ta Beşiktaş’tan gelen biber gazı kokusundan etkilenen gence maskesini takması için yardımcı olan birileri vardı.
Sokağın ortasında şaşkınca “gaz yok ama yanıyorum neden ki?” derken yanına yaklaşıp hiç konuşmadan maske verip giden vardı.
Hiç tanımadığımız birileri ile aile olduk işte.

O barışçıl demokratik dayanışma havasını koklamak öyle paha biçilmez ki!
Güler yüzlü gençlerin tavrını görmek insana öyle iyi geliyor ki!

Serpil tepsiler dolusu poğaça yapmıştı. Gezi Parkı’nda teslim ederken
duyduğumuz o: “çok teşekkür ederim...” cümlesi bile etkileyiciydi.  O kargaşada teşekkür etmeyi bile atlamıyordu kimse.
Deniz gözlüklerinden, maskelerden kimse birbirini görmese de, konuşmasa da anlaşıyordu.

Canı yanarken öfkeleneceğine,
Kırmızı rujundan doğuracağı çocuk sayısına, ne içeceğinden ne giyeceğine karışılan,
kıyak kafalı sıfatlandırılan, anasını da alıp gitmesi salık verilen ve tüm bunlara rağmen gülümsemeyi ihmal etmeden halini mizaha dökmeyi başaran bu HALK bir özürü hak etmediyse, diyecek tek bir şeyim var;

“Kral Çıplak!” diyorum işte.

Ağzıma biber gazı süreceklerini bile bile.

Yonca
“çapulcu çocuk”

 

 

 



 

X