"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Vatikan duvarlarındaki melekler

Ertuğrul ÖZKÖK

Avrupa denilen medeniyetin orta yerinde büyük bir yanlışlık var. Birisi Fransa... Tarihimizi, geçmişimizi, mazimizi kan revan içinde bırakmaya uğraşıyor.

Kapanmaya yüz tutmuş bir Ermeni yarasını kaşıya kaşıya kanatıyor, enfekte ediyor.

Öteki İtalya...

Onun derdi geçmiş değil gelecek.

O da Türkiye'nin, 60 milyonluk bir ulusun geleceğini kaşıya kaşıya kan revan içinde bırakmaya uğraşıyor.

Sözde Kürt parlamentosu gibi demode bir oluşuma yataklık ediyor.

* * *

Yataklık ettiği nedir?

‘‘Mazlum bir milletin’’ bağımsızlık arzuları mı?

Yoksa bir terör çetesinin siyasi uzantısı mı?

Zırnık kadar fikirleri olduğunu sanmıyorum.

Dünyanın en önemli sorunlarında esamesi okunmayan beşinci sınıf İtalyan siyasetçileri şimdi kendilerine tehlikeli bir oyuncak bulmuşlar.

Dünya barışına zırnık kadar katkıda bulunamayanlar, şimdi Türkiye'nin barışının içine etmek için kolları sıvamışlar.

Hangi Kürtler'in, hangi sandığa oy atmış seçmenlerin kurduğu meçhul bir parlamentoya ev sahipliği yaptıklarını sanıyorlar.

Oysa yaptıkları sadece bir terör çetesine yataklık etmek.

Sözde parlamento güya yemin ediyor.

Yemin edenlere bakıyorum.

Kimisi kendi parlamentosu önünde yemin ettirilememiş. Kimi zaten orada yemin etmek istememiş.

Belki mazileri farklı.

Ama şimdi hepsi, PKK denen terör teşkilatının kurduğu sahnede bir araya gelmişler.

Şimdi gidip onun bunun ülkesinde parlamento kuruyor, yemin ediyorlar.

Kabahat kimin? O ayrı mesele.

Önemli olan, bir husumet, bir düşmanlık yemininin, demokratik bir hakmış gibi Avrupa semalarında dalgalanması.

Kendi parlamentosu önünde yemin edemeyenler, yemin etmek istemeyenler, şimdi PKK'nın tufasına gelmiş, husumet yemini ediyorlar.

Tuzağa düşmüşler.

* * *

Bunlar mı, Türkiye'den kopmadan birlikte yaşayacaklarını iddia edenler?

İşte yemin metni ortada.

O yeminin bir anlamı varsa, demek ki bunlar artık ruhlarını bu ülke topraklarından koparıp almışlar.

Kontratı bozmuşlar.

Ve bütün bunlar, İtalya gibi bir uygarlığın güneşinin altında oluyor.

Hangisi doğru?

Bu uygarlık mı, yoksa Mussolini'yle hortlayan o faşist ruh mu?

Hangisi?

Beşikteki çocukları acımasızca kurşunlayan, gencecik öğretmenleri kalleşçe kurşuna dizen bir terör teşkilatının kostümlü provasına sahne kiralamak hangi izanın eseridir?

Uygarlığın mı, yoksa kara gömlekli bir güruhun mu?

Unutmayın, PKK'nın katlettiği bu küçücük çocuklar, Vatikan'ın duvarlarındaki melek kabartmaları gibi hep ruhunuzun üzerinde dolaşacak.

Hayatınızın her anında size işlediğiniz bu günahın hesabını soracak.

Katledilmiş masum bebekler hesap soracak.

Bizler ise bu ihaneti hiçbir zaman unutmayacağız.

Siz tercihinizi yaptınız.

Bir avuç bebek katilini, 60 milyonluk koskoca bir halka tercih ettiniz.

Siz bir ihanet yeminine yataklık ettiniz.

Biz de bunu ‘‘asla unutmama andını’’ içiyoruz.

Görelim bakalım, kim ettiği yemine sadık kalacak, kim içtiği andın gereklerini yerine getirecek.

Siz oradasınız, biz buradayız, tarih hepimizin önünde.

* * *

Bir çift söz de bizimkilere...

Bugün demokrasi cephesi kurduğunu iddia edenlere...

Bir zamanlar Türk parlamentosundan zorla çıkardığınız insanların yerini şimdi hangi uluslararası hokkabazların aldığını gördünüz mü?

Yeni demokrasi paketlerinizin sakil ambalajlarının içinde buna da bir çare düşündünüz mü?

Türkiye yeni bir seçime giderken, bu hokkabazlar yerine, bu ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı Kürt yurttaşlarımızın Meclis'te, kendi gerçek parlamentolarında yemin etmelerinin yolunu açmayı düşünüyor musunuz?

Bu işi tezgâhlayan üçüncü sınıf İtalyan soytarılarına verilecek bir cevabınız var mı?

Buyrun düşünün. Önünüzde 18 Nisan'a kadar zaman var.



X