Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Var mı yatırım yapacak enayi?

<B>İETT'</B>nin 130. yılı için hoş bir sergi düzenlenmişti. Oraya gittim dün.

Ve İETT Genel Müdürü Rıdvan Aslan'dan İETT'nin ve İstanbul'da toplu taşımacılığın öyküsünü dinledim. Ne ilginçtir ki, 130 yılda ileri değil, geri gitmişiz. İstanbul'da toplu taşımacılık adına ilk adım ‘‘atlı tramvay’’. Atlı tramvayı İstanbul'a ilk getiren ise Konstantin adında bir müteşebbis. Aldığı izinle, ilk özel toplu taşıma sistemini kuruyor. Ardından bir başka adım, meşhur ‘‘Tünel’’.

O da padişah fermanıyla bir özel işletme olarak izin alıyor. Yapımı Fransızlara, işletmesi ise bir İngiliz firmasına ait.

Bugünkü anlamıyla bir konsorsiyum. İmalatçı ve işletmeci ortaklığı. Belki de bilinen ilk yap-işlet-devret modeli. İmtiyaz süresinin bitiminde tünel Osmanlı Devleti'ne geçiyor. İlişki sürse, belki de aynı şirket İstanbul'un bugün yapmaya çalıştığı metroyu yüz yıl önce bitirmiş olacak.

Bu koca kentin ulaşım sorunu 100 yıl önce çözülecek. Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna'nın anlattıkları ise umut kırıcı. Geçmişin uygulamaları, bugünkünden çok akılcı.

Çünkü İstanbul'da geçmişte yapılanların benzeri bir yatırım yapmak artık imkánsız.

Çünkü süreç sonsuz denecek kadar uzun. Diyelim ki, bir yatırımcı ya da yabancı yatırımcı olarak İstanbul'a böyle bir projeyle gelmek istiyorsunuz.

Diyelim ki, yap-işlet-devret ile bir metro sistemi kuracaksınız.

Prosedür akıl dışı. Önce belediye ile anlaşacaksınız. Bu en kolay kısım.

Sonra İstanbul'daki çeşitli kurullardan ki, sayısı en az 5, projenizi geçireceksiniz, izinlerini alacaksınız. Sonra İstanbul projesinin Ankara seyahati başlayacak.

Önce DPT.

Devlet Planlama Teşkilatı, yapılması düşünülen projenin İstanbul'a faydalı, gerekli ve kabul edilebilir olduğunu araştıracak, onaylayacak.

Oradan konu ilgili bakanlığa, büyük ihtimalle Ulaştırma veya Bayındırlık Bakanlığı'na gidecek.

Diyelim ki, bu bir ulaşım projesi.

DLH'ye gidecek.

DLH mühendisleri ve uzmanları, DPT'nin yaptığının bir benzerini bir kez daha yapacaklar. İnceleyecek, araştıracak, onay verecekler.

İş orada da bitmeyecek.

Oradan konu YPK'ya gidecek.

YPK'da Başbakan başkanlığında toplanacak bir grup bakan da projeyi onaylayacak.

Bitti sanıyorsunuz değil mi?

Bitmedi.

Proje oradan bütün ek dosyalarıyla ve onaylarıyla Danıştay'a gidecek. Danıştay da idari ve hukuki açıdan bir sorun görmezse proje başlayacak.

Başkan Gürtuna'ya ‘‘Bu prosedür ne kadar sürer’’ diye sordum.

‘‘10 yılı buluyor’’ dedi.

Düşünün, bir yabancı yatırımcısınız. Türkiye'ye yatırım yapacaksınız. 10 yıl bir projeyi onaylatmaya çalışacaksınız.

Sonra birkaç yıl bu projeyi hayata geçirmek için uğraşacaksınız. Sonrasında da yatırımı geri alacaksınız. Siz kendinizi yabancı bir şirket başkanının yerine koyun.

Görev süreniz içinde onayı dahi alınamayacak, sizden iki sonraki başkan döneminde yapımına geçilecek ve torunlarınız işin başına geçerken size para kazandırmaya başlayacak olan bir proje için Türkiye'ye gelir misiniz?

Gelmezsiniz tabii. Gelirseniz de, geldiğinize, geleceğinize pişman olursunuz.

BECERİ


DÜNYANIN en ünlü kalp doktoru De Bakey'in otomobili bozulunca doktor otomobili tamire götürmüş.

Tamirci, otomobilin kaputunu açmış ve DeBakey'e dönerek;

‘‘Size bir şey soracağım. Siz ve ben neredeyse aynı işi yapıyoruz. Ben şimdi itina ile kaputu açacağım, bir bakışta problemin nerede olduğunu göreceğim, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım. Sizin de yaptıklarınız farklı değil. Ama siz dolar milyonerisiniz, ben ise üç otuz kazanıyorum. Adalet mi bu?’’ diye sormuş.

De Bakey, tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:

‘‘Haklısın. Durum adil değil. Bu yaptıklarının tamamını, motor çalışır ve otomobil yolda giderken yapmayı denesene.’’

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?


Bu ülkede eksik olanın para değil, karşılıklı sevgi olduğunu anladığımız zaman.

(Sevgili Prof. Dr. Azmi Hamzaoğlu'na saygıyla.
X