Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vatan mutsuz biz mutsuz

‘SUFFERING increases in Turkey’. İngilizce bir başlık.

Suffer ıstırap, acı, keder anlamında, genel olarak mutsuzluk demek mümkün. Increase artmak anlamında.
Toplamda “Türkiye’de mutsuzluk artıyor”. Araştırmanın başlığı böyle diyor. Kim diyor? Dünyadaki en büyük araştırma kuruluşlarından biri olan Gallup diyor.
Gallup, Türkiye’de araştırma yapıyor. 2012 Haziran’ında, 2013 Haziran’ında. Bir yıl arayla yaptığı araştırmayı bir süre önce yayınlıyor. Bir not düşüyor, “Araştırma Tayyip Erdoğan’ın Gezi eylemcilerini çapulcu diye nitelemesinden sonra yapılmıştır”.
Araştırma Türkiye’nin ruh halini sergiliyor. İnsanlarda mutsuzluk katsayısının arttığını gösteriyor.

İKİ KAT ARTMIŞ

Türkiye’de mutsuz insan, acı ve ıstırap çeken, kederli insan oranı ortalama yüzde 35. Aynı oran geçen yıl yüzde 18. Mutsuzların oranı bir yılda iki kat artıyor.
Kent, kırsal alan ayrımına gidildiğinde: Büyük kentlerde geçen yıl yüzde 17 olan mutsuzların oranı bu yıl yüzde 40’a, kırsal alanda geçen yıl yüzde 19 olan mutsuzluk bu yıl yüzde 28’e yükseliyor.

LEHTE VE ALEYHTE OLANLAR

Oranlarda dikkat çeken bir ayrıntı var.
Hükümeti eleştirenlerde mutsuzluk geçen yıla göre yüzde 25’ten yüzde 41’e çıkıyor. Hükümet yanlılarında ise bu oran geçen yıla göre, yüzde 12’den yüzde 30’a yükseliyor. İki buçuk kat artış. Hükümete destek verenler büyük hayal kırıklığı yaşıyor.
Neden? Gallup bunu söylemiyor. Ancak, araştırmanın Gezi sonrasında yapıldığına dikkat çekiyor.

EKONOMİDE KIRMIZI SİNYAL

Ayrıca iki ekonomik göstergeye yer veriyor.
1- Geçim Zorluğu. Kırsal alanda bu zorluğu çekenler bir yılda yüzde 43’ten yüzde 60’a, nüfusu yüz bini aşan kentlerde aynı zorluğu çekenler yüzde 41’den yüzde 59’a yükseliyor. Halkın yarısından çoğu geçim zorluğu içinde. Çarşı pazarda fiyat artışları halkı çok zorluyor.
2- Ekonomi kötüye gidiyor görüşü. Böyle düşünenlerin oranı, kırsal alanda yüzde 51’den yüzde 63’e, kentlerde yüzde 57’den yüzde 76’a çıkıyor. Oranlardaki artış yine çok yüksek.
Erdoğan iktidara geldiğinden bu yana, ilk kez bu ölçüde güven kaybına uğruyor. Kendisini destekleyen kitle ilk kez bu ölçüde şikâyetçi ve ondan uzaklaşıyor.
Gezi ve Türkiye’nin her yerinde eylemlere gösterilen orantısız şiddet, otoriter yönetim, dış politika maceraları ve ekonomide kırmızı sinyal Erdoğan’ı kaçınılmaz olarak buraya getiriyor.
Erdoğan’ın pembe tabloları arşive kalkmak üzere. İnsanları böylesine mutsuzluğa mahkûm etmesi onun eseri.

Şiddet yeniden hızlanıyor

22 yaşında bir genç daha, Ahmet Atakan, bir başka ölümü protesto için yapılan gösteride hayatını kaybediyor. Abdullah Cömert’in ölümünü protesto gösterisinde, Hatay’da.
Bir eylem sırasında ağır yaralanan ve halen yoğun bakımda bulunan Berkin Elvan için Okmeydanı’nda yapılan gösteride biber gazı, cop, tekme, orantısız şiddet sokaktan geçenleri de hedef alıyor. Eylem İstanbul’da Kadıköy, Taksim, Bakırköy ve Sarıgazi’ye sıçrıyor.
İstanbul İkitelli’de tehlikeli bir gece yaşanıyor. Oradaki eylemcilere elli kişi saldırıyor. Bu elli kişi, herhalde “evde zor tuttuğumuz yüzde ellinin” uzantısı olsa gerek.
Eskişehir’de Yeni Türkü konserinde, bir süre önce orada öldürülen Ali İsmail Korkmaz anılıyor.
Ankara’da ODTÜ eylemlerini Tuzluçayır eylemi izliyor. Orada yine şiddet, yine gözyaşı. Bir protestoyu destek için yeni bir protesto, bir ölümü protesto için başka bir ölüm. Hazin, acı ve yeni gerilimlerin tohumu.
Eylemlere gösterilen orantısız şiddet demokratik uzlaşıyı ortadan kaldırıyor. Ve genç insanların ölümü karşısında bile hükümet geri adım atmayı aklından geçirmiyor.

X