Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ve çeliğe rupi verildi

ASLINDA yukarıdaki başlığın "Ve Çeliğe Su Verildi" diye olması gerekiyordu.<br><br>Ben kasten, "su" kelimesini Hint para birimi "rupi"yle değiştirdim.

Bu "Ve Çeliğe Su Verildi", katil Stalin döneminde Nicola Ostrovski tarafından kaleme alınmış ısmarlama bir methiye romanıdır. Mihail Şolohov’un diğer aşırmento eseri "Durgun Akardı Don"la birlikte sosyalist gerçekçi edebiyatın "başyapıt"ı (!) addedilir.

Hadi, "Sovyetler Birliği Yazarlar Sendikası"nın otuzlu yıllar nihayetinde buyurduğu "bahtiyar anavatanımızda her yoldaşın başucu kitabı olmalı" talimatını geçtik diyelim.

Ancak kitap bir otuz yıl sonra, bu defa da ülkemiz "sol"u tarafından baş tácı edilmişti.

Breh breh breh, öyle örse çekiç vurmak ne kelimeymiş!

İşte adı üstünde, romanın "ultra pozitif" kahramanı Pol Kortşagin gibi dev kombinalarda çeliğe arazöz arazöz sel fışkırtarak, biz de "proletarya iktidarı" kuracağız.

Neyse, Türkiye’nin verilmiş sadakası varmış, biz tıfıllar o iktidarı kuramadık.

* * *

AMA şükür, tarihin en devrimci sınıfı olan burjuvazi demir-çelik kombinalarını kurdu.

Modern kapitalizm Türkiye’yi köylü toplumundan sanayi toplumuna doğru sıçrattı.

Biraz da harıl harıl yanan yüksek fırınlar sayesinde "orta boy güç" kimliğini edindik.

Üstelik, Rusya’daki gibi çakar almaz, köhne ve paslı teknolojiler kullanmadık.

Nitekim, uluslararası rekabete sahip olduğu için, "Erdemir" tesislerinin yarıya yakın hissesi, dünya çapındaki bir ihale sonucu Avrupa çelik devi "Arcelor" tarafından satın alındı.

Biliyorum, şimdi, "iyi güzel de, ’rupi’yle ne ilgisi var" diyeceksiniz.

* * *

ŞU sonsuz büyük ilgisi var ki, önemli bir ihtimalle, o "Erdemir" hisseleri yakın bir gelecekte Hint demir-çelik devi "Mittal Steel"in mülkiyetine geçmiş olacak.

Burada da, "hoppala, Kalküta şirketi zaten bizim ihaleye katılmış ve ’Arcelor’ karşısında kaybetmişti. Bu iş nasıl olacak" diye hayret ifade ettiğinizi işitir gibi oluyorum.

Zaten, işte "küreselleşme" dediğimiz şey de tam bunun cevabında odaklanıyor.

Çünkü on gün önce, hacimde ve sermayede dünyanın bir numarası "Mittal Steel", iki numara "Arcelor"un borsa hisselerini toplamak için "açık girişim" yaptı.

Tabii Avrupa yok, mok diye saçını başını yoluyor ama, neden olamayacakmış?

Hint işletme yirmi milyar avro’ya eşdeğer rupiyi bastıracağına göre, ne engelleyecekmiş?

Hissedarlar Fransa’nın kara gözü, Lüksemburg’un kara kaşı veya Belçika’nın sürmeli kirpiği için, "biz hızmalı Buda burnuna aksiyon satmayız" diye rest mi çekecekler?

Gerçek piyasa değerini, hátta daha fazlasını veren "Mittal"ı geri mi çevirecekler?

Hayır, eğer AB bir "hukuki kulp" (!) uydurmassa, Hindustani "Mittal Steel" bizim "Erdemir" de dahil, yeryüzündeki bütün "Arcelor"un yatırımlarının sahibi olacak.

* * *

İMDİİ, "anti-küreselleşmeci" takım buna ne buyuracak? Hangi kulpu takacak? Eh, işe hurdacılıktan başlamış Büyükbaba Mittal çelik imparatorluğunu yeryüzünün en fakir ülkelerinden birisi olan Hindistan’da; o "anti - küreselleşmeci" deyimle bir "üçüncü dünya" ülkesinde kurduğuna ve devleştirdiğine göre, oğulların ve torunların bugün artık "ultra refah toplumları"ndaki işletmeleri dahi satın alabiliyor olması kötü bir şey midir?

Sermaye rantının Hint eksenli belirlenmesi o Hint halkının çıkarına değil midir?

Hele hele, zaten durmadan dünya sathında işletme satın alan Çin’in de "uluslararası toparlama" atılımında o Hindistan’ın en büyük rakibi olduğu düşünülürse, "küreselleşme"nin insanlığı genel çerçevede ilerleten bir faktör oluşturduğunu inkár etmek mümkün müdür?

Yalnız, hayatı ve edebiyatı "Ve Çeliğe Su Verildi"de prangalayanlar için mümkündür.

Oysa, yeni hayat yeni edebiyata artık, "ve çeliğe rupi verildi" başlığını atıyor.
X