Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ve olmuş 2011

HAYDİ, umutların ardına takılalım! Atmışız ya, yine bir “yeni” yılın kapısından içeri ilk adımlarımızı, atalım eskilerimizi, koyulalım edinmeye yenilerimizi!

Ah, yılanın kabuk değiştirmesi gibi olabilseydi yılları birbiri ardından değiştirirken yenilenmek! ‘Eski’, ‘yeni’ye takmış pençesini, bırakmaz ‘yeni’nin yeniden biçimlenmesini!
Diyelim, baktık geriye, yaşanmışlıklarımızla kişiselleştirdik bir YIL’ı! Ve dedik inadına, eskimiş o YIL’ın eline bırakmayalım kişiliğimizi, tutsak etmeyelim kendimizi geçmişimize. Yıl dediğin nedir ki! Gün gün döner, devrilir aylara! Ve derken, o günlerin içinde bir gün, bir an, bir umut gerçek olur.
Ne mutluluktur o an!
* * *
Ya da ola ki, o an, günler boyu sürecek gibi gelmez olur da, o YIL’da beklenen o an bir YIL’AN olur, sürünür gider.
Desek ki, umutsuzluğa gömülen yılgın “yılan” olmayalım. Değil mi ki, “umut, fakirin ekmeği, ye babam ye.” “Sabreden derviş, muradına ermiş.” Ne dervişin umutla karın doyurduğu var, ne fakirin derviş olmaya niyeti var. Yine de sözün kurusuyla umutlar yeşermeyi bekler.
Ve YIL, YILAN derken, ardında o anı bekleye bekleye tükenirken ömür, o yaşanmışlıklar bir YALAN mı?
* * *
Her yıl, şaşırmadan üstüne “bir bir” koyan dünyamızda insanlar, genciyle yaşlısıyla, bir kısır döngü içine düşmüş gibi, birer umut yolcusu olmaktan geri durmayacaklar kuşkusuz!
Bir başka yolda, insan, insan olmakla, insanlığı umutsuzluklardan kurtarma adına değil de yaratışındaki gücü gösterme adına sınırları çoktan aşmış: Bilim ve Teknoloji ile Sanat.
İnsanın, yaşanmışlıkları içinde kendini her yıl biraz daha “mutluluk olgusuna” yaklaştırma becerisi bir yanda, taştan-tekerlekten çıkıp aya ayak basması ya da cebinden dünyalara ulaşması ya da DNA’larla oynaşması bir yanda.
Güzel sanatların her alanında sanatçıların yaratıları, o ilk çizgileri – sesleri – sözleri - sözcükleri ne kadar geride bırakmıştır acaba?
Bir yanda insanın kendi “bencil yolculuğu”, bir yanda insanlığa açılan “yaratış yolculuğu”!
Yaşamanın gerçeği! Kim başadebilir ki! Hiç olmazsa, umutlarımız bize kalsın! Ve veda etmiş olalım 2010’a, Cahit Sıtkı Tarancı’nın sözleriyle: “Ne doğan güne hükmüm geçer - Ne halden anlayan bulunur...
Her mihnet kabulüm, yeter ki - Gün eksilmesin penceremden!”

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI