Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vapurlu marka nereye gidiyor

Amblemindeki ‘vapur’ resmi dolayısıyla üretici ve tüketicinin hafızasında yer edinen İzmir kökenli Kristal Zeytinyağları, başarılı geçmişini geleceğe de taşıyor.

ZEYTİN ve zeytinyağı sektörü yüksek katma değerli bir ekonomik faaliyet alanı. Ülke ve bölge ekonomisini yakından ilgilendiriyor. Bu yüzden sıklıkla yazılarımda yer vermeye çalışıyorum. İzmir kökenli bir marka, Kristal Zeytinyağı... Amblemindeki ‘vapur’ resmi dolayısıyla uzun yıllardır ‘Vapurlu Marka’ olarak üretici ve tüketicinin hafızasında yer edinmiş. Şirket genel müdürü ise, İzmir iş hayatında çok olumlu izler bırakmış ve genç sayılacak yaşta hayata veda etmiş Bence Dologh’un oğlu Christopher Dologh... Değerli dost Chris ile Kristal’in başarıyla dolu geçmişini ve gelecek beklentilerini konuştuk.

77 yıllık geçmiş

İzmirli işadamı Anthony Micaleff, 1934 yılında zeytinyağı ticareti, 1938’de de zeytinyağı üretimine başlıyor. 1945 yılında Anonim Şirket olarak kurulan Ticaret ve Sanayi Kontuvarı Türk A.Ş. ise Bakanlar kurulu tarafından Türk A.Ş. olarak tescil edilen tek zeytinyağı şirketi oluyor. Chris, “Zeytinyağı o dönemde ağırlıklı olarak, üretim bölgeleri olan Ege ve Marmara bölgelerinde tüketilirdi. İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da zeytinyağı tüketim alışkanlığı olmadığı için Kristal Yağları, Anadolu’da Türk insanına zeytinyağını tanıtmakta ve zeytinyağı yeme alışkanlığı sağlamakta öncülük etmiştir. Ulaşımın zor olduğu bu yıllarda denize kıyısı olan şehirlere sevkiyatımızı gemilerle yapar, buradan da trenlerle müşterilere gönderirdik” derken, insana ‘nereden nereye’ diye düşündürüyor.

İlk ambalajlı ihracat

Chris, 1950’lerde o yıllar için çok büyük rakam olan 15 tonluk günlük üretimin, bugün günde 200 tona yaklaştığını söylüyor. Yanısıra, Kristal  Türkiye’nin ilk riviera tipi zeytinyağını üreterek, yurt dışına ilk ambalajlı zeytinyağı ihracatını gerçekleştiren firma olma özelliği de taşıyor. Üretim ve satışlarına riviera tipi ile başlayan şirket, zamanla naturel sızma zeytinyağı (Körfez Bölgesi), Antik Küp naturel sızma zeytinyağı (Güney Ege Bölgesi), rafine ayçiçek yağı, rafine mısır yağı, rafine kanola yağı, zeytinyağı sabunu ve çekirdeksiz kuru üzüm üretimiyle devam ediyor. Kristal, yaklaşık 100’ü üretimde olmak üzere toplamda 200 kişiye istihdam sağlıyor. Trakya’da bu yıl yapılan yatırımla ayçekirdeği kırımına da başlayan firmanın amacı, tedarik zincirini daha etkili kullanarak, Kristal marka rafine ayçiçek yağını yurtiçi ve yurtdışında daha üst seviyelere getirmek.

YURTDIŞINDA MARKALAŞMAK

Türk zeytinyağı sektörünün gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında ulaşabileceği potansiyelin çok altında olduğunu ifade eden Chris, “On yıl içinde dünyanın ikinci büyük üreticisi olabiliriz, ancak uluslararası maliyet avantajımız yok. Dolayısıyla yurtdışında markalaşmak ve yurtiçinde tüketimi bitkisel yağlardan zeytinyağına kaydırmayı hedeflemeliyiz” diyor.

KAYITDIŞI VE TAĞŞİŞ

Halen zeytinyağı sektörünün uğraştığı en önemli iki sorun, kayıtdışılık ve tağşiş... Chris, tam bu noktada tüketiciyi uyarıyor; açık ve markasız zeytinyağları tercih edenler farkında olmadan her türlü sağlık ve denetimden uzak üretilmiş, çoğu zaman karışık ve kusurlu yağları tüketiyor. Bu durum, özellikle zeytinyağı ile ilk defa tanışan tüketicilerin gerçek zeytinyağını tanımasına ve tüketiminin artmasına engel oluyor.

TÜKETİMDE ARTIŞ

Chris, bitkisel yağ tüketiminin yaygın olduğu ülkemizde, son zamanlara kadar yıllık zeytinyağı tüketimi kişi başı 700 gramlarda seyrederken, bugün 1.5 kg seviyelerine ulaştığını belirtiyor. Zeytinyağı tüketiminde görülen bu artış üreticiler kadar sanayicileri de memnun ediyor. Chris, “Zeytinyağı sektörü gün geçtikçe güçlenecek. Yaşanan kalite sorunları sektörün ortak çabaları ile azalacak, yurtiçinde tüketim hızla artacak. Yurtdışında ise Türk menşeyli zeytinyağları kurumlarımızın ısrarlı tanıtım faaliyetleriyle her geçen gün daha da tercih edilir hale gelecek” diye konuşuyor. Chris’e göre, bitkisel yağ tarafında iç üretimin daha fazla artması pek mümkün görünmüyor. “Türkiye’nin net ithalatçı olduğu bu sektörde dış piyasalara olan bağımlılık ne yazık ki devam edeceğe benziyor. Ancak, zeytinyağının bitkisel yağın yerini almasa da her geçen gün artarak zorlayacağını öngörüyoruz” diyor.

 

 

X