Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Vatan toprağındaki vatan evlatları için güçlü karakollar

    Metehan DEMİR/ANKARA
    07.08.2012 - 14:19 | Son Güncelleme: 07.08.2012 - 14:27

    Terör örgütü PKK’nın son baskınında, Geçimli Askeri Karakolu'nun duvarlarını RPG-7 roketiyle yıkabilmesi, birliğin binalarının gözetleme kulelerinin bakımsız ve zayıf hali yıllardır bir türlü halledilemeyen zayıf karakollar meselesini bir kez daha gündeme getirdi. Maalesef bu saldırıda üç asker yıkılan kötü briket duvarın altında şehit oldu.

    Aslında herşey 4 yıl önce Başbakan Erdoğan’ın Aktütün’de 16 askerin şehit olduğu PKK saldırısı sonrasında verdiği net talimatla çok iyi başlamıştı. Başbakan’ın talimatına göre, dört yüzden fazla karakol terörist saldırılara karşı güçlendirilecekti. Hızlı da başlandı. Kısa sürede 60 karakolun yenilenme işlemleri tamamlanma aşamasına geldi. 146’sının inşaatı ise halen devam ederken, 206’sının da ihalesi devam ediyor.

    1960’larda kaçakçılıkla mücadele anlamında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun hırçın coğrafyalarının dağlarının çukurlarına geçiş noktalarının üzerine konulmuş bu karakollar zaten bu açılardan da terörle mücadelede zafiyet oluşturuyor.

    Bir de bu karakolların bu kadar kalitesiz ve korunaksız olması teröristlerin işini daha da kolaylaştırıyor. Peki bu karakolları güçlendirmek, zırhlı kaleler haline getirmek Türkiye’nin ekonomik gücünü çok mu aşıyor? Ya da Türkiye’nin güçlü şirketleri bu işe ben de el atsam dese bu işin üstesinden gelinemez mi? Tabii ki gelinir.

    Dünyanın en zorlu en tehlikeli bölgelerinde ihalelere girip en akıl almaz inşaatları yapan Türk firmaları değil mi? Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar haklı olarak isyan ediyor. Terör, mayın ve iklim şartları riskleri nedeniyle bölgede karakol inşaatlarının tamamlanamadığını haykırıyor.

    KAHREDEN 8 FARK

    İşte burada durmak lazım. Doğrudur. PKK bazen nefes almanın bile tehlikeli olduğu bu noktalarda işçileri kaçırabilir, yolları mayınlayabilir, iş makinelerini  yakabilir ve hatta müteahhitleri ölümle tehdit edebilir.

    Ama bir laf vardır “adam gibi devletin olmadığı yerde devlet gibi adamlar türer” diye. Devlet oraya giden müteahhitini, işçisini, askeriyle polisiyle bu koruma kalkanını sağlayabilecek güçtedir. Bu koordine edilerek yapılmalıdır. Bugün Genelkurmay, “Nerede benim güçlendirilmiş karakolum” diye soru sormalıdır. Bu soru hakkıdır tabii ki ama ardından gelen “Peki siz de oraya giden sivil inşaat unsurlarının bu çalışmayı nasıl güvenli yapacağına dair tedbir aldınız mı?” karşı sorusuna da yanıt verebilmelidir.

    Bugüne kadar 60 karakol nasıl yapıldıysa diğer 350 karakol da öyle yapılır. Açıkça konuşalım devlet kendi içindeki birimleriyle bunu koordine edebilir.

    Şimdi buradan bir çağrıda bulunmak isitiyorum. Gelin bu karakolları bitirelim. Eksik kalanlar için paraysa para, tecrübeyse tecrübe, imkansa imkan özel sektörün devlete uzanan desteğini görelim.

    Burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin buna gücünün yetmemesi diye bir şey söz konusu değil ama bazı şeyler gepegenç çocukların toprağa düşmemesi adına bazen sivil inisiyatifle de desteklenmelidir.

    Maalesef artık günde bir iki şehidin rutin sayıldığı, 7-8 şehit olduğunda ‘Türkiye nereye gidiyor’ diye suni TV tartışmalarının yaşandığı, akşam televizyon bültenlerinde şehit cenazelerindeki ailelerin dramına bakıp bakıp,  ”Ay ay görmeye dayanamıyorum içim parçalanıyor” denilip kaçıp kurtulmak istediğimiz gözümüzü bile kaçırmak istediğimiz büyük bir acı bu.

    Sentetik üzüntülerden dokunulabilir gerçeklere

    Artık sentetik üzüntülerden dokunulabilir gerçeklere geçme zamanı.  Bu cümle kime gider bilmem ama son bir şey daha söylemek istiyorum.

    Karakolların bazılarının yerinin değiştirilmesi, bazılarının kapatılması ve bazılarının da derhal güçlendirilmesi artık hayati önem arzediyor.

    Eğer bazıları bunu üzerine, “Aman efendim, siz anlamazsınız. Bu karakollar TSK’nın şanıdır şerefidir. Değil bu karakolları boşaltmak, taşımak veya mevcut hali ne olursa olsun işlevsiz hale getirmek vatan toprağından taviz verilmesidir” diyorsa, benim de onlara bir yanıtım var.

    Eğer orası vatan toprağıysa o çocuklar da vatan evladıdır. İnsan evladına sahip çıkar, kaderiyle başbaşa bırakmaz. Onu sadece kahramanlık türküleriyle avutmaz. O vatan toprağına sahip çıkmak da akılla olur.

    On binlerce lira maaş versen çoğu insanı bir saat tutamayacağın ve sadece vatan sevgisi ile görev yapılan bu kötü karakollarda mehmetçiği kaderine terketmekle olmaz. Gencecik fidanların toprağa düşmesini seyretmekle ve dövünüp durmakla değil. Gereken ne mi? Onu herkes biliyor. Bu karakolları bitirmek.

    mdemir@hurriyet.com.tr

    www.twitter.com/metehan_demir

     

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı