Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Veli aileye girdi

Yılbaşından beri beraberiz Veloşla, sil baştan başladık her şeye yeni yılda.

Nasıl gidiyor derseniz; tam kıvamında.
Ne çok dip dibeyiz, ne çok uzak, ne çok aşığız, ne de az.
Bir günümüz deli gibi geçiyor, bir günümüzse akıllıca.
Bir gün azıyorsak, bir gün sakiniz.
Bir gece sabahlara kadar dışarıdayız, bazen üç gün evden kıpırdamamaca…
Hediyeler, sürprizler derseniz, sağ olsun mokunu çıkartmıyor artık, normal erkek gibi tek bir demet çiçek, tek bir gömlek, tek bir bilezik almayı öğrendi artık, düzinelere veda etti.
Şu sıralar kendisiyle, yeni peydahlanan anormal kıskançlıkları dışında, bir problemim şükürler olsun ki yok.
Hal böyle olunca “artık tamamdır, zamanı geldi” dedim ve kız kardeşim Ayça’nın yılbaşı yemeği davetine Veli’yi götürmeye karar verdim.
Yılbaşı yemeği derken durum şu; Ayça’nın kocası Ermeni olduğundan onlar yılbaşını bizden bir hafta sonra kutluyorlar, her sene bir araya geliyoruz tüm aile.
Tüm ailenin içine Roben’in anne- babası, halaları, kız kardeşi ve bizimkiler dâhil oluyorlar.
Yani Veli için aslında tam bir kâbus bu durum çünkü Veli kızım dışında kimseyi tanımıyor.
Ayçayla konuştuktan, Veliyle geliyorum dedikten sonra Veloş’u aradım.
“Aşkım cuma akşamı bir yemeğe davetliyiz.”
“Aaaa nereye?”
“Bizimkilere”
“Sizinkilere mi, nasıl yani?”
Anlattım; “yanisi şu” dedim, “benim tüm aile bu yemekte, sen de tanışacaksın onlarla.”
Uzun süre konuşamadı, “ık” dedi, “mık” dedi, iş için Çin’e gidecekti, o seyahati öne çekme çabasına girdi ama bana dinletemedi.
“Ya yemeğe gelirsin ya da bir daha beni göremezsin” dedim. Manyak olduğumu, dediğimi yapacağımı bildiğinden zorla da olsa “tamam” dedi.
Dedi ama pazartesiden cumaya kadar beni her gün yedi;
“Ne giyeceğim Ayşe?”
“Döpiyes giy Veli”
“Of Ayşe”
“Ne ofu yahu, ne giyeceksin; bir pantolon, bir gömlek”
“Ne alacağım Ayşe?”
“Ayça’ya bir tektaş, Roben’e bir araba. Anneme Şanel çanta… Ay ne alacaksın Veli, delirtme beni; bir şişe şarap, bir de çiçek işte.”
“Kaçta gideceğiz?”
“Yedi buçukta.”
“Ay olmaz, dokuz gibi gidelim biz”
Bir hafta boğuştuktan sonra, cuma akşamı saat altı gibi geldi bana;
“Çıkmadan bir viski ver bari, gevşeyelim biraz”
Bir bardak viski verdim, bir fön çektirmeye gittim.
Eve bir geldim ki bizimki pişmaniye moduna geçmiş çünkü beş bardak viski de bizim Zeynep’den istemiş.
Beni görünce; “gel bebeğim, ne yemeğe gitmesi, takılalım baş başa evde” dedi, derken de baktım dili dolanıyor fena halde.
O sırada Ayça aradı; “hadi saat yedi buçuk, yoksa daha çıkmadınız mı?” diye.
“Benimki gergindi, altı duble viski içmiş, çakır olmuş” diyemedim, “elbette geliyoruz” deyip telefonu kapadım.
Veli’nin kafasından aşağı buz torbasını boşalttım sertinden de bir kahve.
Bir yandan da düşünüyordum yahu bu adam bu kadar içki içer, bir şey olmazdı diye.
Neyse sonunda Veloş’u zar zor evden çıkarttım, Ayçalarla aynı sitedeyiz, beşe kadar sayınca evlerine vardık.
Kapıyı annem açtı; “Veli merhaba Ayça” dedi.
Annem bu duruma tabi ki pek sevindi.
Ama Roben’in babasına; “merhaba Roben” deyince Roben bu duruma pek sevinemedi.
Ayça’nın üç yaşındaki oğlu Can Luka’yı Roben’in erkek kardeşi sandı, Roben’in kızkardeşini Roben’in annesi yaptı…
Sinirlerim boşalmaya başladı, adamın tekini sevgilim diye ailenle tanıştırmaya kalkacaksın ve adam sarhoş olacak.
Baktım olacak gibi değil, kulağına; “sen bittin Veli” dedim.
Korkar ya benden, bir an biraz toparlanır gibi oluverdi.
O pot kırdıkça ben düzelttim, o saçmaladıkça ben espriye vurdum, bir an annemle gözgöze geldik, pek manalı bir bakış attı; görmemezlikten geldim.
Gecenin sonuna doğru benimki ayılacağına beter oldu; esne babam esne.
Herkesten özür diledim; “alkole karşı alerjik” dedim, tuttum kolundan eve getirdim.
Başladım bağrınmaya;
“Rezil olduk, rezil. Nasıl bu hale geldin? Yoksa sen işte falan da mı içtin? Yahu ne içtin, şimdi ne halt edeceğiz? Bak Ayça mesaj atmış; bu mu meşhur Veli, Ayşe sen aklını mı yedin?” diye.
Baktım boşa konuşuyorum, adam çoktan sızmış bile, hırsımdan tırnaklarımı yerken gözüm sehpadaki uyku ilacına ilişti.
Durumu o an çakıverdim.
Benim salak sevgilim iki Vermidon niyetine, bir tanesi atı bile uyutan uyku ilacımdan iki tane içmiş.
Bu sefer aldı mı beni bir üzüntü, bir acıma? Gittim yanına sokuldum, kafasını sevdim, üstünü örttüm, sonra sırayla bizim sülaleye mesaj attım.
“Veli ve kendi adıma sizlerden özür dilerim, ne olur bize bir hak daha veriniz. Benim sevgilim yanlışlıkla uyku ilacı içmiş, yoksa kendisi böyle bir adam değildir, bu geceyi yok sayıyor, sizleri cuma akşamı bizim eve yemeğe bekliyoruz.”
Ayşe ve Veli
Not: şu ana kadar lcv yapan olmadı, hala beklemekteyiz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI