Vatikan’ın Galatasaraylı temsilcisi

PAPA 16’ncı Benedikt’in Türkiye ziyareti bugün başladı.

Cumaya kadar dünyanın gözü Türkiye’de olacak.

Papa ile İslam dünyası arasında yaşanan gerginlik, bu ziyareti tartışmalı hale dönüştürmeye yetti.

Türkiye, son yıllarda özellikle Avrupa Birliği konusunda yeni bir açılım içerisinde.

Kendini soyutlayan, sınırları içine tıkanmış ve dünyadan kopuk bir tavrı kabullenmiyor.

Türkiye’nin bu politikası, dış dünyada oldukça önemli destek de buldu. Dış politikanız bu olunca, Papa’nın ziyareti de aslında çok daha iyi değerlendirilebilirdi.

Ziyaretin ilk gününden söylemeliyiz ki, bu, ne yazık ki olmadı.

Papa’nın İslam dünyasını rencide eden açıklamalarını unutmuş değilim.

Hatta bu açıklamaların, kasıtla yapıldığını bile söyleyebilirim.

Buna rağmen, Papa gibi bir dini liderin, binlerce gazeteciyle Türkiye’yi ziyaret ediyor olması önemli bir fırsattır.

Ancak bugünden rahatlıkla söylemeliyim ki, bu fırsat doğru kullanılamadı.

* * *

Oysa günümüz dünyasında, ülkenizin dışarıdan nasıl göründüğü çok önemli.

Aynı şey şahsınız için de geçerli, şirketiniz için de.

Geçtiğimiz günlerde, gazetelerde ülkelerin imajlarına ilişkin kapsamlı bir araştırma vardı.

Bu araştırmada en kötü ülke imajını açık ara kazanan ülke, İsrail’di.

Eğri oturup doğru konuşalım.

İsrail’e geçilmiş olsak bile, bu konuda son derece iddialı olduğumuz tartışılmaz!

İşte bu ziyaret de, ülke imajımıza önemli katkılar sağlayabilirdi.

Uzun yıllar, "Papa’ya suikast" ile anıldı Türkiye.

İnsanların hafızalarındaki görüntülerin sadece bireysel bir terör eyleminden kaldığını, aslında Türkiye’nin büyük ve komplekssiz bir ülke olduğunu gösterebilirdik.

Olmadı.

* * *

Papa’nın amacı ne olursa olsun, kendi ülkemizde gerektiği gibi ev sahipliği yapmamanın ne anlamı var?

Yakışan biçimde ev sahipliği yapar, gerektiği gibi mesajlarımızı veremez miydik?

Bakıyorum da kimse kalmadı ortalıkta...

Türkiye’de din ve felsefe denilince akla ilk gelen isimlerden olan Devlet Bakanı Mehmet Aydın bile Avrupa ülkelerinde.

Oysa ziyaretin herhangi bir bölümünde, din, felsefe ve yabancı dil bilgisiyle katkısı az mı olurdu?

Yeri gelmişken aktarayım.

Vatikan’ın Türkiye’deki dini temsilcisi, uzun yıllardır bir felsefe hocasıydı.

Galatasaraylı Monsenyör Pierre Dubois.

Otuz yıl boyunca felsefe, Latince ve Fransızca dersleri verdi Galatasaray Lisesi’nde.

Papaz Dubois, 1989 yılında vefat etti.

Ne tesadüftür ki, onun talebesi Haluk Dursun, bugün Ayasofya Müzesi Başkanı.

Programa bakınca, siyasilerin ancak yasak savma kabilinden, ucunda, kenarında olacakları anlaşılıyor.

Perşembe günkü Ayasofya Müzesi ziyaretinde de, İstanbul Valisi Muammer Güler nezaret eden; Haluk Dursun da karşılayan isim olacak.

Bu, küçük de olsa beni sevindiren bir ayrıntı.

Papa’yı Ayasofya’da karşılayacak ismin, Osmanlı tarih ve kültürü ile Katolik terminolojisine hákim, Vatikan’ı hem de Avignon’dan beri iyi bilen birinin olması, yüreğime su serpmeye yetiyor.
Yazarın Tüm Yazıları