"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışmadı

11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay emekliliğini istedi. Balyoz davalarında tutuklamaya itirazlar üzerine verilen kararlarda, tutukluluğun kaldırılması yönünde yazdığı muhalefet şerhleri ile heyetin diğer üyelerinden farklı düşündüğünü ortaya koyuyordu.

Bildirildiğine göre, emeklilik talebini yeni yılda yapsaydı özlük hakları bakımından avantajları olacaktı. Buna rağmen erken emekliliği seçti ve bazı maddi kayıpları göze aldı.
Yargıtay Başkanı Mehmet Uygur, 1998-99 adli yıl açılış töreninde, yargıçların vicdanları ile cüzdanları arasında sıkıştığını ileri sürmüştü (2006’da vefat etti). Her ne kadar, zor ekonomik ve fiziki koşullarda görevlerini yapmaya çalıştıklarını ifade etmek istemiş olsa da, maksadı aşan bir algılamaya yol açmıştı. Her türlü zor şartlarda haysiyeti ile görev yapan binlerce yargı mensubuna ağır haksızlık etmiş ve istisnaları merkeze taşımıştı.
11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Akçay, yargılama tekniği bakımından farklı düşündüğü heyetten erken emeklilik talebi ile istifa ederken, hangi saiklerle hareket ettiğini yakında yapacağı bir açıklamada duyuracağını bildirmiş... Erken emeklilik nedeni ile feragat ettiği maddi kazanımları nazara alınırsa, vicdanı ile cüzdanı arasına sıkışmadığını ortaya koymuş ve vicdan tarafına geçmiş.
Yargı son zamanlarda hedef oldu. Anayasal değişiklikler sonucu, yargı sisteminin en üst karar vericisi olan HSYK’nın yapısı da değiştirildi.
İktidar ve yandaşlarınca yargının demokratikleşmesinin sağlandığı iddia ediliyor.
Demokratlık, vicdan ve hukuk arasında felsefi değerlendirmelere girmeden, gelinen noktada, bundan sonraki tartışma konusunun, vicdan ve cüzdan arasında ‘sıkışma’ olmayıp daha ziyade iktidara sempati duyma ve vicdan arasında olabileceği ihtimali ağır basıyor.

GÜNÜN SÖZÜ

“İstanbul’u artık pazarlanmış bir kadın olarak görüyorum. İstanbul benim beynimde ve gönlümde yandı.”
(Cemil İpekçi)

Vakıflar, ‘bağış’ mülklerini satıyor

BAŞBAKANLIĞA bağlı “Vakıflar Genel Müdürlüğü ne yapmak istiyor?” diye soruyor Beyoğlu’ndaki bir kiracı... İstiklal Caddesi üzerinde Vakıflar’a ‘bağış’lanmış olan bir gayrimenkulünü satışa çıkarıyormuş, kiracılar şok geçirmiş... Okurumuz diyor ki:
“Sadece bu değil, Beyoğlu’nda elindeki bütün gayrimenkulleri satıyor diye duyuyoruz.
Vakıf mülklerinde kirada oturanlar panik halinde... Gönderilen yazıda, “Yeni yılda sözleşmenin yenilenmeyeceği” ihtar ediliyor ve sonunda “31.12.2011 tarihi itibariyle idaremize boş olarak teslim etmeniz gerektiği ihtaren tebliğ olunur” deniliyor. Yeni KHK’lara göre, çık denildikten 15 gün sonra terk etmek zorunda kalınılacakmış!
“Beyoğlu temizleniyor” anlaşılan... Yoksa onun için mi masa-sandalyeler boşaltıldı... Bunları kim alır; fon idareleri mi, Araplar mı? İstiklal Caddesi’ndeki o işhanının en az 50 milyondan satılacağını biliyor musunuz?
(TOKİ’ye geçirilen Etiler’deki Otelcilik Okulu, Polis Okulu, Kız Meslek Lisesi ve Etiler Lisesi... Lisenin yerinin de bağış olduğu biliniyor mu?)

Camiler siyasete alet ediliyor

CHP’nin, eski bir müftü olan İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, TBMM Başkanlığı’na, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
1- Sayın Başbakan’ın açılış ve temel atma gibi törenleri camilerde cuma hutbelerinde ilan edilmektedir. Sayın Başbakan camilerden bu ilan yoluyla gelen vatandaşlara hitap ederken, siyaset yapmakta ve muhalefet partileri aleyhinde konuşmaktadır. Böylece camiler siyasete alet edilmektedir. Bu nevi faaliyetlerin ilanı Sayın Başbakan’ın talimatı ile mi yapılmaktadır? Eğer böyle bir talimatı yoksa bu talimatı kim ya da kimler veriyor. Bu uygulama sürecek midir?
Özkes, 01.10.2011 tarihi itibariyle illere göre cami ve mescitlerin isimlerini de öğrenmek istiyor. Başbakan, bakan ve diğer protokole bağlı korumaların görüntülerinin cami adabıyla örtüşmediğini de belirterek, “Allah’ın evleri dediğimiz camilerde ilahi eşitlik ilkesine aykırı ve ibadet atmosferini bozucu bu uygulamalar devam edecek mi?” derken, gecekondu yıkılmaları nedeniyle Ankara (Pursaklar) ve Türkiye’de 2002’den beri yıkılan cami ve mescitlerin isimlerini de öğrenmek istiyor.

‘Tenzili rütbe’ haksızlığı

1936 yılından itibaren, Maliye Bakanlığı adına kamu kaynak ve hesaplarının denetimini yapan Muhasebat Kontrolörleri’nin başına gelenler geldi.
Bir KHK ile diğer bakanlıklardaki yapılanmalar ve Maliye Bakanlığı’nın Gelir İdaresi’ni ilgilendiren düzenlemelerin aksine, Muhasebat Kontrolörleri tenzili rütbeye uğratılarak, fonksiyonel olarak yetkinliklerine uymayan ‘uzman’ kadrolarına atanmak isteniyor. Dernekleri aracılığıyla iki önerileri var:
Maliye Bakanlığı bünyesinde ‘Rehberlik ve Denetim Başkanlığı’ oluşturulmasının ve Muhasebat Kontrolörleri’nin görev tanımlarının da yeniden yapılarak bu başkanlıkta görevlendirilmeleri veya Sayıştay denetçisi olarak değerlendirilmeleri... Hakkaniyet ilkesine daha uygun değil mi?

AKP-CHP arasındaki fark

AKP içinde, kol kırılır, yen içinde kalır.
CHP içinde öyle değil.
Belediyelerden söz ediyoruz.
Önce rüşveti belediyenin ve partinin çaycısı duyar.
Polis hemen harekete geçer.
Keşke 18 yıl AKP ve CHP’li belediyelerde bürokratlık yapanların mal varlıkları ve isimleri açıklansa, dışarıda çok az bürokrat kalır; emin olun!

DÜZELTME: Dünkü ‘Atatürk’ün bomba manşeti!” başlıklı Gökşin Sipahioğlu anısına yazılan yazıda, 6-7 Eylül olaylarının olduğu dönemin Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü değil Fatin Rüştü Zorlu’dur. Düzeltir, özür dileriz.

X