Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Van edebiyatı

ALMAN yazar Franz Werfel’in “Musa Dağ’da (Dağı’nda) Kırk Gün” adlı romanını okudunuz mu? Okumadıysanız, okumayın, okumaya değmez! İnsanı çıldırtır!

Okumaya değmez ama Ermeni soykırımı iddiasında bulunanlar bu yazınsal kurguya dayanan (fiction) romanı tarihsel belgeli kanıt olarak ileri sürerler.

Geçenlerde bir gazetede bir tür Van ağıdı okudum. Van kökenli biri gene Van kökenli birine Ermeni soykırımını çağrıştıran melodramatik bir öykü anlatıyordu. Sanki Amerikan ordu birlikleri durup dururken bir Kızılderili kabilesine saldırmış ve bütün canlıları kılıçtan geçirmiş gibi.

Geçen ay Adana’yla ilgili bir Ermeni soykırımı iddiası provası yapıldı. Yurtdışından Ermeni dernekleri çağırıldı. Katılanlardan biri açıklarsa sevinirim: Acaba Mersin, Adana, Hatay ve havalilerinde yaşanan Ermeni saldırıları, katliamları; kurulması tasarlanan Kilikya Ermeni devleti tasarıları, Fransız Yabancı Lejyonu’na bağlı kanlı Özel Ermeni Lejyonu, Çukurova’nın yaşadığı “Kaç Kaç” felaketi de konuşuldu mu?

Şimdilerde pek moda: Dersim olayları, Van ve Pontus öyküleri ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülüyor. Sürülsün ama paranın sadece yazı tarafı değil tura tarafı da anlatılsın, tasvir edilsin. Benim gerçekleri gizlemek gibi bir niyetim yok. Olayların “yüzü” anlatılırken “tersi”nin es geçilmesi, karartılmasına itiraz ediyorum. Yüzleşme olacaksa Koçgiri isyanından başlasın!

* * *

Van olayıyla ilgili olmak üzere, gerçeğin “tersi” tarafına tanıklık etmesi için, Justin McCarthy’nin “Ölüm ve Sürgün”ünü (İnkılap Kitabevi) tanıklığa çağıracağım:

“1915 Mart’ında, Van vilayetinde ayaklanma patlak verdi. Ermenilerin ayaklanmacı güçleri toplandılar ve örgütlendiler. Bundan sonra Ermeni köylüleri Van kentine sızdı. Ermeni köylüler Müslüman köylerine saldırdı ve buna karşılık Kürt aşiretleri Ermeni köylerini bastı. 20 Nisan’da Ermeniler, polis karakollarına ve Müslümanların konutlarına ateş etmeye başladılar. Ermeni ayaklanmacılar kentin içinde ve çevre köylerde kendi ayaklanmalarını sahneye koymak için yeterince silah gizlemişlerdi ve Osmanlıların hesabına göre 4.000’i bulan sayıda Ermeni savaşçısı kentin içine girmişti. Ermeniler ilerleyip Osmanlı güvenlik güçlerini yenilgiye uğrattıkça, Müslüman mahallesini de yakıyorlar ve ellerine düşen Müslümanları öldürüyorlardı. 14 Nisan’da kent tümüyle Ermenilerin elindeydi, ancak kentin düşmesinden sonra gelen Osmanlı birliklerince kuşatma altına alınmıştı. Ermeniler, kenti, Kafkasya’dan yola çıkan Rus birlikleri yetişebilene dek ellerinde tuttular.” (s. 208)

“Van’ın Müslümanları, herhangi bir direniş örgütlemeye olanak bulamadan etkin biçimde yok edilmişlerdi ve ileri gelen kişilere edilen korkunç işkenceler ancak pek yoğun bir hıncın ürünü olabilir. Van’da İslamlarla ilgili ne varsa yakılıp yıkıldı. Çok eski zamanlardan kalma 3 yapı dışında, bütün camiler ateşe verildi ya da yerle bir edildi. Müslüman mahallesinin tümü yakılıp yıkıldı. Ermenilerin bu çalışması ve Osmanlılarla Ermeniler arasındaki çatışma bittiğinde, Van, bir kentten çok, bir ilkçağ kenti yıkıntılarına benzemekteydi.” (s. 209)

* * *

Gerçeğin arka yüzünde (bir tarafsız kalemden) bunlar ve 80 bin Müslüman’ın katli yazıyor. Ayıptır, günahtır! Renkli Devrim güdümlü Beşinci Kol ve yardakçıları öylesine alçakça saldırıyor, insanlar öylesine sindiriliyor ki, birinin çıkıp gerçekleri yazması gerekiyor!

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI