Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ve nihayet gitti...

Eski bir söz vardır, <B>‘‘Ba'de Harab-ül-Basra’’</B> denir. Anlamı da ''<B>Basra yıkıldıktan</B>'' yani ''<B>İş işten geçtikten sonra</B>''dır.

Ülkücü MHP'nin en vatanperver evlatlarından biri olan Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, Türkiye ekonominisin belki de -inşallah değildir- yıkılmasına yol açacak her şeyde ısrar ettikten sonra istifa etti.

‘‘Ben’’ diyor özetle, dün kendisini ziyaret eden ve izlediği politikalar nedeniyle kutlayan Ziraat Odaları Birliği Hey'etine, ‘‘son 15 gündür yokum. Türk Telekom konusu da yok. Ekonomide bozukluk varsa, bu işten sorumlu olanlara sorun.’’

Aylardır, yakmış, yıkmış, kendi liderinin altına imza attığı -böylece hükümetin resmi taahhüdü haline gelmiş bulunan- Niyet Mektubu'nun gereklerini yerine getirmesi istendiği zaman birden aşırı vatanperver kesilmiş, hiçbir uyarıyı dinlememiş...

Sonunda borsanın defalarca dibe vurmasına, IMF ile Dünya Bankası'nın Türkiye'ye vereceği kredinin 3 milyar ikiyüz milyon dolarlık dilimi ile ilgili kararın ertelenmesine sebep olmuş...

Hükümetin verdiği sözlerin ciddiye alınmamasına yol açmış...

Tüm bunlar sanki onun yüzünden yaşanmamış gibi, rahat bir eda ile, ‘‘Bana ne... Gidin ekonimiyi düzeltmeye soyunanlara sorun!’’ diyor.

Oturduğu apartmanda yöneticilik yapacak yeteneğe bile sahip olamayanları tutar hükümetin üyesi yaparsanız, alacağınız sonuç bu olur.

Daha önce de yazdık:

Enis Öksüz isimli zatın gerek Türk Telekom, gerek özelleştirmenin kendisini ilgilendiren öteki kalemlerinde hükümetin çoğunluğundan, özellikle Başbakandan farklı düşünmesi mümkündür. Hatta kendisinin savunduğu politikalar uzun vadede ülkenin çıkarlarına ötekilerden daha uygun da olabilir.

Ama bir bakan, üstelik kendisinin mensup olduğu partinin kabinede sorumluluk üstlenmiş lideri tarafından da resmen benimsenmiş bir politika ile ters düşerse, yapacağı tek şey istifa edip görevden ayrılmaktır.

Aslında bu sadece dürüstlüğün değil, parlamenter sistemin de gereğidir. Çünkü söz konusu hükümet Meclis’ten, -doğru veya yanlış- hangi politikaları uygulamak için güvenoyu almış ise, o yönde hareket eder. Örneğin IMF'e verdiği taahhütleri yerine getirerek ülkeyi düzlüğü çıkarmayı vaad ettiyse, hükümette görev alan bir kimse artık ‘‘O vaat benim işime gelmiyor, o yüzden uygulamıyorum’’ diyemez. Yapacağı tek şey, istifa edip, gerekiyorsa kamuoyuna gerekçesini açıklamaktır. Tabii yol yordam biliyorsa...

Enis Öksüz istifa etmekte en az 5-6 ay geç kaldı. Onun yüzünden hükümet güven kazanamadı. Ekonomimiz toparlanamadı. Türkiye IMF ve Dünya Bankası'ndan ağır muamele gördü. Dolar patladı. Bu yüzden, her eve giren dört lokmayı üçe indirdi. Sırf ekonomiyi değil, MHP'yi de mahvedip gitti.

Şimdi göreceğiz, Basra yıkıldıkdan sonra mı, önce mi gitti.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI