Gündem Haberleri

    Versek kurtulur muyuz?

    Hürriyet Haber
    16.11.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    BUGÜNLERDE Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ayakbağı gibi görenlerimiz pek çoğaldı.Bunların ağızlarına bakıyoruz, Rum ağzı gibi. Yazdıklarına bakıyoruz, Yunanistan'da çıkan Elefteros Tipos'ta yahut Vradini'de yazarlık yapıyorlar sanki... Tipik bir mütareke dönemi aydını ruh haliyle bakıyorlar meseleye: Ulusal varlığımızı İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların insafına terk eden, yahut selameti Amerikan mandasında gören aydınlar gibi ‘‘Batılı öyle istiyorsa o doğrudur’’ diyorlar.Bunlar Türkiye'de doğmuş oldukları için kendilerini talihsiz sayarlar. Türk olmaktan sıkılırlar. Hatta bunların daha da aşağılık olanları isimlerini bile değiştirir, ya John, ya Marcel, yahut Hans diye karşımıza çıkarlar.Bunlar için vatan yoktur. Onu bir arazi parçası olarak görürler. Hatta ‘‘satalım gitsin’’ diyecek kadar sorumsuz ve düşüncesiz olabilirler. Çünkü kendi bireysel huzurları dünyadaki en önemli şeydir.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 18'inci kuruluş yıldönümü dün işte böyle bir ortamda, yani bir yandan içerideki teslimiyetçilerin ‘‘Verelim kurtulalım!’’ nidaları, öte yandan Yunanistan'ın başarılı diplomasi oyunları sayesinde konuyu üstlenen Avrupa Birliği'nin ve Birleşmiş Milletler'in baskıları altında kutlandı.Şimdi sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin değil, Türkiye'nin de kaderini tayin edecek bir noktaya doğru itiliyor, daha doğrusu bir köşede sıkıştırılıyoruz. Çünkü Avrupa Birliği, Kıbrıs sorunu çözüme kavuşmadan Güney Kıbrıs'ı üyeliğe kabul ederse Türkiye ile karşı karşıya gelecek. Bu da kaçınılmaz olarak Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerini bozacak. Hatta belki de Türkiye'nin Birliğe üye olma süreci, ilişkiler düzelinceye -yani Türkiye, Birliğin yaptığı dayatmayı kabul edinceye- kadar askıya alınacak.Bizim tabansızların asıl korktuğu bu... Çünkü sanıyorlar ki Avrupa Birliği üye olarak bizi kabul etmek için sırf bu konuda vereceğimiz ödünü bekliyor.Oysa hiç öyle bir şey yok...Biz Kıbrıs'ı İngilizlere terk eden Osmanlılar gibi elimizi eteğimizi çeksek, ‘‘Alın ne haliniz varsa görün’’ desek bile, bir şey değişmeyecek. Çünkü karşımıza geçip bu defa, ‘‘Ege'de de Yunanlılarla aranızdaki Kıt'a Sahanlığı ihtilafıyla FIR Hattı sorununu çözün, sonra konuşalım’’ diyecekler.Ama o arada, Yunanlıları savaşta yenmesine rağmen Batılıların baskısı yüzünden Girit'ten vazgeçen Osmanlıların başına gelen gelecek ve -ulusal güvenliğimiz açısından çok önemli olan- Kıbrıs da uçup gitmiş olacak. Bitmedi... Nitekim Ege'de de istediklerini versek bile onu Ermeni soykırımını tanıyın sonra konuşalım tezi izleyecek. Taa ki ya üyelikten tamamen vazgeçelim yahut yorulalım, ne istiyorlarsa verelim... O güne kadar.Avrupa Birliği üyeliğini hepimiz istiyoruz ama ulusal güvenliğimizden ve yasal haklarımızdan vazgeçme pahasına değil.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı