"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Ve Eda ve Nurettin ve Bora

An itibariyle Çeşme’deyim ve buradaki herkesin dilinde malum üç kişi var: Eda Taşpınar, Nurettin Hasman ve Bora Kozanoğlu.

Hele Nurettin Hasman’ın son sözleriyle olay pembe diziye dönüşmüş durumda. “İffetsiz kadınmış”, “Onun gibi kadınları Ortaçağ’da yakarlardı”, “Ailesi ona iki tane tokat atsın” gibi hayli ağır sözler sarf etmiş Hasman.

Eda Taşpınar ise ilk önce kapsama alanı dışındaydı. En yakın arkadaşı dahi arasa cep telefonu hep kapalıydı. Sonra ortaya çıktığı, hatta Alaçatı’da sörf yaptığı haberleri geldi.

Neyse ne, bu sıcak gündeme bir bakınca manzara şudur:

1. “Üç günlük” stratejisi olmamış: Eda ve Bora’nın “İlişkimiz üç gün önce başladı, hemen evlenmeye karar verdik” lafları hiç inandırıcı değildi.
Çeşme’de herkes ilişkilerinin daha önce başladığını biliyormuş meğer.
Keşke en başında açıklasalardı, “İlişkimizi bu şekilde ve şimdi açıklayalım” stratejisi şık olmamış yani. Nitekim Nurettin Bey’i sinirlendirenin de bu olduğu açık.

2. Ama Nurettin Hasman da abartmış: Nurettin Bey’in açıklamaları ise -gerçekten söylediyse o lafları- çok çok ağır. İnsan altı yılını geçirdiği sevgilisi hakkında böyle şeyler ne olursa olsun söylememeli. Nitekim ben şaşırdım.
Hiç böyle şeyler söyleyecek biri değildi Hasman. Belli ki aldatıldığını düşündüğünden çok öfkelendi, kendini tutamadı.

3. Bora Kozanoğlu bu işten yararlı çıkacak: Bu işten en çok yarar sağlayan kişi Bora Kozanoğlu oldu. Eda, “orta yaşlı sevgilisiyle uzun bir ilişkisi varken genç sevgiliye giden hain kadın” oluverdi toplumun gözünde (genel algıdan söz ediyorum, yoksa benim algıma göre hava hoş tabii, isteyen istediğine gider).
Nurettin Bey de “Aldatılan, kötü duruma düşen, bir de ağır sözler sarf eden erkek”. Bora’yı ise herkes tanıdı. Bu ilişki bitse bile yolu açık. Daha çok ünlü oldu. Bundan sonra onu başka ünlü kadınlarla yan yana göreceğimiz aşikar.

Ramazan’da sadece içki orucuna girenler

Ramazan gelince Beyaz Türkler arasında sıkça rastlanan bir durum bu.

Özellikle de gece hayatı yoğun olanlar arasında.

İkiye ayrılıyorlar. İlk gruptakilerin inancı var ama ya oruç tutamıyor ya da tutmak istemiyorlar. O yüzden kendilerince şöyle bir çözüm buluyorlar. Ramazan boyunca içki orucuna girip kesinlikle alkol almıyorlar.

Böylece kendilerini iyi hissediyorlar. İkinci gruptakiler ise inancı olmayanlar. Ama ramazanı ‘detoks ayı’ olarak görüyorlar. Onlar da içki içmiyor. Amaç, karaciğeri dinlendirmek.

Geçenlerde ikinci gruba giren bir arkadaşıma sordum, “İyi de neden illa ramazanda? Bir ay sonra yapsan olmuyor mu içki detoksunu?”.

Olmazmış, havaya giriyormuş böyle! Ayrıca “Hadi bir tane iç, ne olacak?” diyemiyormuş hiçbir arkadaşı ramazanda. Alkolizme teşvik sıfırmış yani!

Valla iki türlüsü de bana anlamsız geliyor.

Ya hep ya hiç olmalı.

Ramazanı bu şekilde kullanmak hoş bir şey mi?

En yeni Türkçe poplamalar (1)

Ne çok albüm çıkıyor. Hem de arka arkaya. Ben yetişemiyorum albümlerin çıkma hızına. Ki eğer biz yetişemiyorsak, dinleyici nasıl yetişsin?
Gelen yeni Türkçe albümleri dinlemeye başlamıştım ki, göz ucuyla albümleri inceleyen Türkçe pop delisi arkadaşım Hande, “Ne zaman çıkmış bu albümler? Bunlar da kim?” demeye başladı.

Haklı da. Albümlerin çoğu yeni şarkıcılara ait.

Gelelim o albümlere...

Genco Ecer-Kandıramazsın: İşte yeni bir şarkıcı. Sesi Mustafa Sandal’dan hallice. Albüm kapağına, kartonetine özenilmiş, uğraşılmış. Genco Ecer, fiziği için de uğraşmış. Kaslarını sergilemiş bol bol. Ama gel gör ki daha ilk şarkıda, yani “Kandıramazsın”da, albümün kalanını dinlemek gelmedi içimden.
Çünkü “Manyak mısın? Manyak mıyım? Ahmak mıyım?” gibi gibi sözler var şarkıda arka arkaya. Üstelik sıradan bir melodi ve yavan bir ses.
Peki ya ben? Albümün gerisini neden dinleyeyim, manyak mıyım?

Meyra- 4 Tenor: Proje gerçekten güzel. Meyra dört ünlü tenorla bir araya gelmiş. Hepsiyle düet yapmış. Burak Kut’la söyledikleri “Karar Bize Ait” en çok sevdiklerimden. En çok Akdeniz popuna yakın olan. Müziği Yunan bir besteciye ait zaten. Yüksek Sadakat’ın eski solisti Cemil Demirbakan’lı düet “Ağladın Ya” ise sağlam bir pop-rock balad. Demirbakan’ın sesinin gücünü bu şarkıyla daha iyi algıladım diyebilirim.
Mario Frangoulis ve Ferhat Göçer’le olan düetler ise orta halli.
Bu albümün tek yanlışı Meyra’nın solo söylediği eski Nilüfer şarkısı “Pişman Etme”. Bu proje içinde sırıtmış.
(Devamı cumaya)

X